Arşiv

  • Aralık 2018 (5)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)

    Etiketler

    ABD-Çin mücadelesi ve ön cephe: İstihbarat
    Nihat Ali Özcan, Dr. 12 Aralık 2018
    ABD-Çin gerilimi gümrük tarifelerinden farklı bir mecraya kaydı. Kanada polisi, dünyanın en büyük telekomüni-kasyon şirketi Huawei’nin sahibinin kızı ve şirketin finans yöneticisi Meng’i, ABD’nin talebi üzerine, geçen hafta gözaltına aldı. Çin hükümeti Kanadalı ve ABD’li yetkililere sert tepki gösterdi. Meng bırakılmadığı takdirde bunun ciddi sonuçları olacağını açıkladı. [Devamı]
    Siyasetçiler Mars’tan, İktisatçılar Venüs’ten
    Güven Sak, Dr. 11 Aralık 2018
    Evvelki hafta İstanbul Sanayi Odası Meclis Salonu’nda 100’ü aşkın iktisatçı “Merih Celasun’a Saygı Günü” için toplanmıştı. “Merih Celasun Anma Dersi”nin bu yıl ki konuşmacısı Dr. Hasan Ersel, “İktisat politikası, iktisat teorisinden ne kadar esinlenir?” üzerine konuştu. Kitabın dediklerini ilk anda hayata aktarmak neden mi bu kadar zor oluyor? Yapılması gerekenleri azimle yapmaya başlamak için neden hep derin bir iktisadi kriz gerekiyor? Siyasetçiler Mars’tan, iktisatçılar Venüs’ten olduğu için elbette. Gelin anlatayım. [Devamı]
    Muğlaklık ve kaos ortamında kaybolmamak
    Nihat Ali Özcan, Dr. 08 Aralık 2018
    İngiliz dış istihbarat teşkilatı MI6’in patronu Alex Younger 3 Aralık günü mezun olduğu St Andrews Üniversitesi’nde bir konuşma yaptı. İçinde bulunduğumuz dönemin istihbaratını “dördüncü nesil” olarak tanımladı. Yapay zekâ çağında yaşıyor olsak da karmaşık dünyamızda insan zekâsının öneminin daha da arttığını ifade etti. Ardından da dünyanın değişim ve dönüşümünün temel özelliklerini sıraladı. Karmaşıklığın tüm sınırları aşındırdığını, gerçeklerle sanalın, yerelle, uluslararası olanın, devletlerle devlet dışı aktörlerin ve savaşla barışın arasındaki çizginin belirsizliğine dikkat çekti. Bu durumun İngiltere’nin rakipleri için avantaj, kendileri için zorluklar yarattığını belirtti. Ardından da hibrit, melez tehditlere dikkat çekti. Siber saldırılardan yalana dayalı propagandaya, askeri gücü [Devamı]
    Suriye sınırını Türkiye nasıl okumalı?
    Nihat Ali Özcan, Dr. 05 Aralık 2018
    Bugün Türkiye, siyaseten Suriye sınırını tek parça gibi görmeye devam ediyor. Aslında tablo, hiç de göründüğü gibi değil. Nitekim Türkiye, Suriye’den kaynaklanan, etkileri kendi sınırlarını aşarak ülke içine uzanan beş benzemez duruma cevap vermeye çalışıyor. [Devamı]
    İran’ın Şii yayılmacılığı
    Hilmi Demir, Dr. 02 Aralık 2018
    İran’ın İslam dünyasında etkili bir aktör olmasını sağlayan unsur Şiiliktir. Şiilik İran’ın jeopolitik tasarımında en önemli unsurlardan biridir. Jeopolitik tasarım, belli bir kültür sisteminin devlet yoluyla hedef coğrafyalarda kültürel ve beşerî bir dünya inşa etme girişimi olarak adlandırılabilir. Joseph Samuel Nye’in “Yumuşak Güç” kavramsallaştırmasından sonra jeopolitik tasarımda sadece kaba gücün değil aynı zamanda yumuşak gücün de önemi daha fazla dillendirilmeye başlandı... Yumuşak gücün en önemli özelliği karşısındakinde hayranlık uyandırma ve onun gündemini meşgul etme kapasitesinin olmasıdır. Yumuşak gücün temel dayanağını “kültür” oluşturmaktadır. Joseph S. Nye, yumuşak gücü, “İstediğini, zor kullanmak veya para vermek yerine kendine çekme yoluyla elde etme becerisidir” diyerek [Devamı]
