Arşiv

  • Nisan 2024 (7)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)
  • Mayıs 2023 (9)

    Hadi hayırlısı
    Fatih Özatay, Dr. 23 Haziran 2023
    Yazıyı yazmak için bilgisayarın başına oturduğum an itibarıyla durum şöyleydi: Hazine ve Maliye Bakanı değişmişti. Devir-teslim döneminde yeni bakan rasyonel (akla uygun) politikalara dönüleceğini açıklamıştı. Farklı bir ifadeyle, seçime kadar uygulanmakta olan ekonomi politikasının akla uygun olmadığını belirtmişti. Merkez Bankası Başkanı değişmişti. Eski Merkez Bankası Başkanı ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı olmuştu. Yani, akla uygun olmadığı ima edilen ekonomi politikasının önemli uygulamalarına imza atan bir kişi, önemli bir başka kurumun başkanlığına getirilmişti. Akla uygunluk açıklamasının ardından nerdeyse üç hafta geçmişti ama henüz açıklanmış bir ekonomi programı yoktu. Buna karşılık bir önemli değişkene ilişkin (asgari ücret) karar alınmış, bir diğeri (polit [Devamı]
    Bir tut ucundan da itelim şu sarkacı
    Fatih Özatay, Dr. 21 Haziran 2023
    Sarkaç Eylül 2021’den beri bir uçta duruyordu. Ne zaman salınmaya başlamasına yol açılacak ve diğer uca ne kadar yaklaşacağına izin verilecek diye merak ediyoruz. Yetmezmiş gibi, o gittiği yerde ne kadar durabileceğini; eski uca ne zaman yönlendirileceğini de sorguluyoruz. Oysa sarkacın, artık nasıl bir sarkaçsa bu, bu garip hareketi yapmasına yol açan yönlendirmelerin arka planındaki temel sorun orada öylece duruyor. [Devamı]
    Ekonomik istikrar beka meselesidir
    Güven Sak, Dr. 20 Haziran 2023
    Ed Leamer, MBA öğrencileri için yazdığı, “Makroekonomik Örüntüler ve Hikayeler” (Macroeconomic Patterns and Stories) kitabına Amerikan PBS kanalından duyduğu “İnsanoğlu, örüntü arayan, hikaye anlatan bir hayvandır”(Human beings are pattern seeking, storytelling animals) sözüyle başlar. Veri analizi bundan daha iyi nasıl anlatılır? [Devamı]
    Bütçede hareket alanı kalmadı
    M. Coşkun Cangöz, Dr. 16 Haziran 2023
    “Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek kimi Merkez Başkanı adayı gösterecek?” “Kaç puan faiz artırımı olacak?” “Faiz artışı kademeli mi olacak yoksa hızlı ve yüksek mi olacak?” “Faiz politikasının döviz kuruna ve borsaya etkisi ne olacak?” [Devamı]
    Turpun büyüğü
    Fatih Özatay, Dr. 16 Haziran 2023
    Son yazımda “bütçe açığı çok yüksek düzeylere -2001 krizinden önce alıştığımız düzeylere- doğru yöneliyor” demiştim. 2001 krizi öncesindeki döneme haksızlık yapmışım. Yaklaşık elli yılın (1975-2022) en yüksek bütçe açığı GSYH’nin yüzde 11,5’i ile 2001’de gerçekleşmiş. 2001 krizi sonrasında uygulamaya konulan ‘Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’ sürekli düşüyor: 2002’de hala yüksek (yüzde 11,1) ama izleyen dönemde her yıl üçer-dörder puan azalarak 2005’te yüzde 1’e kadar geriliyor. 2001 krizi öncesinde ulaştığı en yüksek değer ise 1999 yılında: Yüzde 8,6. 1975-2022 döneminin bütçe açığı gelişmelerini grafikte gösteriyorum. [Devamı]
    Ekonomide rasyonaliteye dönüşün rotası nasıl olmalı?
