Arşiv

  • Haziran 2018 (15)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)

    Etiketler

    Güdük sanayi sektörünün düşündürdükleri
    Fatih Özatay, Dr. 08 Şubat 2017
    2010-15 dönemine ait birkaç rakam vererek başlayayım: İmalat sanayinde yaratılan katma değerin gayrisafi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı yüzde 16.1. Buna karşılık, inşaat sektörü katma değerinin GSYH’ye oranı yüzde 7.2, gayrimenkul hizmetlerinde yaratılan katma değerin GSYH’ye oranı ise yüzde 8.9. Farklı bir ifadeyle, 2010-15 döneminde, Türkiye’nin GSYH’sinin yüzde 16.1’i imalat sanayinde yaratılırken, bir o kadarı da inşaat ve gayrimenkul hizmetlerinde yaratılmış (2010-15 döneminin özelliği şu: Yeni GSYH verileri hesaplanırken kullanılan yeni yöntemler ve bilgi kaynakları asıl olarak bu dönem için var. Yoksa bu dönemin bir orijinalliği yok. 2010 yerine 2002’den başlasaydım da çok değişmeyecekti bu oranlar.)İki nokta dikkat çekici. Birincisi, imalat sanayi (ya da sanayi) katma değerinin GSYH [Devamı]
    Emtia fiyatları 'farkı' açıklamıyor: Eski-yeni GSYH karşılaştırması (5)
    Fatih Özatay, Dr. 01 Şubat 2017
    Türkiye İstatistik Kurumu’nun yeni GSYH verilerini anlatmak için yaptığı toplantılardaki (Ulusal Hesaplar Sistemi) sunumunun 52'nci sayfasında ana başlık şöyle: 'Farklar ve Kaynakları'. Kastedilen 'fark' eski GSYH serisinden hesaplanan büyüme oranı ile yeni GSYH serisinden hesaplanan büyüme oranı arasındaki fark. Alt başlık ise şöyle: “Soru: 2015 yılında hiçbir gösterge büyüme işareti vermiyor. Buna karşın büyüme neden % 6 civarında?”. Sorulan soru önemli, zira eski GSYH’ye göre 2015 yılının büyüme oranı % 4. Arada önemli bir fark var. Soruya yanıt olarak bir grafik verilmiş. Grafikte 2009-2016 döneminde aylık demir cevheri fiyatları yer alıyor. 2015 yılında keskin bir düşüş var demir cevheri fiyatında. Sunumun bir sonraki sayfasında yine aynı üst başlık var ve alt başlıkta yine aynı soru [Devamı]
    “Yandım anam yetiş faizi”ni devreden çıkarma adımı
    Fatih Özatay, Dr. 25 Ocak 2017
    Son yazımın başlığı “ Allah tamamına erdirsin” şeklindeydi. Kısmen de olsa erdi. Merkez Bankası, döviz kurundaki hızlı yükseliş karşısında yaklaşık iki haftadır yaptığı işi, dünkü Para Politikası Kurulu toplantısında güçlendirerek sürdürdü. Bankalardan borç alma faizini (grafikte “alt sınır” olarak geçen -ki bizi ilgilendirmiyor şu anda) ve artık sadece adı “politika faizi” olan ve normal koşullar altında yaşayan ülkelerde bankaların merkez bankalarından aldıkları kısa vadeli borcun maliyetini ifade eden faizi (grafikte “repo faizi”) değiştirmedi. Buna karşılık, yaklaşık iki haftadır bankalara borç verdiği iki ayrı kanalın faizini yükseltti: Gecelik borç verme faizini 0.75 puan artırarak yüzde 9.25’e (grafikte “üst sınır”), saat 16’dan sonra geçerli olan “yandım anam yetiş faizi [Devamı]
    Allah tamamına erdirsin
    Fatih Özatay, Dr. 18 Ocak 2017