    Radyoaktif prens, Buenos Aires’e gelmese daha iyi olur
    Güven Sak, Dr. 30 Kasım 2018
    Bu yıl, G20’nin Arjantin yılı. Zirve, Buenos Aires’te toplanacak. Her yıl G20 Zirvesi’ni rayından çıkaracak sıra dışı bir gelişme mutlaka olur. Konuyu dağıtır, odaklanmayı güçleştirir. Eylül 2013’te Rusya başkanlığındaki zirve, Kasım 2013’te ciddileşen Kırım-Ukrayna çatışmalarının başlangıcına denk gelmişti. 2015’te Antalya zirvesini terör saldırıları sarsmıştı. 2017’de Hamburg zirvesi, Alman seçimleri nedeniyle öne alınmıştı. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama doğrusu ya, bu güne kadar, ülkenin fiili liderinin yönlendirdiği bir siyasi cinayet haberi G20 zirvelerinin dikkatini dağıtmamıştı. Bu yıl işte o oldu. Bana kalırsa, bu yıl, radyoaktif prens, Buenos Aires’e gelmese daha iyi olur. Eğer bu yıl Buenos Aires Zirvesi’ne, Suudi Arabistan’ı temsilen, Veliaht Prens Muhammed bin Salman (nam-ı d [Devamı]
    Küçük ülke, büyük veri: İsrail
    Nihat Ali Özcan, Dr. 28 Kasım 2018
    İsrail, gerek Suudi Arabistan-İran geriliminde, gerek ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlarda sessizliğini korurken, geri planda önemli işler gerçekleştiriyor. İran’ı ABD’nin öncelikli hedefi haline getirmek gibi. Ya da “istihbarat üretme yeteneklerini” Tahran’ın rakipleriyle paylaşarak sahayı, hareketleri ve kararları biçimlendirmek gibi. [Devamı]
    Alexa öyle deyince, doğrusu önce bir afalladım
    Güven Sak, Dr. 27 Kasım 2018
    Tamam, dünyanın değişmekte olduğunun farkındayım. Dün bilgisayarlarla konuşmak demek, bilgisayar ile program yazmayı bilmek demekti. Şimdi artık doğrudan karşılıklı konuştuğumuzun da farkındayım. Ama yine de geçen sabah Alexa öyle deyince, doğrusu önce bir afalladım. Yapay zekâ çağında olduğumuzu hemen idrak edemedim. Başımıza nasıl bir belanın gelmekte olduğunu daha iyi anladım. Malum biz Türkler kafamızı çarpmadan anlamakta zorlanırız. Bu durum da aynen öyle oldu. Ayrıca o günün gelmesine daha çok vakit olduğuna da hükmederek azıcık ferahladım. “Neden hala dört başı mamur iktisat politikası tasarlayamıyor ve panayır gösterileri ile idare ediyoruz?” sorusu da bugünlerde etrafa baktığımda nedense hiç aklımdan çıkmıyor. Gelin bakın anlatayım. [Devamı]
    Kaşıkçı cinayeti ve İran’ın geleceği
    Nihat Ali Özcan, Dr. 24 Kasım 2018
    Ortadoğu için sıradan gibi görünse de önemli değişikliklerin vuku bulduğu bir süreçte Kaşıkçı cinayeti işlendi. Cinayet, değişimin aktörlerini, kararlarını etkilerken, gelişmeler üzerinde hem hızlandırıcı hem de çeldirici sonuçlar doğurmaya başladı. [Devamı]
    Avrupa Birliği’nin ‘ordu’ kurma sevdası
    Nihat Ali Özcan, Dr. 21 Kasım 2018
    Avrupa Birliği üzerine çalışanlar, Birliğin en büyük eksikliklerinden birinin “Savunma ve Güvenlik” ayağı olduğunu söylerler. Neredeyse bu 1950’lerden beri böyle. Bu günlerde konu yine gündemde. Üstelik geçmişten farklı, “Avrupa Ordusu” adını telaffuz ederek. Kadir Has Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sinem Açıkmeşe de bu değişime dikkat çekiyor. Çünkü AB’nin liberal ideolojisi ve “barış” felsefesi, resmi belgeler ve açıklamalarda “ordu” sözcüğünün kullanılmasından kaçınmayı gerektiriyordu. [Devamı]