Arşiv

  • Ekim 2022 (1)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)

    Büyüme göstergeleri
    Fatih Özatay, Dr. 22 Nisan 2022
    2022’de büyüme konusuna kaldığım yerden devam edeyim. Mart ayında enflasyondan arındırılmış net asgari ücretin, hem 2020’deki hem de 2021’deki düzeyinin altına düştüğünü daha önce grafikle göstermiştim.  Memur ya da emekli maaşları için de aynı hesaplama yapılsa aynı sonuca ulaşılacak. Geniş halk kesimlerinin vergiden arındırılmış gelirleri eriyor. Bu olgu, GSYH’nin yüzde 60’ına yaklaşan özel tüketim harcamaları açısından olumsuz bir gelişme. [Devamı]
    Yatırım ile tüketim ters yönde hareket eder mi?
    Fatih Özatay, Dr. 20 Nisan 2022
    Ali Çufadar yıllar öncesinden Merkez Bankası’ndan çalışma arkadaşım. Yine aynı yerde buluştuk. İyi de oldu; Türkiye ekonomisine ilişkin tartışmalar yaparken iyimser bir arkadaşımıza ihtiyaç vardı. Böylelikle bizler de farklı bir açıdan bakabilir olduk. Ali, şu sıralarda ülke dışında, önemli bir projede görev alıyor. Oralardan tweet mesajları ile bizlere ulaşıyor. Anlaşılan biraz karamsarlaşmış. Son mesajlarında Türkiye için geniş kesimlerin fakirleşmesine ve dolayısıyla fakirleşen bir büyümenin sürdürülemeyebileceğine dikkat çekiyor. [Devamı]
    Bir rekor daha
    Fatih Özatay, Dr. 15 Nisan 2022
    Zaten zar zor ayakta duran bir yapı sisteminin temelinden önemli bir taş söktüğünüzde ne olacağı belli. O belli olan gerçekleşmesin diye yapının sağına soluna boyuna koşuşturulup destek verilmeye çalışılıyor. Bu sefer destek verilen kesimin dengesi aşırı yüklenmeden bozuluyor. Hadi, bu sefer ona çare üretilmeye çalışılıyor. Tam bir keşmekeş çıkıyor ortaya. Oradan buradan eğilme emareleri gösteren duvarlar, onların önünde arkasında destekler; dolaşacak yer azalmış içinde ve bahçesinde. Oysa içeride ve bahçede rahat dolaşılsın diye yapılmıştı o bina. [Devamı]
    Makus talihimizi tam yenecektik ki…
    Fatih Özatay, Dr. 13 Nisan 2022
    İşsiz, asgari ücretli, asgari ücretli olmasa da ücreti asgari ücretin birkaç katının altında kalan, döviz cinsinden borçlu, kura ya da faize endeksli borçlu, emekli, memur ya da benzeri bir konumda değilseniz ve ekonomi ile de ilgiliyseniz, Türkiye ekonomisi size çok ilginç geliyor olmalı. Hele meraklı iktisat öğrencileri için bulunmaz bir hazine. Eşsiz deneyler yapılıyor, az rastlanır gelişmeler yaşanıyor çünkü. Üstelik meraklıların bu deneyleri ve sonuçlarını sıkılmadan bol bol gülümseyerek, kısacası eğlenerek özümsemeleri mümkün. Şüphesiz, öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir unsur eğlenmek. [Devamı]
    Döviz rezervi düzeyini önemsizleştirmek gerekiyor
    Fatih Özatay, Dr. 08 Nisan 2022
    Rusya Merkez Bankası’nın yüklü miktarda döviz rezervi vardı. Ukrayna’ya saldırması nedeniyle önemli yaptırımlar geldi Rusya’ya. Bu yaptırımlar çerçevesinde döviz rezervlerinin kullanımına belirgin sınırlamalar getirildi. Egemen bir ülkeyi işgal etmeye kalkıp, binlerce insanın ölümüne yol açan ve milyonlarca insanın da göç etmesine neden olan Rusya, şüphesiz hak ediyor bu yaptırımları. [Devamı]
    Kendimizi köşeye sıkıştırdık
    Fatih Özatay, Dr. 06 Nisan 2022
