Arşiv

  • Aralık 2021 (2)
  • Kasım 2021 (11)
  • Ekim 2021 (10)
  • Eylül 2021 (11)
  • Ağustos 2021 (12)
  • Temmuz 2021 (8)
  • Haziran 2021 (14)
  • Mayıs 2021 (13)
  • Nisan 2021 (8)
  • Mart 2021 (15)
  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)

    Hazine neden yurtdışında yüksek faiz ile borçlanıyor?
    Fatih Özatay, Dr. 22 Ocak 2021
    Salı günü Hazine Eurobond pazarında 3.5 milyar dolarlık tahvil sattı (borçlandı). Beş yıllık tahvilin getirisi yüzde 4.9, 10 yıllık tahvilin getirisi ise yüzde 5.95 oldu. Uzmanlar bu borçlanma maliyetinin beklenenden düşük olduğunun altını çiziyorlar ve başarılı bir borçlanma operasyonu gerçekleştirildiğini vurguluyorlar. [Devamı]
    Yüksek faiz çıkmazından çıkmak
    Fatih Özatay, Dr. 20 Ocak 2021
    2021 nasıl bir yıl olacak? Yanıtlaması zor bir soru. Çok fazla belirsizlik var. Belirleyici olacaklar listesinin başında elbette COVID-19 aşısı var. Yeterli sayıda vatandaşımızı aşılayabilecek miyiz? Bu sayıya kısa sürede ulaşabilecek miyiz? Hizmet sektörünü olumsuz etkileyen sosyal mesafe önlemlerinin ne kadar devam edeceği, turizm gelirlerimizin ne olacağı, ihraç ürünlerimize olan talebin nasıl şekilleneceği ve belirsizliğin ne ölçüde değişeceği verilecek yanıtlara bağlı. Kaldı ki sadece Türkiye’deki aşılama değil küresel ölçekteki aşılama da önemli. [Devamı]
    2021 nasıl olur?
    Güven Sak, Dr. 19 Ocak 2021
    Geçen gün, Dünya Bankası Başkanı David Malpass, Eurasia’dan Ian Bremmer’e COVID-19 aşısının yaygın dağıtımının “2021 yılının ikinci yarısına, hatta 2022 yılına sarkabileceğini” anlatıyordu. Aklında özellikle aşı üretiminin yetersizliği ve gelişmekte olan ülkelerin aşıya erişim sorunları vardı. Bu çerçevede, 2021 yılının ekonomi açısından bakıldığında, 2020 yılına benzemesini mi beklemek gerekiyor? Evet ve de hayır. [Devamı]
    Göç tersine mi dönecek, yoksa başka diyarlara mı gidilecek?
    Fatih Özatay, Dr. 15 Ocak 2021
    Sanayi üretimi son on yılda ortalama yüzde 0.54 oranında artmış. Bu değer, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış üretim verisinin aylık artış oranlarının ortalaması. Yıllık olarak yüzde 6,7’ye denk düşüyor. On yıl yerine son yirmi yıla da baksanız benzer bir değer karşınıza çıkıyor. Pandemiye karşı alınan önlemler sonucunda geçen yılın Nisan ayında yüzde 30,1 oranında azalmıştı üretim. Mayısta yüzde 18,1 arttı, sonra bu artış oranları hep düştü. Dün açıklanan Kasım ayı verisine göre üretim artışı yüzde 1,3. Farklı bir ifadeyle, düşmüş hali bile hala oldukça yüksek bir üretim artışına işaret ediyor. Üretim, yılın on iki ayı aynı oranda artsaydı (1,3’ü yıllıklandırıldığında) yüzde 16,8 gibi çarpıcı bir üretim artışı olacaktı. [Devamı]
    Bir uçtan öteki uca savrulmamak için
    Fatih Özatay, Dr. 13 Ocak 2021
    Tekrar dile getirmekte bir sorun olmasa gerek: Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik sorunları salt para politikası ve birkaç süslü “yapacağız, edeceğiz” cümleleri ile çözmek mümkün değil. [Devamı]
    Yine o aynı “Açlık Oyunları” dünyası
    Güven Sak, Dr. 12 Ocak 2021
