Arşiv

  • Şubat 2023 (1)
  • Ocak 2023 (8)
  • Aralık 2022 (10)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)

    Türkiye G-20'de neden daha aktif değildir
    Güven Sak, Dr. 29 Eylül 2009
    Türkiye'nin G-20 içinde yer alıyor olması önemlidir. Bir adım daha gidelim: Türkiye'nin bu günlerde G-20 içinde yer alıyor olması önemlidir. Dünyamızda iş yapma biçimi 2008 krizi ile birlikte bu günlerde değişmektedir. Bu çerçevede, G-20, yeni küresel iktisadi yapılanmanın mimarisinin şekilleneceği bir platforma dönüşme eğilimindedir. Pittsburgh toplantısında, ileriye yönelik iktisat politikası koordinasyonu konusundaki kararlara bu çerçevede bakılmalıdır. G-20'ye dahil olmak demek, bu çerçeveden bakıldığında, yeni küresel düzenin biçimlenme sürecinde etkili olabilme imkânıdır. Ancak Türkiye aktif bir G-20 üyesi ülke görünümünde değildir. En azından şimdilik değildir. Peki, neden bu böyledir? Bugünkü sohbetin konusu tam da budur. Merak edenleri aşağıya bekleriz efendim. Sorudan [Devamı]
    İhracatçılar desteklenmeden işsizlik zor azalır
    Güven Sak, Dr. 26 Eylül 2009
    Türkiye'de ve dünyada alışık olmadığımız bir dönemden geçiyoruz. Eski alet kutusunun anlamını yitirdiği noktadayız. Bu dönemin dinamiklerini eskiden kullandığımız kavramlarla niteleyebilmemiz mümkün değil. Tembel iktisatçıların söylediklerine hiç girmeyip, sorumuzu soralım: Böyle bir dönemde ekonomiye nasıl bakmak gerekir? Gayet basit: İşsizlik ve istihdam verilerinin bize neler söylediğini daha iyi analiz etmeye çalışarak. Kalanı kocaman bir boş laftır. Bugünlerde bir iktisatçı sizlere, "Büyük bir kur hareketi olmadı, demek ki IMF'ye ihtiyaç yokmuş" diyorsa, ya okumakta olduğunuz yazıyı tam orada okumayı kesin ya da izlediğiniz televizyon kanalını hemen değiştirin. Tabii canınız boş laf dinlemek istemiyorsa, öyle ya, bazen mırıl mırıl boş laf dinlemek hoş bile gelebilir. Koca [Devamı]
    Brezilya'nın notu yükselirken bizim görünümümüz olumluya döndü
    Güven Sak, Dr. 24 Eylül 2009
    Şeker Bayramı tatili gelişmeleri unutturmamalı. Bu ara pek çok olumlu gelişme izledik. Dünyada sanki işler daha olumluya döner gibi öyle değil mi? Gelin buradan başlayalım. Öncelikle Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı. Sayın Ali Babacan'ın yoğun çabaları ilk meyvelerini verdi. Kamu maliyesinde inkâr dönemi sona erdi. Arada Katılım Öncesi Ekonomik Program (KEP) ile de inkârdan dönüyor gibiydik ama aynı dönemde hem hükümet hem de bürokraside ayrıntılı değişiklikler yapıldı. Ekonomi bir süre ikinci planda kaldı. OVP ile birlikte, mali vaziyetteki inkârcı yaklaşımın yerini kabule bırakması ile kamu maliyesindeki felaket hepimiz için görünür hale geldi. Esasen, bundan önce TEPAV raporlarında ortaya konulan mali görünümle kamunun kendi raporlarında ortaya konulan mali görünümün birb [Devamı]
    Amerika'daki tartışmaları izliyor musunuz
    Güven Sak, Dr. 19 Eylül 2009
    Bu günlerde Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) 2008 krizi pek tartışılmıyor. Beyaz Saray'ın web sitesi www.whitehouse.gov'da da manşetteki dört konunun üçü 2008 krizi ile alakalı değil. Manşetin dörtte üçünü ve ABD'nin gündemini Başkan Obama'nın sağlık sigortası reformu tasarısı işgal ediyor. Tartışma öyle burada alıştığımız gibi afaki bir zeminde de yapılmıyor. Ortada son derece somut bir sağlık sigortası reformu tasarısı var. Onu beğenenler ve de beğenmeyenler tartışıyor. Reformun ne anlama geldiği ak kâğıt üzerinde siyah siyah yazıyor. Kimse burada "demokratik açılım" konusunda olduğu gibi karnından konuşmuyor. Birinin konuştuğunu öteki hemen anlıyor çünkü herkes kendi kafasından konuyu belirleyip, kendi çalıp kendi oynamıyor. Bu tartışma önem taşıyor. Bir yandan, ABD'nin [Devamı]
    Hadi orada öyle ama ya burada?
