Arşiv

  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)
  • Ekim 2021 (10)
  • Eylül 2021 (11)
  • Ağustos 2021 (12)
  • Temmuz 2021 (8)

    Bir yanda geri ödeme zorluğu, öte yanda IPO patlaması
    Güven Sak, Dr. 15 Aralık 2020
    Çalışma hayatıma 1984 yılında Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) başladım. SPK zaten 1982 yılında kurulmuştu. Pek yeniydi. SPK Başkanı Prof. Dr. İsmail Türk, bize imkânsız misyonumuzu anlatırdı o yıllarda. Öyle ya, yüksek enflasyonun öngörülebilirliği ortadan kaldırarak şirket hesaplarını analiz etmeyi, şirket performanslarını karşılaştırmayı imkânsız kıldığı bir ortamda hisse senedi piyasası geliştirmekle görevliydi kurum. Hala olmadı. Şimdilerde tüm dünyada şirketlerin COVID-19 sonrasına hazırlık yaptığı bir ortamda, Türkiye’deki şirketlerin işi daha bir zor yüksek enflasyon nedeniyle. Onu da ifade edeyim. Gelin meramımı bir anlatayım. [Devamı]
    Çin-Suudi Arabistan ilişkilerinin dinî jeopolitiği
    Hilmi Demir, Dr. 13 Aralık 2020
    Çin ile Suudi Arabistan arasında, 1990'lara kadar soğuk savaşın sert rüzgârları esti. Suudi Arabistan, Komünist ve Ateist Çin ile neredeyse hiç ilişki kurmadı. 1990’da Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Çin’i ziyaret etmesi ve 1991’de de Çin Başbakanı Li Peng’in buna karşılık vererek Suudi Arabistan'ı ziyaret etmesiyle, Çin-Suud görüşmeleri başladı. Uzun süren görüşmeler sonucunda Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 19-20 Ocak 2016 tarihleri arasında Suudi Arabistan'ı ziyaretiyle birlikte ilişkilerde çok hızlı iş birliğini sağladı. Çin Halk Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan Krallığı arasında kapsamlı bir stratejik ortaklık kurma konulu, ortak bir bildiri imzalandı. Öyle ki birden her şey değişti. [Devamı]
    Uluslararası ilişkilerde neler oluyor? - Türkiye
    N. Murat Ersavcı 11 Aralık 2020
    İçinde yaşadığımız dönemin en belirgin özelliğinin “öngörülememe” olduğu bir gerçek. Soğuk savaş sonrası ortaya çıkmaya başlayan, ancak son yıllarda “popülist” yönetici ve hükümetlerin etkisi ile de ivme kazanan yeni oluşumlar, dünyadaki büyük aktörlerin etkileşimlerinde de belirsizlik ve dengelerinin hızla değişmesi sonucuna yol açmakta. Üstüne bir de küresel COVID-19 salgını gelince, bilinen dengeler alt-üst olmakta. Doğal olarak, ülkemiz de bunlardan etkileniyor ve beklenmedik gelişmeler ile karşılaşabiliyor. [Devamı]
    Olur mu?
    Fatih Özatay, Dr. 11 Aralık 2020
    Pandeminin ilk aşamasındakinden biraz daha gevşek bir ‘kapanma’ dönemi yaşıyoruz bugünlerde. Küresel salgının şiddetinin arttığı dikkate alınırsa, aşı ile ilgili olumlu gelişmelere karşın, ‘kapanma’ önlemlerinin sıkılaştırılması gündeme gelebilir. Gündeme gelmezse bir ‘gönüllü kapanma’ davranışının yaygınlaşması söz konusu. Bu, işsizliğin artması ve küçük işletmelerin zor durumda kalması anlamına geliyor. Bugüne kadar bu kesimlere tatmin edici bir düzeyde destek verilemedi bütçeden. Bütçe öncelikleri başka alanlarda kullanıldı. Mesela, kamu bankalarının çılgın kredi artışı otomobil ve ev alımı harcamalarını sıçrattı. Ucuz kredinin kamu bankalarının sermaye yapısını aşındırmasının önüne geçmek için bu bankalara sermaye desteği sağlandı. [Devamı]
    TCMB’nin çözmesi gereken bilmece
    Fatih Özatay, Dr. 09 Aralık 2020