    Olan biteni artık biliyorsunuz. Sonuçta çok gecikerek de olsa doğru yönde bir adım attı Merkez Bankası. Evet, attığı adım alışılageldik biçimde atılmış bir adım değil, evet yaptığı eylemin adını bir türlü koymuyor ama sonuçta (devamını getirmek koşuluyla) liranın daha da değer kaybetmesini engelleyici bir iş yaptı.Merkez Bankası bankalara üç ayrı faizden borç para veriyor: Haftalık repo faizinden, gecelik borç verme faizinden ve geç likidite penceresi borç verme faizinden. Bunlardan ilki faiz koridorunun içinde belirleniyor ve şu anda yüzde 8 düzeyinde. Gecelik borç verme faizi ise koridorun üst sınırını oluşturuyor ve yüzde 8.5’e eşit. Geç likidite faizi ise cezai bir faiz ve yüzde 10 düzeyinde.Dünyada, normal koşullar altında koridor sistemini uygulayan bir merkez bankasının asıl önemli [Devamı]
    Sanayi üretim endeksinin anlamı kaldı mı? Eski-yeni GSYH karşılaştırması (4)
    Fatih Özatay, Dr. 11 Ocak 2017
    Pazartesi günü kasım ayı sanayi üretim endeksi verisi açıklandı. “Normal koşullar altında” sanayi üretim endeksi önemli bir veri; gelişmişlerde de bizim gibi ülkelerde de. Hem ekonominin önemli bir kesiminde ne olup bittiğini yansıtıyor hem de GSYH serilerinden daha güncel. Mesela Türkiye’de 2016 yılının son çeyreğinde GSYH’nin nasıl şekillendiğini ancak mart ayının sonunda öğreneceğiz. Oysa şu anda kasım ayı sanayi üretimini “biliyoruz”.Dikkat ederseniz “hem normal koşullar altında” dedim hem de “biliyoruz” sözcüğünü tırnak içine aldım. Grafiğe bakılınca neden böyle yaptığım açık biçimde ortaya çıkacak. Şu: Yeni GSYH’nin sanayi katma değeri alt kalemi sanayide olan biteni (yani gerçeği) yansıtıyorsa pazartesi açıklanan ve üzerinde bayağı yorum yapılan sanayi üretim endeksi verisi gerçeği [Devamı]
    Enflasyonu bile tahmin etmek falcılık oldu
    Fatih Özatay, Dr. 04 Ocak 2017
    Bir süredir enflasyon üzerinde durmuyorum. Temel nedeni, enflasyonda uzun süredir hâkim olan “yüzde 8’in az üzerindeki ortalama etrafında dalgalanma” eğilimiydi. Dün 2016’ya ilişkin tüm enflasyon verilerini öğrendik. Salt geçmişe odaklanınca yine aynı sonuca ulaşıyoruz: Ortada bir değişiklik yok. Grafikte 2012’den bu yana her ay itibariyle yıllık tüketici enflasyonunun gelişimi ile 2012- 2016 dönemindeki ortalaması (yüzde 8.1) ve uzun bir süredir hiçbir anlam taşımayan hedef alınan enflasyon (yüzde 5) gösteriliyor.Enflasyon dar bir aralıkta hareket ediyor. 2012’nin ilk birkaç ayı dışarıda tutulduğunda bu eğilim daha da belirginleşiyor. 2016 da bu açıdan farklı bir yıl olmadı. Enflasyon bir ara düşer gibi olduysa da bu eğilim beklendiği gibi sürmedi. Dün açıklanan aralık ayı fiyat artışı ol [Devamı]
    Eski-yeni GSYH karşılaştırması (3)
    Fatih Özatay, Dr. 28 Aralık 2016