    Güven Sak, Dr. 17 Eylül 2009
    Orta Vadeli Mali Program (OVP) şekillenmeye başladı. Hiç değilse ortada genel hatları üzerinde "hükümetin içinde" anlaşmaya varılmış bir metin olduğunu biliyoruz. Bu olumludur. Şimdi ortaya çıkan genel ifadelerin ne manaya geldiğini ve uygulamaya sorunsuz aktarılıp aktarılamayacağını görmeyi bekleyeceğiz. Bu arada elbette çıkan kısım üzerinde değerlendirme yapmaya da başlayabiliriz. Bugün isterseniz geçen haftadan beri devam ettirdiğimiz şu mali disiplin ve mali kural kavramları üzerinde düşünmeye devam edelim. Sonra açıklanan rakamları bu çerçevenin içinde değerlendirmek daha kolay olabilir.İsterseniz şuradan başlayalım. Dünkü Amerikan Washington Post gazetesinin manşetinde "Dünya hükümetleri zenginlere karşı sertleşiyor" diyordu. Neden böyle diyor? Çünkü gelişmiş ülkelerde ba [Devamı]
    Mali disiplin nedir?
    Güven Sak, Dr. 15 Eylül 2009
    Türkiye 2001 yılı krizinden kemerini sıkarak çıktı. Bütçe disiplini esastı. Buyurun şimdi 2008 yılı krizinin içindeyiz. Yine kemer sıkmamız gereken bir dönemin başındayız. Bütçe disiplini bu kez yine esastır. Peki, 2001 yılındaki problemimizle 2008 yılındaki problemimiz aynı problem midir? Değildir. Bakın, bize kalırsa, neden öyle değildir. İlk soru şudur: 2001 yılı krizi ile 2008 yılı krizi aynı mıdır? Hayır. Elbette değil. 2001 yılı krizi bir tek bizim kendi krizimizdi. 2008 yılı krizi ise bizden ziyade öncelikle küresel ekonominin krizidir. Biz krizin dışarıdan gelen etkilerini küçültebilecekken, inanılmaz bir politika ataleti ile üzerimize düşeni yapmayarak, kendimizi, bize ait olmayan bu krizden en çok etkilenenler listesine başarıyla ekletmiş olabiliriz. Ama sonuç değişm [Devamı]
    Şişmanlığın değişen coğrafyasını takip ediyor musunuz
    Güven Sak, Dr. 12 Eylül 2009
    Geçen hafta dünyadaki bir milyar şişman insanın iktisatçıların başarısızlığına delil olarak alınabileceğinden bahsettik. Muradımız küresel kriz ile birlikte gündeme yerleşen "iktisatçıları sevmiyoruz" ekolüne her iktisatçının aynı olmadığını anlatmaktı. Öyle ya ortada kötü iktisatçılar olduğu gibi iyileri de vardı. İktisat ile ilgili muhabbet kendi başına pek sıkıcı gelir diye konuya şişmanlıktan bahsederek başlamıştık. Ama gelin görün ki, kilosu fazla olanlarla açlık çekenlere ilişkin verdiğimiz rakamlar gazetemizde yanlış çıktı. Bunun üzerine, şişmanlık meselesi ile ilgili bir yazı daha yazıp rakamların doğrusunu kullanmak şart oldu. Konumuz bu durumda şişmanlığın değişen coğrafyasıdır. Reel sosyalizm denemelerinin hazin sonu dünyamızın çivisini bakın nasıl yerinden çıkartmakt [Devamı]
    Dar alanda zorluk nerededir