    Kasım ayındaki anket sonuçlarına göre on iki ay ilerisine beklenen enflasyon oranı %10,8. Bu beklentiler oluşturulduğunda son dört aylık dönemde enflasyon hep %12’nin altındaydı. Oysa belenen enflasyonu etkileyecek gelişmeler yaşandı. Kasım enflasyonu yüzde 14 olarak duyuruldu. Dolayısıyla, bu ‘beklenmedik’ artışın enflasyon bekleyişlerine bir ölçüde de olumsuz olsa yansıması beklenir. Öte yandan, enflasyondaki bu ‘sürprizden’ önce, TCMB’nin faiz artırması ve aktif rasyosunun kaldırılacağının açıklanması, beklentileri bir miktar olumlu etkileyebilir. Bir de unutulmaması gereken şu nokta var: Beklenen enflasyonun hep ‘iyimser’ kaldığı yönünde araştırma bulguları mevcut. [Devamı]
    Dijital gelenekseli sollarken
    Güven Sak, Dr. 08 Aralık 2020
    Bundan bir kaç yıl önce, kapalı bir toplantıda, “İktidarın, medyanın yüzde 90’ını doğrudan kontrol ettiği bir dönemde yaşıyoruz.” denildiğinde bir akademisyen “Hangi anlamda?” diye sormuştu. “Mecraların sayısı açısından doğru olabilir ama en çok izlenen televizyon, en çok okunan gazete gibi tüketici tercihleri açısından baktığınızda asla doğru değil bu ifade.”. COVID-19 küresel salgını ise hadiseyi iyice kontrolden çıkarttı, bana sorarsanız. Neye niyet neye kısmet, bir nevi. [Devamı]
    Şeffaflık
    Fatih Özatay, Dr. 04 Aralık 2020
    Eskiden haftada birden fazla ekonomi köşe yazısı yazmak bugüne kıyasla daha kolaydı. Yok, eski günlerin daha heyecanlı olması açısından değil. Birkaç tweetin kriz çıkarabildiği ‘bugünler’ (iki yılı aşkın bir süre geçse de koşullar benzer olduğu için ‘bugünler’) de en az eskisi kadar heyecanlı. Köşe yazısı yazmanın göreceli olarak zorlaşmasının nedeni, dolayısıyla, dönemler arası heyecan farklılığı değil. [Devamı]
    Değdi mi?
    Fatih Özatay, Dr. 02 Aralık 2020
    Dün, üçüncü çeyreğe ilişkin GSYH verileri açıklandı. Üçüncü çeyrek büyümesi, bir yıl öncesinin aynı dönemine kıyasla yüzde 6,7 oldu. Özel tüketim ve yatırım harcamalarında önemli bir artış var. Bu gelişmelerin arkasında, çılgın kredi artışı ile kredi ve mevduat faizlerinin suni biçimde düşük tutulması olduğu rahatlıkla belirtilebilir. [Devamı]
    Sizin kelimeniz hangisi?
    Güven Sak, Dr. 01 Aralık 2020
    Oxford Languages, benim gördüğüm, 2004 yılından beri her yıl, yılın kelimesini (Word of the Year) seçiyor. Keşke bizim buralarda da, hem dünyanın farkında, hem de böyle bir geleneği devam ettirebilme kabiliyetine sahip “takip fikri olan” bir kurum olsa. Ama yok. Hele bu ikisi yan yana hiç yok. Bu nedenle, Oxford Languages’ın kelimelerinin bende çağrıştırdıkları olsun dedim bugünün konusu. Gelin bakın nedir? [Devamı]
    Osmanlının geri kalmasında dinî fanatizm mi suçlu?
    Hilmi Demir, Dr. 29 Kasım 2020
    Geçen hafta Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinden dönerken yanında getirdiği Eş’ari âlimlerle, Osmanlının Eş’arileştiği iddiasının neden gerçek olmadığını yazmıştık. Bu hafta yine bu iddianın bir devamı sayılabilecek, bir başka iddiayı ele alacağız. Rasathanenin kapatılmasına yol açan ve 17. yüzyıl Osmanlıda bilimin, felsefenin ve akli disiplinlerin sonunu getiren: Dinî fanatizm iddiası. Bu iddia özellikle Osmanlıda Kadızadeliler ve Sivâsîler tartışmasına onun devamında da kısmen Eş’ariliğin yayılmasına bağlanmaktadır. Yalnız bu sefer bu iddiayı ortaya atan kişi Osmanlı tarih yazımının üstadı a’zamı kabul edilen: Halil İnalcık olmuştur. Allah rahmet etsin, Hoca gerçekten büyük bir tarihçiydi ama elbette yanılmaz değildi. Bu konuda bazı tarihçilerin de yaptığı gibi Kâtip Çelebi’nin anlattı [Devamı]