    M. Coşkun Cangöz, Dr. 08 Haziran 2023
    Seçim sonrasında uygulanacak ekonomik modelin ne olacağı ve ekonomi yönetiminde görev alacak kadroların nasıl oluşacağı seçim döneminde en çok tartışılan konular arasındaydı. Bu konudaki belirsizlik Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanması ve devir teslim töreninde yaptığı "Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır. Kurala dayalı bir Türkiye ekonomisi özlenen refaha ulaşmamızda önemli olacaktır. “Makro finansal istikrarı önceliklendireceğiz” açıklamasıyla bir ölçüde ortadan kalkmış oldu. Bu aşamada Bakan Şimşek’in ifade ettiği “önceliklendirme” kapsamında çözüm bekleyen sorunlu alanlara yönelik hızlı ve etkili adımlar atılması gerekiyor. Peki, bu kapsamda ekonomi yönetimi hangi alana odaklanmalı ve neler yapılmalı? [Devamı]
    Ekonomide durum ve beka
    Fatih Özatay, Dr. 26 Mayıs 2023
    Salı günü ekonomideki kırılganlıkların nasıl beka sorununa dönüşebileceği üzerinde durdum. Güzel örneklerden biri de Temmuz ve Ağustos 2018’de ABD Başkanı’nın Türkiye ekonomisini mahvetmekle tehdit ettiği tweet mesajlarının tetikleyici unsur olduğu 2018-19 kriziydi. İstihdam oranındaki düşüş 2001 ile benzer, küresel krizdekinden ise çok daha fazlaydı. Elbette önemli bir GSYH kaybı da beraberinde gelmişti. Ekonomisi kırılgan olmayan bir ülkede bu tür sonuçlara yol açmayacak birkaç tweet ekonomimizi derinden sarsmıştı. Zira kriz öncesinde oldukça kırılgan bir ekonomimiz vardı. Temel kırılganlık nedeni de finans dışı şirketler kesiminin döviz cinsinden çok fazla borçlu olmasıydı. Atılan tweet mesajları, “bir daha uluslararası piyasalardan zor borçlanırsınız” anlamına geliyordu ve bu denli dış [Devamı]
    Yuvam hesabı
    Fatih Özatay, Dr. 25 Mart 2022
    Salı günü, TL cinsinden kur korumalı mevduat açılması halinde Hazine’nin üstlendiği yıllık faiz yükünü 21 Aralık 2021 TCMB döviz alım kuru ile hesaplamıştım. Bankaların ödeyeceği (en çok) %17 yıllık faiz düşüldüğünde %48 oluyordu. Aynı hesabı 23 Aralık vade başlangıcı ile yaparsanız bu sefer Hazine’ye gelen yük nerdeyse üç katına çıkıyor (%140’a yaklaşıyor). Vade başındaki kur ne kadar düşük, vade sonundaki de ne kadar yüksekse bütçe o kadar bozulacak anlamına geliyor. Bozulan sadece bütçe değil bir de gelir dağılımı. Asgari ücretlinin, işsizin ya da iş buldukça çalışanın tasarruf edecek hali yok. Bu kesimlere bütçeden verilebilecek destek durumu daha iyi olanlara aktarılmış oluyor. [Devamı]
    %19’u beğenmeyip %48’e razı olmak
    Fatih Özatay, Dr. 23 Mart 2022
    Kur korumalı mevduat uygulamasının ilk üç ayı doldu. İlk hesaplar 21 Aralık 2021’de açılmıştı. TCMB’nin döviz alım kurları dikkate alındığında, o tarihte bir dolar 13,02, bir Euro ise 14,7 liraydı. 21 Mart günü geçerli olan TCMB döviz alım kurlar ile hesaplandığında, dolar kurundaki üç aylık artış %13,4, Euro kurundaki üç aylık artış ise %11,1 oluyor. Bankalar, mevduat faiz oranlarını bizlere yıllık olarak söylüyorlar. Kur artışlarını da ‘yıllıklandırarak’ ifade edeyim: Bu dönemde dolar kurunun yıllık artışı %65,4, Euro kurununki ise %52,4. Bankaların kur korumalı mevduat açmak için en çok verdikleri yıllık faiz %17 (üç aylık getirisi %4). Kur artışı ile %17 arasındaki farkı Hazine üstlenecek. Farklı bir ifadeyle, Hazine’nin üstlendiği yıllık faiz dolar için %48,4, Euro için %35,4 oluyor. [Devamı]
    Baş belası
    Fatih Özatay, Dr. 09 Şubat 2022
    Türkiye, 2001 krizinden sonra enflasyonla mücadeleye önem verdi. Ocak 2002’de yüzde 70’i aşan tüketici enflasyonu, 2005 gibi yüzde 7.7’ye kadar düştü. Uzunca bir süre tüketici enflasyonu yüzde 8 civarında seyretti. 2017 başlarına kadar sürdü bu ‘sakinlik’. Sonra da olan oldu. Geldiğimiz noktada artık tek aylık enflasyon, o uzunca süre devam eden on iki aylık enflasyonun üzerinde. [Devamı]