    Güven Sak, Dr. 10 Eylül 2009
    Salı günü başladığımız konuya devam edelim müsaadenizle. Meselemiz önümüzdeki dönemdi. Etrafınıza baktığınızda, iş iktisat politikasına geldiğinde, bu kriz başladığından beri özellikle kararlı bir uyuyan güzel portresi çizen hükümetimiz sanki bu kez gözlerini açıverecekmiş gibi duruyor. Olur mu olmaz mı belli olmaz ama hazırlıklı olmakta fayda var. Önümüzdeki dönemin temel iktisadi meselelerini şimdiden tartışmaya açmak, bir nevi hazırlıklı olmaya katkıda bulunabilir. İşte bu duygu ve düşüncelerle geçen salı "iktisat politikası alanının daraldığı bir ortamda mıyız" önermesini tartışmaya başlamıştık. Önce çıkan kısmın özetinden başlayalım: İlk olarak, sorulması gereken soruyu sormuştuk: "Nedir bu iktisat politikası alanının daralması?" denilen. Bundan iki husus murat edilebilir [Devamı]
    İktisat politikası alanı hakikaten daralmakta mıdır
    Güven Sak, Dr. 08 Eylül 2009
    İktisat politikası alanının daralması denildiğinde aklımıza gelmesi gereken nedir? Galiba ikidir: Birincisi, içinde bulunduğumuz iktisadi süreçte yapılabilecek bir şey yoktur. Kaderimize rıza göstermekten başka çaremiz yoktur. İkincisi ise yapılabilecekler vardır ancak o yapılabilecekleri yapabilme imkânı son derece sınırlıdır ya da yoktur. Yerimiz dardır, yenimiz dardır. Gelin önümüzdeki dönem iktisat politikası alanına bu çerçevede bir bakalım. Alan hakikaten daralmakta mıdır? Bize kalırsa, önümüzdeki dönemde yapılabilecekler vardır, ancak yapılabilecekleri yapabilme imkânı son derece sınırlıdır. Neden böyledir? Bunu merak edenlerin kamu bütçesine bakmaları yeterlidir. Pardon, pardon elbette kamu bütçesine bakmak isteyecekler için vaziyet son derece zordur. 2009 Eylül ayı iti [Devamı]
    Bir milyar şişman insan iktisatçıları sevmemeye zaten delildir
    Güven Sak, Dr. 05 Eylül 2009
    Yok canım, bütün iktisatçılar şişman değildir. Hepsi bana benzemez ve de sayıları Allah'a şükür daha bir milyara filan varmış da değildir. Yoksa pazarımız pek bölünürdü doğrusu ya. Geçenlerde bıraktığımız "kimse iktisatçıları sevmiyor" meselesinde, işte bu bir milyar şişman insan iktisatçıların başarısızlığına bir başka kanıttır. İktisatçıları sevmemek için kriz bir dizi kocaman delil getirmiştir. Ama bakın hayatın daha içinden deliller zaten eskiden beri mevcuttur. Gelin bakın bir milyar şişman insan niye iktisatçıları sevmemek için bir delil sayılır. Merak edenleri aşağıya bekleriz efendim. Bir milyar şişman insan neden iktisatçıları sevmemeye delil olabilir. Gelin ilk tespitten başlayalım. İlginç bir dönemde yaşıyoruz. Bu çağ kilo fazlalığı olanların sayısının açlık çekenle [Devamı]