    Mart ayı tüketici enflasyonu dün açıklandı. Yıllık enflasyon yüzde 61 olarak gerçekleşti. Şubat 2001’de patlak veren krizden sonra tüketici enflasyonu hızla artmış ve Ocak 2002’de yüzde 73 ile zirveye ulaşmıştı. Krizden sonra uygulanan ekonomi programı ile sonraki aylarda belirgin biçimde düşmeye başladı. 3 Kasım 2002’de genel seçim vardı. Genel seçime girilirken (Ekim ayı) tüketici enflasyonu yüzde 33’e kadar inmişti (Grafik 1). [Devamı]
    Yüzde 70’e yöneliş
    Fatih Özatay, Dr. 01 Nisan 2022
    Vallahi Alaattin Aktaş’ın yalancısıyım. Alaattin’e göre mart ayı aylık enflasyonu yüzde 8,5-10,5 arasında oluşacak. Böylelikle, mart ayında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 66-69 arasında bir yerde gerçekleşecek. İster 66 ister 69; oldukça ürkütücü rakamlar bunlar. Yirmi yılı aşkın bir süredir karşılaşmadık bu kadar yüksek değerlerle. 2000’nin başından bu yana baktığınızda enflasyonun yüzde 69’dan yüksek olduğu sadece üç ay var: Şubat 2000: 69,8, Ocak 2002: 73,2 ve Şubat 2002: 73,1. Son ikisi Şubat 2001’de patlak veren krizden sonra yaşanan kur sıçramasının yol açtığı enflasyonlar. [Devamı]
    Çarpıklığın böylesi
    Fatih Özatay, Dr. 30 Mart 2022
    Mevcut ekonomik durumun sürdürülemez olduğunun bir dizi göstergesi var. Önceki yazılarımda bir kısmına değindim. Önce, her sürdürülemez durumun bir süre sürdürülebileceğini, "haklılarmış; gerçekten de sürdürülemezmiş” denilecek anın ne zaman geleceğini bilemediğimizi, zira bu anın -mesela Trump’un küstah tweetleri gibi- tetikleyici şokların devreye girmesi ile yaşanacağını, bu tür şokların ne zaman gerçekleşeceklerinin ise bilinemeyeceğini hatırlatayım.  Bu hatırlatmadan sonra, gelin bugün sürdürülemezliğe bir de son zamanlarda finans sisteminde yaratılan çarpıklıklar penceresinden bakalım. [Devamı]
    Yuvam hesabı
    Fatih Özatay, Dr. 25 Mart 2022
    Salı günü, TL cinsinden kur korumalı mevduat açılması halinde Hazine’nin üstlendiği yıllık faiz yükünü 21 Aralık 2021 TCMB döviz alım kuru ile hesaplamıştım. Bankaların ödeyeceği (en çok) %17 yıllık faiz düşüldüğünde %48 oluyordu. Aynı hesabı 23 Aralık vade başlangıcı ile yaparsanız bu sefer Hazine’ye gelen yük nerdeyse üç katına çıkıyor (%140’a yaklaşıyor). Vade başındaki kur ne kadar düşük, vade sonundaki de ne kadar yüksekse bütçe o kadar bozulacak anlamına geliyor. Bozulan sadece bütçe değil bir de gelir dağılımı. Asgari ücretlinin, işsizin ya da iş buldukça çalışanın tasarruf edecek hali yok. Bu kesimlere bütçeden verilebilecek destek durumu daha iyi olanlara aktarılmış oluyor. [Devamı]
    %19’u beğenmeyip %48’e razı olmak
    Fatih Özatay, Dr. 23 Mart 2022
    Kur korumalı mevduat uygulamasının ilk üç ayı doldu. İlk hesaplar 21 Aralık 2021’de açılmıştı. TCMB’nin döviz alım kurları dikkate alındığında, o tarihte bir dolar 13,02, bir Euro ise 14,7 liraydı. 21 Mart günü geçerli olan TCMB döviz alım kurlar ile hesaplandığında, dolar kurundaki üç aylık artış %13,4, Euro kurundaki üç aylık artış ise %11,1 oluyor. Bankalar, mevduat faiz oranlarını bizlere yıllık olarak söylüyorlar. Kur artışlarını da ‘yıllıklandırarak’ ifade edeyim: Bu dönemde dolar kurunun yıllık artışı %65,4, Euro kurununki ise %52,4. Bankaların kur korumalı mevduat açmak için en çok verdikleri yıllık faiz %17 (üç aylık getirisi %4). Kur artışı ile %17 arasındaki farkı Hazine üstlenecek. Farklı bir ifadeyle, Hazine’nin üstlendiği yıllık faiz dolar için %48,4, Euro için %35,4 oluyor. [Devamı]