Arşiv

  • Mayıs 2022 (8)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)
  • Ekim 2021 (10)
  • Eylül 2021 (11)
  • Ağustos 2021 (12)
  • Temmuz 2021 (8)
  • Haziran 2021 (14)

    ‘Reel kurcu’ görüşün dayanılmaz çekiciliği
    Fatih Özatay, Dr. 10 Mart 2021
    Yıllardır beni rahatsız eden bir Türkiye ekonomisini ‘okuma’ biçimi var. Şöyle özetlemek mümkün: Ekonomide olan biten ağırlıklı olarak liranın yabancı para birimleri karşısındaki reel değerindeki gelişmeye (yurtiçi ve yurtdışı enflasyon farkından arındırılmış biçimine) bağlanılıyor. Reel kur endeksi bu iktisatçılar için neredeyse ekonominin en önemli göstergesi. [Devamı]
    Ölümün elinden alamadığı adalet
    Hilmi Demir, Dr. 07 Mart 2021
    Ahirete inanıyorsanız adaletin sizi beklediğini bilin derim. Bizi bekleyen adalet “Kul Hakkı”dır. Neden mi? İzah edeyim ama önce Ehl-i Sünnetin itikat kitaplarında kul hakkının neden yer aldığını açıklayalım… [Devamı]
    TCMB’nin önündeki sorun
    Fatih Özatay, Dr. 05 Mart 2021
    Şubat ayına tüketici enflasyonu %15.6 oldu. Temel enflasyon göstergeleri ise yaklaşık bir puan daha yüksek. Geride bıraktığımız yıldaki hızlı kredi artışı ve kur sıçramasının enflasyon üzerindeki olumsuz etkilerinin bir süre daha devam etmesi beklenir. Ek olarak emtia fiyatları yükseliyor. Enerji dışı emtia fiyatları dünya genelinde 2019 düzeyinin %20 kadar üzerinde. Enerji fiyatlarında da artış var ancak enerji grubunun fiyat düzeyi henüz 2019 düzeyini geçmedi. Düzeyleri bir taraf, enerji dışı ve enerji fiyatlarının artıyor olmaları bizdeki enflasyon açısından sevimli değil. Bu koşullar altında birkaç ay içinde enflasyonun biraz daha yükselmesi, mesela %17’ye ulaşması mümkün. [Devamı]
    Olanlar ve olmayanlar
    Güven Sak, Dr. 03 Mart 2021
    Aklımda Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf’un son romanı “Empedokles’in Dostları”ndan bir cümle takılı kaldı: “ama geçmişiyle boğuşmaktan usanan insanlık eğer bir gün geleceğiyle karşılaşsa, onu tanıyabilecek mi?” cümlesi. Halimiz işte tam da böyle, “tarihimizin can sıkıcı cesetlerine takılıp” sendelemekten, başımızı kaldırıp ufka doğru bakamıyoruz. Dünün gündemini bitirip, yarına geçemiyoruz. [Devamı]
    41. yılda son kırk yılda geldiğimiz noktada bir değişiklik oldu mu?
