Arşiv

  • Ağustos 2020 (2)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)

    Etiketler

    Döviz rezervine bir de böyle bakın
    Fatih Özatay, Dr. 21 Şubat 2020
    Son yazımın başlığı “Döviz satan ve alan: Hangi merkez bankasının işi kolay?” şeklindeydi. Bir önceki yazım ise “ ‘Sabitimsi’ kur rejimleri” başlığını taşıyordu. Her iki yazıda da sabit kur rejimi ya da artış hızı sabit kur rejimi uygulayan ülkelerin karşı karşıya kalabilecekleri sorunlara değiniliyordu. Bu grup biraz daha genişletilip, döviz kuruna çok sık müdahale edilen, dolayısıyla adı konmasa da artış hızı sabit kur rejimini andıran bir kur rejimi uygulayan ülkeler de dahil edilebilir. [Devamı]
    ‘Sabitimsi’ kur rejimleri
    Fatih Özatay, Dr. 19 Şubat 2020
    Yazının başlığındaki ‘sabitimsi’ biraz ‘uyduruk’ bir Türkçe oldu; kastım şu: Artış hızı ‘üç aşağı beş yukarı’ sabit bir kur rejimi. Döviz kuru, özellikle bizim gibi ülkelerde, çok önemli bir değişken. Tasarruf, tüketim, yatırım, ihracat ve ithalat kararlarını yakından etkiliyor. Öte yandan enflasyonun temel belirleyicilerinden biri. Faiz üzerinde de etkili. Bilançolarında döviz cinsinden borçları ile döviz cinsinden alacakları arasında belirgin farklılıklar olan kesimler açısından da hayati önem taşıyor döviz kurundaki hareketler. Dolayısıyla, büyüme ve işsizlik gibi iki çok önemli değişkeni belirlemede önemli bir rol oynuyor. [Devamı]
    Döviz satan ve alan: Hangi merkez bankasının işi kolay?
    Fatih Özatay, Dr. 14 Şubat 2020
    Temelleri sağlam bir ekonomi düşünün. İstikrarlı bir şekilde büyüyor. Hem mevcut durumda hem de gelecekte bu sağlamlığın devam edeceği algısı toplumda ve bu ekonomiyle ilgilenen yabancılarda hâkim olsun. Olumsuz dışsal şoklar mevcut değilse, yerli parası değerlenme baskısı altında kalacaktır. [Devamı]
    Döviz borcu manevra alanını daraltır
    Fatih Özatay, Dr. 12 Şubat 2020
    Borç sınırı, öyle bir kamu borcu-GSYH oranı ki, erişildiğinde kimse o ülkeye borç vermek istemiyor; faiz oranı göğe sıçrıyor. Manevra alanı, GSYH’ye oranla hesaplanan ‘borç sınırı’ ile mevcut kamu borcu-GSYH oranı arasındaki fark olarak tanımlanıyor. Bu alan yeteri kadar genişse, GSYH büyüme oranı çok düşükse ya da negatifse, ekonomiyi canlandırmak üzere faiz dışı bütçe açığını artırıcı bir maliye politikası uygulanabileceği düşünülüyor. [Devamı]
    Daralmaya karşı maliye politikası ve kamu borcu
    Fatih Özatay, Dr. 07 Şubat 2020
    Ekonomileri küçülürken sıkı maliye politikası uygulamak zorunda kalan ülkelerin -bazı koşullar dışında- ekonomilerini daha da küçülten bu davranışı neden sergiledikleri önemli bir araştırma konusu. Son yazımda, çok sayıda ülkeyi kapsayan çok sayıdaki araştırmanın ulaştığı sonuçları özetlemiştim: Bu ülkelerin ortak özelliklerinden biri kamu borcunun milli gelire ya da vergi gelirlerine oranının yüksek olması. [Devamı]
    Ekonomi küçülürken sıkı maliye politikası kader mi?
    Fatih Özatay, Dr. 05 Şubat 2020
    Ekonomileri küçülürken sıkı maliye politikası uygulamak zorunda kalmaları, sorunlu ülkelerin ortak özelliklerinden bir tanesi. Farklı bir ifadeyle, sorunlu ülkeler, ekonomilerindeki küçülmeyi azaltmak ve bir an önce tekrar büyüme patikasına sokmak için kamu harcamalarını artıramıyorlar ve vergi oranlarını düşüremiyorlar. Aksine tam tersini yapmak zorunda kalıyorlar. Bu tür politikaya, ‘döngüye paralel’ politikalar deniliyor. Oysa ‘normal’ ülkeler, ekonomileri küçülürken kamu harcamalarını artırıp vergileri düşürebiliyorlar (karşı-döngüsel politikalar). [Devamı]
    Ekonomi programını gözden geçirmek gereği
    Fatih Özatay, Dr. 31 Ocak 2020
    Son yazımda ekonomi programının temel açmazını tartışmıştım: Tasarruf düzeyi yetersiz olan bir ülkede reel faizin çok düşük bir düzeyde olması –hatta eksi bölgede kalması- isteniliyor. Başka açmazlar da var. İçinde bulunduğumuz düşük büyüme ve yüksek işsizlik oranı ortamından bir an önce çıkmak için uygulanmak istenilen politika, programın Türkiye’yi dış borçlanmaya bağımlı yapıdan kurtarmak nihai hedefi ile de çelişiyor. Şöyle: [Devamı]
    Ekonomi programının sorunları
    Fatih Özatay, Dr. 29 Ocak 2020
    Tabloda G-20 içindeki gelişmekte olan ülkelerin tasarruflarının ve yatırımlarının GSYH’lerine oranları var. 2010-2018 döneminin ortalamaları gösteriliyor. Türkiye’nin tasarruf oranı, grubun ortalamasının 3.9 puan altında. Yatırım oranı ise 1.3 puan üzerinde. Ele alınan ülke grubu oldukça heterojen. Mesela enerji ihracatçıları var, başı sürekli krizlerle belada olanlar var. Bu açıdan ortalama iyi bir ölçüt değil. Çin’in ‘uçuk’ değerlerini bir tarafa bırakın ve ‘gelişen ülke’ sınıflamasına girmesinin haksızlık olduğu Kore’ye bakın. Türkiye’nin tasarruf oranı Kore’nin tasarruf oranının 7.8 puan altında. Yatırım oranı ise 3.2 puan daha düşük. [Devamı]
    Mevcut ekonomik program ve hedeflenen ekonomik yapı
    Fatih Özatay, Dr. 24 Ocak 2020
    Amaçlananı şöyle belirtebiliriz: Üretimimizin yapısı değişsin: İhracata dayalı bir ekonomi oluşturalım ve dış borçlanmaya bağımlılığı azaltalım. Bu amaca ulaşabilmek için uygulanmak istenilen ekonomi politikasını şöyle özetlemek mümkün sanırım: [Devamı]
    Miyopik bir tercih: Döviz cinsinden borçlanma
    Fatih Özatay, Dr. 22 Ocak 2020
    2001 krizinden sonra uygulamaya koyduğumuz ekonomi programının başarılı sonuçlarından biri de Hazine’nin döviz cinsinden borcunun toplam borcu içindeki payının önemli ölçüde düşmesiydi. 2003 başında bu oran %58 düzeyindeydi. Uygulanan programın istikrarı ve dolayısıyla ekonomiye ve milli paramıza duyulan güveni artırmaya başlamasıyla birlikte, bu pay sürekli düştü. Birkaç istisna ay dışarıda bırakılırsa düşme eğilimi kesintisiz oldu. 2010 sonlarına gelindiğinde döviz borcunun payı %26’ya inmişti. [Devamı]