ProjelerAraştırmacılarTartışma Tebliğleri
Güven Sak: “Türkiye, Çin’in sanayi ve yenilikçilik deneyiminden yararlanmalı”

TEPAV Kurucu Direktörü Güven Sak, China Today Türkiye’nin son sayısında yayımlanan yazısında, diplomatik ilişkilerinin 55’inci yılında Çin ve Türkiye’nin ekonomik dönüşümünü karşılaştırdı. Çin’in istikrarlı reform politikalarıyla yenilikçilik sınırına ulaştığını belirten Sak, Türkiye’nin Çin ile iş birliğinde sıfırdan sanayi yatırımlarına odaklanması gerektiğini vurguladı.

Güven Sak: “Türkiye, Çin’in sanayi ve yenilikçilik deneyiminden yararlanmalı”
Yayın Tarihi:29/09/2026

TEPAV Kurucu Direktörü Güven Sak’ın “Çin ve Türkiye: 55 yıl önce, 55 yıl sonra” başlıklı yazısı, China Today Türkiye’nin 2026 sonbahar sayısında yayımlandı.

Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti’nin 1971 yılında diplomatik ilişki kurduğunu hatırlatan Sak, iki ülkenin geçen 55 yıldaki ekonomik dönüşümünü Harvard Üniversitesi Growth Lab’in ülkelerin imkân setlerini ve sıçrama kabiliyetlerini esas alan sınıflandırması üzerinden değerlendirdi.

Çin’in dönüşümünde 1992 dönüm noktası oldu

Çin’in 1960’ların başından itibaren imkân seti geniş ve sıçrama potansiyeli yüksek ülkeler arasında yer aldığını belirten Sak, ülkenin 1971-1992 döneminde bu grup içinde dalgalı bir seyir izlediğine dikkat çekti.

Çin’in ekonomik dönüşümünde 1992 yılının belirleyici olduğunu ifade eden Sak, Deng Xiaoping’in Shenzhen, Zhuhai ve Şanghay’ı kapsayan Güney Turu ile reform politikasında tutarlılık sağlandığını kaydetti. Planlı ekonomiden “sosyalist piyasa ekonomisi”ne geçişin teyit edildiği bu sürecin ardından Çin’in düzenli biçimde yenilikçilik sınırına doğru ilerlediğini belirtti.

Sak, Çin’in 2014 yılından itibaren dünyada mevcut ürünlerin hemen hemen tamamını üretebilme kabiliyetine sahip ülkeler arasına katıldığını, daha fazla zenginleşmek için yeni ürün ve teknolojiler geliştirmesi gereken bir aşamaya ulaştığını ifade etti.

Türkiye sağ üst grupta dalgalanmaya devam etti

Türkiye’nin 1960’larda ve diplomatik ilişkilerin kurulduğu 1971 yılında, kabiliyet ve imkân havuzu sınırlı ülkeler arasında bulunduğunu belirten Sak, ülkenin 1980’lerde başlayan dışa açılma ve serbestleşme süreciyle imkân setini genişlettiğini aktardı.

Türkiye’nin bu dönemde sıçrama yapabilmek için doğru ve istikrarlı politikalara ihtiyaç duyan ülkeler arasına yerleştiğini kaydeden Sak, Çin’in 1992 sonrasında sağladığı politika tutarlılığını Türkiye’nin gösteremediğini ifade etti. Avrupa Birliği sürecinin Türkiye açısından önemli bir siyasi istikrar unsuru olduğuna işaret eden Sak, 2000’li yılların başında ortaya çıkan fırsatın değerlendirilemediğini belirtti.

Sak, Çin’in istikrarlı biçimde yenilikçilik sınırına ilerlediğini, Türkiye’nin ise imkân seti geniş olmakla birlikte politika istikrarına ihtiyaç duyan ülkeler grubunda dalgalanmayı sürdürdüğünü aktardı.

İki ülke dünyanın temel tedarikçileri arasına girdi

Çin’deki dönüşümün simgelerinden biri olarak Shenzhen’i gösteren Sak, kentin nüfusunun 1980’de 332 bin düzeyindeyken günümüzde yaklaşık 18 milyona ulaştığını belirtti. Daha önce istiridye üretimiyle tanınan Shenzhen’in bugün Huawei, Tencent ve BYD gibi şirketlere ev sahipliği yapan dinamik bir sanayi merkezine dönüştüğünü söyledi.

1980’lerin Çin’in yanı sıra Türkiye için de sanayileşme dönemi olduğunu hatırlatan Sak, 1970’lerde kurulan siyasi ve diplomatik ilişkilerin ekonomik bir temele kavuşmasını sağlayan adımların bu dönemde atıldığını kaydetti.

Çin ve Türkiye’nin 1995-2024 döneminde birer sanayi ülkesine dönüşerek dünyanın temel tedarikçileri arasına girdiğini belirten Sak, 1990’ların ikinci yarısında ürün ve pazar çeşitliliğinde Batı Avrupa ülkeleri ile ABD öne çıkarken 2024 itibarıyla Çin, Türkiye ve Hindistan’ın tabloda belirginleştiğini söyledi.

“Çin yatırımlarında sanayiye odaklanılmalı”

Ticari ilişkilerde ulaşılan aşamanın iki ülke arasındaki yatırımların niteliğini daha önemli hâle getirdiğini vurgulayan Sak, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Mısır’ın ardından bölgede en fazla Çin yatırımı alan üçüncü ülke olduğunu belirtti. Bununla birlikte Türkiye’ye gelen Çin yatırımlarının büyük bölümünün kredilerden oluştuğunun altını çizdi.

Önümüzdeki dönemde Çin’in Türkiye’deki sanayi yatırımlarına odaklanılması gerektiğini ifade eden Sak, Çin yatırımları içinde en düşük paya sahip olan sıfırdan yatırımların Türkiye’nin yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi açısından önem taşıdığını söyledi.

Türkiye’nin Çin ile bu alandaki iş birliğini güçlendirmesi gerektiğini belirten Sak, “Çin’in yenilikçilik sınırına doğru gerçekleştirdiği sıçrama Türkiye açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye’nin daha fazla zaman kaybetmeden Çin’in sanayileşme ve yenilikçilik deneyiminden nasıl yararlanabileceğine odaklanması gerekiyor” dedi.





China Today Türkiye Dergisi 73. sayısında yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

 

Paylaş:
tepav

TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.

© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.

Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara

Telefon: +90 312 292 5500

Fax: +90 312 292 5555

tepav@tepav.org.tr / tepav.org.tr

TEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.