Arşiv

  • Nisan 2017 (18)
  • Mart 2017 (21)
  • Şubat 2017 (16)
  • Ocak 2017 (20)
  • Aralık 2016 (19)
  • Kasım 2016 (22)
  • Ekim 2016 (18)
  • Eylül 2016 (17)
  • Ağustos 2016 (20)
  • Temmuz 2016 (19)
  • Haziran 2016 (20)
  • Mayıs 2016 (22)

    Etiketler

    2019’a kadar ekonomiye odaklanmamız hayal mi?
    Fatih Özatay, Dr. 26 Nisan 2017
    Sizi bilmem ama benim şu “yapısal reform” ya da “yapısallar” sözcüklerinden içim sıkıldı. Bir zamanlar bunlar bir anlam taşıyorlardı; ne var ki kullanıla kullanıla içleri boşaldı. Başı sıkışan “yapısal reform”dan söz ediyor diyor, ardı sıra bir şeyler yapılmış gibi “sıra yapısallarda” deniliyor. Ne kastedildiği belli olsa içim yanmayacak. En iyisi, “yapısal reform” yerine “statükoyu değiştirmek” diyeyim; bugünlük… İki soru: Referandum sonrası Türkiye’nin gündeminin “statükoyu değiştirmek” olması mümkün mü sizce? Bırakın statükoyu değiştirmeyi, daha genel olarak ekonomiye odaklanılabilecek mi?Meşruiyet tartışması bir taraftan, 2019’da olacağı söylenen seçimi kazanmak için şimdiden koalisyon arayışları öbür taraftan… Onca uyum yasası çıkarılacak. Siyaset bu konulara odaklanacak. Avrupa Birli [Devamı]
    El atılması gereken sorunlar
    Fatih Özatay, Dr. 19 Nisan 2017
    Gelin bugün önümüzdeki dönemde el atılması gereken mevcut sorunlarımıza bakalım. Önce yapısal ve daha uzun vadede çözülebilecek sorunları ele alayım. Ancak hemen belirtmem gerekir ki bazı sorunların vade ayrımı çok net değil; hem kısa vadeye hem de uzun vadeye yayılıyorlar. [Devamı]
    Finansman bulmakta zorlanıyoruz
    Fatih Özatay, Dr. 12 Nisan 2017
    Dün, şubat ayına ilişkin ödemeler dengesi verileri açıklandı. Kısaca durum şu: Son on iki ayda toplam 33.7 milyar dolar cari açık vermişiz. Bu açıktan doğan finansman ihtiyacının yüzde 68.9’unu yurtdışından kaynağı belli borç alarak, yüzde 3.8’ini ise Merkez Bankası rezervlerinden karşılamışız. Finansman ihtiyacının yüzde 27.3’ünü ise net hata noksanla, yani (kısmen) kaynağı belirsiz dış borç ile gidermişsiz.Cari işlemler açığından doğan dış finansman ihtiyacımızın altında finansman bulabilmek büyüme oranımızı kısıtlıyor. Kısıtlıyor çünkü yurtiçi tasarruflarımız yetersiz düzeyde olduğundan, yani gelirimizin tüketmediğimiz ve dolayısıyla yatırımlara ayırabileceğimiz kısmı fazla olmadığından, yatırım düzeyimizi önemli ölçüde dış finansman miktarı belirliyor. Şubat ayında (normal yollardan) b [Devamı]
    Toplumun bir kesitinin his dünyasına kısa bir bakış
    Fatih Özatay, Dr. 05 Nisan 2017
    Geçen hafta sonu ile bu haftanın başında iki önemli veri açıklandı: 2016 büyümesini ve Mart 2017 enflasyonunu öğrendik. Sonuç şöyle: 2016’da 2015’e göre büyüme oranımız yarı yarıya azalmış. Enflasyon ise yüzde 11.3’e yükselmiş durumda. Bu verilere ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler Dünya’nın çeşitli köşelerinde ve haberlerinde yer aldı. Bu verileri değerlendirmek yerine dün yayınlanan TCMB’nin “Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu”ndaki bir saptamaya dikkatinizi çekeyim. İkinci sayfada şöyle deniyor: “… Şubat ayında gerçekleşen geçici vergi indirimine rağmen, mobilya ve beyaz eşya fiyatlarında da artışlar gözlenmiştir. Bu dönemde giyim ve dayanıklı tüketim dışında kalan temel mallarda fiyatlar kur geçişkenliği ile kayda değer bir artış göstermiş, bu grupta yıllık enflasyon yüzde 12,19 ile end [Devamı]
    Yok artık; İspanya’dan ve Yunanistan’dan bile mi düşük?
    Fatih Özatay, Dr. 29 Mart 2017
    Haftanın sonunda 2016 yılının son çeyreğine ilişkin gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYH) ve dolayısıyla büyüme oranını öğreneceğiz. Eskiden olsa bayağı bir merakla beklerdim açıklanacak GSYH verilerini. Oysa şimdi yerli yerine oturtamıyorum yeni büyüme oranlarını. Bu, sadece bana özgü değil. Farkındaysanız çoğu analist yorumlarında eski (GSYH) verilerini kullanıyor. Sıkça vurgulanan 2012-2016 döneminde büyüme oranındaki önemli düşüş. Oysa yeni GSYH verilerine göre böyle önemli bir düşüş yok büyüme oranında. Tek başında bu bile yeni GSYH verileri ile hesaplanan büyüme oranlarına kuşkuyla yaklaşıldığını gösteriyor.Bu durumda ekonominin içinde bulunduğu durumu sağlıklı kestirebilmek için başka verilerden medet umuyoruz. Bu verilerin başında işgücü verileri geliyor. Orada işler iyiye gitmiyor. İ [Devamı]
