Arşiv

  • Ekim 2019 (9)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)

    Etiketler

    Riskini yönetemeyen, krizini yönetir
    Güven Sak, Dr. 29 Ocak 2008
    Hafta sonu Referans'ında konumuz son derece basitti: "Bankaların risk iştahı nasıl artırılır" diye sormuştuk. Bankaların eskisi gibi gürül gürül kredi dağıtmaya başlamaları zor görünüyordu. Olay aslında aynen o Nasreddin Hoca fıkrasındaki gibiydi, gelişmiş ülkelerin finansal piyasalarında son dönemde bir "kazan doğuran kazan mekanizması" vardı. Şimdi artık yok. "Kazan doğuran kazan mekanizması" aynı zamanda "likiditeyi katlama mekanizması"ydı. Biri gidince öteki de bitecek. Dikkat edin, likiditenin aslı bitmeyecek ama ortadaki bolluğu yaratan köpüğü gidecek. Bundan böyle bir süre ek risk üstlenmek artık eskisi kadar kolay olmayacak. Ekonomide biriken riski yönetemeyenler, şimdi iktisadi krizi yönetecekler. Buradan Türkiye'ye dersler var. İlk ders bugün: Riskini iyi yönetmeyi be [Devamı]
    Eric Dinallo, geçen hafta, dünyayı nasıl kurtardı
    Güven Sak, Dr. 26 Ocak 2008
    New York Eyaleti Sigorta Başmüfettişi Eric Dinallo'nun ödeme güçlüğü içine düşen kredi riski sigortalama şirketlerinin alacaklısı bankalarla görüşmesi FED'in faiz indiriminden daha etkili oldu. [Devamı]
    Kapitalizmin en çevreci yüzyılına hazır mısınız
    Güven Sak, Dr. 19 Ocak 2008
    Hiç aklımızdan çıkmayan o lafı, ilk kez Zeki Yamani'nin ağzından duymuştuk. Söyleşi BBC'de bundan yıllar önce yayımlanmıştı. 1970'lerdeki petrol krizi günlerinde Suudi Arabistan'ın Petrol Bakanı'ydı Yamani. O dönemde, OPEC üyesi ülkeler giderek petrol üretimlerini kısıp, fiyatlarını artırıyorlardı. İşte o vakitlerin petrol bakanı. Yamani, "Taş devri etrafta taş kalmadığı için sona ermedi, petrol devri de dünyada petrol tükendiği için sona ermeyecek" dedi. Ne olacaktı? OPEC ülkeleri petrol fiyatlarının kontrolsüz artışına seyirci kalırlarsa sonunda alternatif enerji kaynakları devreye girecekti. Su nasıl mecrasını bulursa, şimdilerde ilgi ve çalışmalar da alternatif enerji kaynakları üzerine yoğunlaşmış durumda. Herkesin birdenbire çevreci oluvermesi ve küresel ısınmanın yerküre [Devamı]
    Katılımlı bir anayasa hazırlama süreci pekâlâ mümkündür
    Güven Sak, Dr. 12 Ocak 2008
    Sayın Başbakanımız perşembe günü 60. hükümetin eylem planını açıkladı. Hükümetimizin 2011 Türkiyesi'ne ilişkin vizyonunu ilk kez ayrıntılı bir biçimde ortaya koydu. Açıklanan 145 maddenin en başında da "Toplumsal uzlaşma ile yeni bir anayasa hazırlanacaktır" hedefi vardı. Öyle anlaşılıyor ki, yeni anayasanın kendisi bir nevi "reformların reformu" olarak kabul ediliyor. Ayrıca yeni anayasanın "toplumsal uzlaşma ile" hazırlanacağı da ifade ediliyor. Müsaadenizle bugün anayasa konusunda ortaya konulan bu son derece olumlu vizyonu ve nasıl operasyonel hale getirilebileceğini ele alalım. Hazırsanız başlayalım. Köşemizin müdavimleri hatırlayacaklardır biz bu yeni anayasa meselesini ilk kez ele almıyoruz. Bundan 4 ay önce AKP'nin bürokratik-akademik seçkinler eliyle kapalı kapılar a [Devamı]
    Tempolu büyümenin engeli 'onlar' değildir
    Güven Sak, Dr. 08 Ocak 2008
    Herkes sorumluluğunu üstlenmelidir. Son günlerde ekonomiye ilişkin kestirimlerde hakim olan fikirlerin arkasında yanlış bir varsayımın yatmakta olduğu izlenimi en azından bu satırların yazarında giderek güçlenmektedir. Analizinizi dayandırdığınız varsayım yanlış olursa, o analizin de fazla bir değeri olmaz. Bu yanlış varsayım dün de vardı, bugün de vardır. Yanlış olduğu dün kanıtlanmıştır ama eğer zamanında davranmazsak, bu kez etkili olma ihtimali yüksektir. Bugün müsaadenizle bu yanlış varsayıma, bu tehlikeli yaklaşıma kısaca bir değinelim. Zaman zaman güçlenen bu yanlış varsayım, Türkiye ekonomisinin performansının, içeride bizim yaptıklarımızdan çok, dışarıdan gelen "onlar"ın tercihlerine bağlı olduğu varsayımıdır. "Her şeye kadir olan 'onlar'dır, 'biz' ise tevekkül içinde [Devamı]
    Amerikan tüketicisinin neşesi hepimizi ferahlatır
    Güven Sak, Dr. 04 Ocak 2008