    Bakın bu yıl ikinci kez oluyor. Bu hafta, Kapitol’e (Capitol-Amerikan Kongre Binası) saldıran güruhu televizyon başında izlerken, ben yine kendimi Susanne Collins’in “Açlık Oyunları” dünyasında gibi hissettim doğrusu. Temmuz ayı civarında “Black Lives Matter” ayaklanmaları sırasında da böyle olmuştum. Bu kez kalabalık, esasen beyazlardan oluşuyordu ama hadise yine aynı “Açlık Oyunları” dünyasında geçiyor gibiydi. Neden? [Devamı]
    Müslüman öldürmenin teolojik gerekçesi
    Hilmi Demir, Dr. 10 Ocak 2021
    Bombalar Somali’de, Nijer’de Nijerya'da patlayınca, küçücük kızlar kaçırılıp intihar bombacısı yapılınca dünya kamuoyu kendinden uzak bu şiddeti sessizce geçiştiriveriyor. Binlerce sivil Müslüman Afrika’da Eş-Şebab ve Boko Haram denen kanlı bir terör örgütü tarafından katlediliyor. Tıpkı burnumuzun dibinde DEAŞ terör örgütünün katlettiği Müslümanlar gibi. Evet, Avrupa bunlar yüzünden Müslümanları suçladıkları hâlde bu terör örgütleri yeryüzünü Müslümanlara cehennem yapıyor... İstatistiklere göre son 20 yılda bu kanlı terör örgütleri en çok Müslümanları öldürmüşler. Yani bunlar aslında en çok Müslümanı düşmanlaştırıyorlar. Peki, ama nasıl? [Devamı]
    Büyümüyorken cari açığı artırmayı “başarmak"
    Fatih Özatay, Dr. 08 Ocak 2021
    Bizim gibi ülkelerde küresel krize değin sık rastlanan bir olguydu: Yurtdışından döviz akımını tersine çeviren ya da en azından durduran dışsal şoklar ithalatı azaltırdı. İhracatın ise ya seyrini fazla etkilemezdi ya da ihracatı artırırdı. Sonuçta cari işlemler hesabı düzelir, genellikle de cari açık cari fazlaya dönüşürdü. Nedeni açık: Olumsuz şok, döviz akımını durdurduğu ya da tersine çevirdiği için döviz arzı azalır ve talebi yükselir, sonuçta da kur ve faiz birlikte sıçrarlardı. Bu gelişmelere bağlı olarak yurtiçi talep azalır ve ekonomi küçülür, dolayısıyla da ithalat keskin biçimde düşerdi. İhracat pazarlarında bir olumsuzluk olmadığı için ihracat eski seyrinde sürer ya da yerli paranın değer kaybetmesine bağlı olarak artardı. Olumsuz şok, genellikle büyük gelişmiş ekonomilerde – öz [Devamı]
    %14,6’yı mumla aramamak için
    Fatih Özatay, Dr. 06 Ocak 2021
    Türkiye’nin enflasyon deneyimi dünyanın her yerindeki iktisat öğrencilerine zengin bir hazine sunuyor. Uzunca süre, tek haneli ama dünya ölçeğinde yüksek bir enflasyon dert edilmeyince, eninde sonunda enflasyon rayından çıkıyor. Zira enflasyon tek başına büyüyüp serpilen bir olgu değil; uygulanan ekonomi politikasının bir yansıması. Enflasyonu dert etmeyen bir ekonomi politikası temelinde istikrarı bozucu bir ekonomi politikası. “Ya, pek de kötü bir şey olmuyor” diye bu istikrarı bozucu özelliğin dozu artırıldığında (mesela “çılgın” kredi artışına gidilmesi gibi) enflasyon da alıp başını gidiyor. [Devamı]
    Brüksel bu yıl tatil yapmadı, ya biz?
    Güven Sak, Dr. 05 Ocak 2021
    Avrupa Birliği (AB) fikrinin mimarlarından Jean Monnet, bundan yıllar önce, “Avrupa’nın krizlerle biçimleneceğini ve krizlere bulunan çarelerin bileşkesi olacağını” (Europe will be forged in crises and will be the sum of the solutions adopted for those crises) söylemişti. Bu, yalnızca, krizlerin fırsata çevrilebileceğini vurgulayan iyimser bir yaklaşım değil, bana sorarsanız. Aynı zamanda, her krizin ardından alınan kararların AB’yi yeniden biçimlendireceğini hatırlatan realist bir yaklaşım aslında. Her kriz bir arada yeniden dönüşmek anlamına geliyor sonuçta böyle bakarsanız. [Devamı]