Arşiv

  • Ağustos 2022 (4)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)
  • Ekim 2021 (10)
  • Eylül 2021 (11)

    Nasıl bir ekonomik program?
    Fatih Özatay, Dr. 17 Ocak 2020
    Dört ayaklı bir programa ihtiyaç var. Birinci ayak kredi arzına ilişkin: Bankaların sorunlu kredi miktarı fazlaysa, bankaların kredi arzı azalıyor ya da az artıyor.  Elbette önce bu sorunun düzeyini bilmek şart. Daha sonra da bu sorunu nasıl çözeceğimize kafa yormamız gerekiyor. Bu çerçevede, TEPAV’ın “Ekonominin Seyir Defteri” dizisinin ikincisi ışık tutuyor. Ayrıntıya girmiyorum; arzu edenler TEPAV web sayfasına bakabilirler. [Devamı]
    Kırılgansa kırılabilir
    Fatih Özatay, Dr. 15 Ocak 2020
    Türkiye ekonomisinin kırılganlık düzeyinin önemli bir göstergesi olan tahvil sigortalama primi (CDS primi, kaza sigortası primi de diyebiliriz) ile faiz arasındaki ilişkiye son yazımda değindim. Kıssadan hisse şuydu: Faizi kalıcı olarak düşürmek istiyorsak CDS primini şu andaki düzeyinin (280 civarı) çok daha altına (mesela 50 civarına) düşürmemiz gerekiyor. Farklı bir ifadeyle kırılganlıklarımızı mümkün olduğu kadar azaltmalıyız. [Devamı]
    2020 bize yine yeniden 500 liralık banknotu geri getirir mi?
    Güven Sak, Dr. 14 Ocak 2020
    Bu hafta kütüphanenin bir yerlerine sıkışmış bir 500 Türk liralık banknot buldum. Paranın üzerinde Sayın Yavuz Canevi’nin imzası vardı, mavi renkliydi, arkasında İzmir Saat Kulesi’nin resmi vardı. Yavuz Bey, Allah selamet versin, 1984-1986 yılları arasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası guvernörü olduğuna göre, demek ki banknot o yıllardan kalma. Bu vesileyle, bir süredir aklımda olanı anlatayım: Sizce 2020 yılı bize yine yeniden 500 Türk liralık banknotu geri getirir mi? Nereden aklıma geldiğini anlatmak isterim. Hem bu buradan yola çıkarak, hepimizin duayeni, rahmetli Güngör Uras’ı da anmış olayım. O olsa şimdi böyle anlatırdı. [Devamı]
    Düzgün ekonomi politikası eşittir düşük risk primi
    Fatih Özatay, Dr. 10 Ocak 2020
    Son yazıda makul bir faiz oranının ne düzeyde olabileceğini tartıştım. O yazıdan çıkan önemli bir sonuç, makul faizin makul bir düzeyde olmasını istiyorsak ki istememiz gerekir -zira buradan ‘makulden’ kasıt normal bir ekonomide gözlenen düşüklükte faizdir- Türkiye’ye ilişkin risk algılamasını düşürmemiz gereğidir. [Devamı]
    Makul faiz ne zaman makul olur?
    Fatih Özatay, Dr. 08 Ocak 2020
    Yenilerde sıkça duyuyoruz: ‘Makul faiz’. ‘Makul’ soyut bir kavram olduğuna göre, makul faizi kesin bir biçimde hesaplamanın mümkün olmadığı ortada. Ama yaklaşık olarak hesaplamak mümkün. [Devamı]
    Siz hiç G-20 ülkelerinin CDS primlerine baktınız mı?