    Bugünlerde Amerikan tüketicisi gözümüzün bebeği. Herkes işi gücü bırakmış bir halde, ABD kaynaklı bankacılık krizinin Amerikan tüketicilerinin neşesini kaçırıp kaçırmadığını, kaçırdıysa ne kadar kaçırdığını keşfetmeye çalışıyor. Aralık başında, bizde olmayan ama ABD'de olan, fon akımları tablosunun 2007 yılı 3. çeyrek rakamları yayımlandı. Rakamlara bakıldığında, Amerikan hanehalkı servetinde, bankacılık krizinden kaynaklanan, bir büyük olumsuz etki görünmüyor. Konut yatırımlarından gelen kayıp, tahvil ve hisse senedi yatırımlarından gelen kazançla dengelenmiş gibi duruyor. Bakın bu iyi haber. Bankacılık krizinden gelen hasar, bir tek bankalardaki hasarla sınırlı kalacaksa, krizin etkileri daha kolay yönetilebilir. Değerlendirmemize buyurun, efendim. İsterseniz değerlendirmeye, [Devamı]
    Profilo Telra hadisesi, sonsuz yorgunluklar yılında neyi ıskaladığımızı göstermektedir
    Güven Sak, Dr. 01 Ocak 2008
    Bugün 2008 yılının birinci günü. Her başlangıç umut doludur. Geçen yılın nasıl geçtiği ise baktığınız açıyla yakından alakalıdır. 2007 yılı Türkiye açısından bakıldığında bir felaketler yılı olmamıştır ama bir sonsuz yorgunluklar yılı olmuştur. 2008'de bizi yine yorucu bir yıl beklemektedir. Yılın yorucu geçecek olmasına yapılan vurgunun nedeni ek enerji ihtiyacının altını çizmek, hazırlıklı olmanın önemini vurgulamak içindir. Sonsuz yorgunluklar yılından kasıt ise şudur: Bir yandan, ileriye bakarak, sorunlarımızı çözmek için çabalamamız gerekirken bir yandan da olduğumuz yerde durabilmek için enerji harcamamız gerekmektedir. Statükoyu korumak için fazladan enerji gerektiğinde, yapılması gereken öncelikle mevcut enerjiyi daha verimli kullanmak, kayıp-kaçağı engellemektir. Profil [Devamı]
    Kaplan yavrusu edinmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
    Güven Sak, Dr. 25 Aralık 2007
    Çin atasözünü biliyor musunuz? Hani o, "Hamama giren terler"in Çincesi gibi duran atasözünü. "Kaplan yavrusu edinmek isteyen, kaplanın inine girmek zorundadır" diyenini. Bugünlerde etrafımızda olup bitenlere bakarken Türkiye'nin olaylar karşısındaki tavrını değerlendirirken hep bu sözü akılda tutmakta fayda var. Soru ortada değil mi? "Kaplan yavrusu edinmek istiyor musunuz yoksa istemiyor musunuz?" Bu bölgede başı dik dolaşmak istiyor musunuz yoksa istemiyor musunuz? 2007 yılını bitiriyor, 2008 yılına giriyoruz. Yurtdışında bizim buradaki performansımızı etkileyebilecek bir sürü olay var. Ortada riskler ve onlarla birlikte dolaşan fırsatlar var. Biz dünyada olup bitenlere bakınca iki temel unsuru ayırt ediyoruz. Bunlardan ilki uluslararası bankacılık krizi, ikincisi ise Avras [Devamı]
    Filistin'e bağışla değil, balık tutmayı öğreterek yardım edilir
    Güven Sak, Dr. 20 Aralık 2007
    Bir sanayi politikası çerçevesi olarak TOBB-BİS Projesi, Filistin tarafında serbest bölge düzenlemesi yapmak için bazı esneklikler sağlıyor. Bu proje Türkiye'nin bölgedeki ağırlığını da artırır.Bu hafta Filistin için önemli haftalardan biriydi. Sonuçları tartışmalı Annapolis zirvesinden sonra, Filistin Bağışçılar Konferansı 1996'dan beri en geniş katılımla bu hafta başında toplandı. Yaklaşık 90 ülke uluslararası kuruluş heyeti bu toplantı için Paris'e geldi. Toplantıda Salam Fayyad hükümetinin hazırladığı 2008-2010 Filistin Reform ve Kalkınma Planı için finansman desteği arandı. Bu çerçevede, Filistinliler için 3 yıllık bir sürede kullanılmak üzere yaklaşık olarak 5.6 milyar dolar yardım yapıldı. Gelinen noktanın değerlendirmesi nereden baktığınıza bağlı. Bir yandan, Filistin m [Devamı]
    Tüketici kendini iyi hissetmeyince büyüme yavaşlar
    Güven Sak, Dr. 18 Aralık 2007
    Yok söyleyince olmuyor. İlle de fiilen olmasını beklemek gerekiyor. Nitekim işte oluyor. Rakamlar ortada. Bugün Türkiye'nin önündeki en büyük tehlike büyüme sürecinin hız kesmesidir. Türkiye'de önümüzdeki dönemde en çok korkmamız gereken hadise yurtiçine fon girişlerinde bir ani duruş kaynaklı "ani ölüm" ihtimali olmamalıdır. En çok korkmamız gereken hadise bir "yavaş ölüm" ihtimali olmalıdır. Son büyüme rakamları bu hadiseden korkmamız gerektiğini göstermektedir. [Devamı]