    Otomatik katılım neden patinaj yapıyor?
    Fatih Özatay, Dr. 22 Mart 2017
    “Normal” ekonomilerde yurtiçi tasarrufu artırmak için yapılabilecek “en iyi, en doğru yapısal reformlar listesi”nin ilk sıralarında gelen “sisteme herkesin otomatik katıldığı ama her katılana sistemden çıkma (cayma) tercihinin verildiği bireysel emeklilik sistemi” reformu Türkiye’de neden patinaj yapıyor?Haber şöyle: “1 Ocak’ta bin ve daha fazla çalışanı olan işletmelerden başlayan ve 45 yaş altındaki tüm çalışanların otomatik olarak katıldığı bireysel emeklilik sisteminden cayma tercihini seçerek çıkanların oranı 1 Mart itibariyle yüzde 54’e ulaştı”.Psikoloji ve davranışsal iktisat alanındaki çalışmalar bize kişilerin kendi çıkarlarına uygun davranmayabileceklerini gösteriyor. Bu nedenle özellikle sağlık, eğitim ve emeklilik gibi alanlarda onların çıkarlarına olacak uygulamalarda “yol gös [Devamı]
    Önümüzdeki birkaç yıl büyüme ve istihdam açısından zorlanacağız
    Fatih Özatay, Dr. 15 Mart 2017
    Üç soru: Önümüzdeki birkaç yıl dışarıdan borçlanma olanaklarımız 2015-2016 dönemine kıyasla daha az mı yoksa daha fazla mı olacak? İlk soruya verilen yanıt çerçevesinde bankaların kredi açma davranışları nasıl şekillenebilir? Bu gelişmelerin büyüme ve işsizlik oranına etkileri neler olabilir? Bu sorular son yazımda yer alıyorlardı ve Ocak 2007 ile Şubat 2017 sonu arasındaki dönemde mevduat ve kredi artışlarında gözlenen şu üç özellikten kaynaklanıyorlardı:1) Bu on yılda sadece küresel finansal krizin ekonomik etkilerinin en şiddetli hissedildiği dönem olan 2009’da kredi atış oranı mevduat artış oranının altında kaldı. Zira hem bankalar frene bastılar hem kredi talebi kesildi hem de bankalar yurtdışından kaynak bulamadılar. Bu dönemde, bankalar için mevduat henüz bağlayıcı bir kısıt değildi [Devamı]
    Kredi piyasasında dikkat çeken ikinci özellik
    Fatih Özatay, Dr. 08 Mart 2017
    Kredi piyasasında ilginç gelişmeler yaşanıyor. Bu ilginçliklerden ilkine 15 Şubat tarihli yazımda yer vermiştim. Şu: Son aylarda kamu bankalarının kredi arzı özel bankaların kredi arzına kıyasla çok daha yüksek bir oranda artıyor. 2016’nın son çeyreğinden itibaren kamu bankalarının kredi artış hızı özel bankaların kredi artış hızının iki katını aştı. [Devamı]
    Yatırım yapılmadığının bir başka göstergesi
    Fatih Özatay, Dr. 01 Mart 2017
    Dün ocak ayı dış ticarete verileri açıklandı. Ayrıntıları DÜNYA’da bulabilirsiniz. Ben sadece yatırım malları ithalatı ile ilgiliyim. Zira inşaat dışı yatırım açısından Türkiye ekonomisi iyi bir performans göstermiyor. Oysa sürdürülebilir kalkınma hızımızı artırabilmemiz için inşaat dışı yatırımlar çok önemli. Sadece beton dökerek verimlilik artırılamıyor, sanayileşme sağlanamıyor çünkü. [Devamı]
    Biz bu işi neden yaptık?
    Fatih Özatay, Dr. 22 Şubat 2017
    1 Kasım 2016 tarihinde, yani bundan üç ay yirmi iki gün önce bir dolar 3 lira 10 kuruştu. Merkez Bankası’nın (TCMB) faizi ise yüzde 7.80 düzeyindeydi. Bu tarihten itibaren döviz kurunda baş döndürücü bir artış gördük: Bir ay sonra –aralık ayının başında- dolar kuru 3.45’e çıktı; farklı bir ifadeyle kur yüzde 6 arttı. Aradan bir ay daha geçti ve yeni yılın ilk iş günü bir dolar 3.54’e yükseldi. Yirmi beş gün sonra, 27 Ocak günü döviz kuru 3.88’e sıçradı. Bu yazının kaleme alındığı pazartesi günü ise bir dolar 3 lira 62 kuruşa gerilemişti (tüm bu hareketler grafikte gösteriliyor).Soru şu: Ne oldu da üç aydan biraz kısa bir sürede 3.10’dan 3.88’e sıçrayan, yani yüzde 25.2 oranında artan döviz kuru, bir aydan kısa bir sürede 3.62’ye geriledi? Soru şüphesiz çok kolay bir soru; yanıtı yeteri kad [Devamı]