    Güven Sak, Dr. 07 Ocak 2020
    2019 yılı bitti. 2020’ye geldik. Hala banka mevduatının yarıdan fazlası yabancı para cinsinden. Nedir? Öncelikle Türklerin, Amerikan dolarına değil de, Türk lirasına güvenmesini temin edecek bir şeyler yapmak gerekir. Bu iş öyle polisiye tedbirlerle filan olmaz. Azarla, emirle filan hiç olmaz. Önemli olan, milletin gönül rahatlığı için de kendi parasına güvenini sağlamlaştıracak tedbir setini bulmaktır. O tedbir seti neredeyse bir buçuk yıldır hala bir türlü bulunamadığı, kumda oynamak tercih edildiği için, vaziyet böyleyken böyledir. [Devamı]
    Bir gelişmemişlik göstergesi: Düşük asgari ücret
    Fatih Özatay, Dr. 01 Ocak 2020
    Sabahın kör karanlığında araba kiralama şirketindeki güleryüzlü görevli, internetten doldurduğum formdaki ‘edu’lu adresten olsa gerek “ne hocası” olduğumu sordu. ‘Ekonomi’ yanıtını alınca asgari ücret artışı hakkındaki görüşümü merak etti. Yok artık; sabahın 7.20’si, üstelik 4’te kalkmışım. Uyku sersemi, geçiştireyim diye “düşük” dedim. Yutmadı, muzip; “ama daha yüksek olursa ekonomi için kötü olurmuş” diye ağzımı aradı. [Devamı]
    Finansal derinleşmede yolun sonu mu?
    Fatih Özatay, Dr. 07 Şubat 2018
    Türkiye ekonomisinin son on beş yılına bakıldığında en çarpıcı gelişmelerden biri finans sektöründe yaşandı. Önemli bir finansal derinleşme gerçekleşti. Finansal derinleşmeyi en belirgin sergileyen göstergelerin başında toplam kredi stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı geliyor: 2002 sonunda yüzde 10’un biraz üzerindeyken, 2017’nin üçüncü çeyreği itibariyle yüzde 60’ı az miktarda geçmiş durumda (Grafik 1).Finansal derinleşme genellikle olumlu bir gelişme olarak yorumlanır. “Genellikle” çünkü finansal derinleşmenin ne ölçüde sürdürülebilir olduğu da önemlidir. Sürdürülebilirlik açısından özellikle iki noktaya dikkat etmek gerekir. Birincisi, belli bir zaman diliminde gerçekleşen finansal derinleşmenin temel nedeni çok hızlı kredi artışı ise, büyük ihtimalle o ekonomiye ilişkin r [Devamı]
    Türkiye neden içinden değer zinciri geçen bir ülke olamadı?
    Güven Sak, Dr. 05 Şubat 2018
    Türkiye ekonomisini tanımlayan ilk üç mesele nedir? Hadi gelin buradan başlayalım bugün. Böyle bir soru ile herhalde karşılaşıyorsunuzdur. Doğrusu “dil ağrıyan dişe gider” misali herkesin farklı bir cevabı olabilir. Hatta ben farklı cevapları duymayı da isterim doğrusu. Ama unutmayın ilk üç diyorum. İlk beşi de var bunun elbette. Bana böyle bir soru sorulduğunda, benim favorilerimi bugün size anlatayım. Ve başlıktaki meseleye, Türkiye’nin bir türlü içinden küresel değer zinciri geçen ülke olamamasına geçeyim. Ben bu meseleyi üçüncü sıraya yerleştirdim ve doğrusu ilk iki meselenin niteliğini de etkilediğini düşünüyorum. Yokluğunu da nereye bağlıyorum? Türk sanayinin servisifikasyon problemine ve hizmetler sektöründeki rekabet kısıtına elbette. Gelin anlatayım. [Devamı]
    Peki, şimdi ne yapmak lazım?
    Güven Sak, Dr. 20 Kasım 2017
    Sanki ben bu havayı daha önce teneffüs etmiştim. Bir tarafta bir tedirginlik var. Tedirginlik, ekonominin gidişatı konusunda. İşin böyle gitmeyeceğini, düşündüğünüzden daha çok kişi görüyor. Öteki tarafta ise uzun bir iktisadi tedbirler çarşaf listesi var. Bakıyorsunuz, hepsi de  son 15 yılda Türkiye’de ihmal edilmiş deve dişi gibi işler. Bugünden yarına herhangi birinin hemen halledilip, sonuç alınamayacağı gün gibi ortada. Uzun iktisadi tedbirler manzumesi, ortadaki tedirginliği yalnızca artırıyor, çaresizliği besliyor. Neden? 2019 yılı aynı anda hem çok yakın, hem çok uzak olduğu için. Dolayısıyla soru hep ortada kalıyor: “Peki, şimdi ne yapmak lazım?” Gelin bugün bir bakalım ortadaki telaşeye. [Devamı]