    Fatih Özatay, Dr. 03 Mart 2021
    Bundan bir yıl önce Dünya gazetesinin 40. yılı nedeniyle uzun bir yazı kaleme almıştım. “Durum: 1980-2019” başlıklı ilk bölümün kıssadan hissesi şuydu: “Zengin ülkelerle aramızda önemli bir gelir farklılığı var ve dahası bunca yıldır bu fark arzu edilen ölçüde azalmamış. Bu olgu bir kader değil; bu farkı hızla azaltan ülkeler var.“ Sadece kişi başına gelir düzeyi açısından değil başka önemli göstergeler açısından da önemli sorunlarımız vardı. Mesela beşeri kalkınmışlık sıralamasında 189 ülke arasında 51. durumdaydık. İkinci bölüm, “Durumun arkasındaki olası nedenler” başlığını taşıyordu. Yetersiz tasarruf düzeyimiz, nitelik ve nicelik açısından yetersiz eğitim düzeyimiz ve yüksek teknolojili mal ihracatımızın (ve üretimimizin) toplam içindeki payının düşüklüğü temel unsurlar olarak belirti [Devamı]
    Hakemi bırakıp oyuna bakmak
    Fatih Özatay, Dr. 26 Şubat 2021
    Cuma günü kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Türkiye’ye Ağustos 2020’de verdiği BB- notunu korudu ama negatif olan görünümü durağana değiştirdi. Dolayısıyla, sınırlı da olsa bizim açımızdan olumlu bir adım attı. Kararın gerekçesinde ağırlıklı olarak son aylarda ekonomi politikasında yapılan değişikliklere atıf yapılıyor. Bu değişiklikler, özellikle de para politikasının sıkılaştırılması olumlu bulunuyor. [Devamı]
    2001 krizinin yıldönümü
    Fatih Özatay, Dr. 24 Şubat 2021
    Bu yüzyılda üç ekonomik kriz yaşadı Türkiye. Tetikleyen unsurlar dikkate alındığında, 2001 krizi ‘yerli’ yapımdı. Zamanın başbakanının büyük bir siyasi kriz olduğu mealindeki açıklaması tetikleyici unsur oldu. İkinci kriz 2008 sonunda doğru patlak verdi; 2009’da tüm etkisi hissedildi. Küresel bir krizdi. Tetikleyici unsur dolayısıyla 2008 sonbaharında küresel finans piyasalarında yaşanan büyük depremdi. Üçüncü kriz 2018 Ağustos ayında patlak verdi. Tetikleyici faktör Trump’un küstah tweetleri idi. Hafta sonu, 2001 krizinin (patlak verdiği günün) yıldönümüydü. [Devamı]
    Mars neden şimdi kıymete bindi?
    Güven Sak, Dr. 23 Şubat 2021
    Perseverance (Azim), geçen hafta Perşembe günü Mars gezegenine indi. 18 Şubat 2021, bunu bir kenara not edin. Önemli. Böylece, Amerikalılar, 2009’da Curiosity (Merak) ile başlattıkları süreci devam ettirdiler. Bürokraside yıllık değerlendirme formu dolduruyor olsam, takip fikri tam not, doğrusu. Bu arada, Curiosity’nin Mars’ta hala faal durumda olduğunu da söyleyeyim. Şimdi Mars’ta, Austin Mini büyüklüğünde, iki adet faal araştırma aracı var. Çinlilerinki ise daha yörüngede. Neden? [Devamı]
    Çin’in dinî özgürlüklerle derdi nedir?
    Hilmi Demir, Dr. 21 Şubat 2021
    Çin çok dinli ve çok inançlı bir ülkedir. Taoizm, Budizm, İslam, Protestanlık ve Katoliklik bunların birkaçıdır. Çin, tarihi boyunca kültürel olarak hep çeşitli ve farklı olmuştur. Çin’in dinlere karşı tutumu aslında Çin komünist partisinin kurulmasıyla başlar. Çin Komünist Partisi 1 Temmuz 1921 tarihinde Şanghay’da kuruldu. Mao’nun 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan etmesi ile de, Komünist Parti devletin karar ve yürütme mekanizması hâline geldi. Böylece Çin tarihinde dinler için sorunlu bir dönem de başlamış oldu. Bu dönem yer yer inişli çıkışlı politikalara sahne olduysa da, Çin’de dinî özgürlüklerin kısıtlanması süreci 2010’dan itibaren daha fazla hissedilmeye başlandı. [Devamı]
    Kamunun döviz borcunu artırması ne zaman haklı olur?
    Fatih Özatay, Dr. 19 Şubat 2021
    Kamunun döviz cinsinden borcunun toplam borcuna oranı 2020 sonunda yüzde 56.2’ye yükseldi. Bu düzey 2001 krizi sırasında gerçekleşen orandan ‘milim’ yüksek. 2001 sonunda döviz borcunun toplam içindeki payı yüzde 55.8’di. Krizden hemen sonra uygulamaya konulan ciddi ekonomik programın olumlu bir sonucu da bu payın sürekli azalması oldu. 2010’a gelindiğinde yüzde 26.7’ye kadar düşmüştü. Sonrasını biliyoruz. 2014’ten itibaren yine artmaya başladı, artış özellikle 2016’dan sonra çarpıcı bir biçime büründü ve bugüne geldik. [Devamı]