    Eski GSYH serisiyle yenisi arasındaki önemli farklardan biri de yeni seride toplam yatırım harcamalarının GSYH’ye oranının eskisine kıyasla yaklaşık on puan yükselmesi. Eskiden yatırım-GSYH oranımızın gelişmekte olan ülkelerde gözlenen ortalama yatırım-GSYH oranına kıyasla çok düşük olduğunu belirtiyorduk. Yeni serideki veriler ışığında yatırım-GSYH oranımızın gelişmekte olan ülkelerin ortalamasına çok yaklaştığını söyleyebiliriz.Ancak toplam yatırımlar için geçerli olan bu olumlu gelişme makine-teçhizat alt kaleminde gözlenmiyor. TÜİK artık yatırım harcamalarını eskiden yaptığı gibi inşaat ile makine-teçhizat ikili ayrımında değil, inşaat, makine ve teçhizat ile diğer aktifler üçlü ayrımında yayınlıyor. 1999’un ilk çeyreği ile 2016’nın ikinci çeyreği arasındaki dönemde makine ve teçhizat [Devamı]
    Unutulanın dışında yeni bir şey var mı? Eski-yeni GSYH karşılaştırması (2)
    Fatih Özatay, Dr. 21 Aralık 2016
    TÜİK’in geçen hafta açıkladığı yeni GSYH serisine ilişkin geçen hafta üzerinde durduğum temel noktalar şunlardı. Birincisi, eski seriye kıyasla daha yüksek bir GSYH serimiz var. Fark 2015’te yüzde 20’ye ulaşıyor. İkincisi, yatırımımızın ve tasarrufumuzun bildiğimizden çok daha yüksek olduğu açıklandı (GSYH’ye oranla yaklaşık 10 puan.) Üçüncüsü, 2011 ve sonrası büyüme oranlarımız eskisine kıyasla çok yükseldi. Bunlardan ilki normal karşılanırken, ikinci ve üçüncü değişikliğe yol açan temel nedenler henüz açıklığa kavuşmadı.Önce, TÜİK’e yapılan bir eleştiriyi haksız bulduğumu belirterek başlayayım. 2009 yılının baz olarak seçildiği belirtiliyor ve bu seçim eleştiriliyor. Zira 2009 kriz yılı; ekonomimiz önemli ölçüde küçülüyor, mallar ve hizmetler arasındaki göreli fiyat yapısı bozuluyor. 200 [Devamı]
    Aslında yerimizde saymamışız: Eski-yeni GSYH karşılaştırması
    Fatih Özatay, Dr. 14 Aralık 2016
    Yeniden hesaplanan gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) üzerine bayağı yazıp çizeceğiz gibi görünüyor. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri benzer bir yeniden hesaplamayı 2014 yılında yapmışlardı. Buna göre 2010-13 dönemi için tüm AB ülkelerinin cari GSYH’lerinde yüzde 3.5’e ulaşan bir yükselme gerçekleşmişti. Güney Kıbrıs, Hollanda ve İsveç’te GSYH artışı önemli boyutlarda olmuştu. Mesela Hollanda’da yüzde 7’ye varan bir artış gerçekleşmişti. Buna karşın, ülkelerin büyüme hızlarında kayda değer bir değişim olmamıştı. Eski büyüme oranları ile yenileri arasındaki fark yüzde 0.1 düzeyinde kalmıştı. [Devamı]
    Doğru ekonomik politika ne?
    Fatih Özatay, Dr. 07 Aralık 2016
    Ekonomi daralma sinyalleri veriyorsa akla gelen ilk soru elbette daralmanın nasıl önleneceğidir. Bu sorunun yanıtı ilk başta kolay gibi: “Talebi artıralım. Bunun için de şunları yapalım: Kamu kesimi harcamalarını yükseltelim, bazı vergi oranlarını düşürelim, özel tüketim harcamalarını artırmak için tüketici kredisi açmayı kolaylaştırıcı mevzuat düzenlemeleri (kredi karşılık oranlarını düşürmek gibi) yapalım, yatırımlar için verilen teşvikleri genişletelim, faiz haddini mümkün olduğu kadar enflasyona yaklaştırarak reel faizi çok düşük tutalım ki tüketim ve yatırım harcamaları artsın ve ticari kredileri de artırmayı hedefleyen bazı düzenlemeler yapalım.” Şu anda alınmakta olan kararlar, tırnak içine aldığım önlemlere büyük benzerlik gösteriyor. Gösterdiği için de beni tedirgin edi [Devamı]