Arşiv

  • Ocak 2022 (7)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)
  • Ekim 2021 (10)
  • Eylül 2021 (11)
  • Ağustos 2021 (12)
  • Temmuz 2021 (8)
  • Haziran 2021 (14)
  • Mayıs 2021 (13)
  • Nisan 2021 (8)
  • Mart 2021 (15)
  • Şubat 2021 (12)

    Aynı filmi izlememek için
    Fatih Özatay, Dr. 13 Kasım 2020
    Yurtdışından Türkiye’yi inceleyen bir gözlemcinin ülkemizi çok ilginç bir ülke olarak sınıflandıracağı açık. Hatta ülkemizin iktisatçılar için bir laboratuvar özelliği taşıdığı da rahatlıkla belirtilebilir. Mesela neredeyse kırk yıl önce geliştirilmiş birinci kuşak kriz kuramının “sakın ha yapmayın” dediği ne varsa -enflasyonun altında faiz, çılgın kredi genişlemesi ve TCMB’nin parasal genişlemesi, döviz kurunu sabit tutmak için döviz rezervlerinin boşaltılması- yapıldı. Yapmayın denilenin yapılması halinde, bu kuram, döviz kurunu tutmanın mümkün olmadığını söylüyordu. Alın size Türkiye deneyi: Kuram ne öngörüyorsa o gerçekleşti. Şimdi çok değersiz lira sorunu (da) çözülmeye çalışılıyor. [Devamı]
    Faiz artışından önce yapılması gerekenler var
    Fatih Özatay, Dr. 11 Kasım 2020
    Cumartesi gününden bu yazının yazıldığı pazartesi öğleden sonrasına kadar yaşananlar liranın değeri üzerinde olumlu etki yaptı ve döviz kuru düştü. Yeni Merkez Bankası Başkanı’nın yaptığı gerçek bir “merkez bankacı” açıklaması –elbette fiyat istikrarına vurgu yapması- bu gelişmede önemli bir rol oynadı. Anlaşılan, piyasa oyuncuları önümüzdeki hafta yapılacak toplantıda Merkez Bankası’nın belirgin bir faiz artırımına gitmesini bekliyorlar. [Devamı]
    Çin, Ant Group halka arzından neden çekindi?
    Güven Sak, Dr. 10 Kasım 2020
    Bu hafta Çinli Ant Group hisse senetlerini ilk kez halka ihraç edecekti. Olmadı. Hâlbuki 34 milyar dolarla tarihin en yüksek değerli halka hisse senedi satışı olmaya adaydı. Çin hükümeti, Ant Group halka arzını engelledi son anda. Bugünün konusu bu. Çin, Ant Group halka arzından neden çekindi? [Devamı]
    Ya olduğun gibi görün...
    Fatih Özatay, Dr. 06 Kasım 2020
    Para Politikası Kurulu’nun 22 Ekim’de yaptığı toplantıdan sonra yayınlanan duyurunun sondan bir önceki paragrafı -ki ‘kıssadan hisse’ kısmıdır- şöyle bitiyor: “Bu çerçevede, parasal duruş ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlenecektir. Merkez Bankası fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir.” [Devamı]
    Van gölü canavarının görülme ihtimali belirdi
    Fatih Özatay, Dr. 04 Kasım 2020
    Küresel finansal krizden sonra büyük gelişmiş ülkelerde basılan bol miktarda para ve çok düşük faiz oranları bizim gibi ülkelerin başına bela oldu. Bu para, Euro Bölgesi krizi ve Fed Başkanı Bernanke’nin ileride parasal sıkılaştırmaya gideceklerini açıklaması sonrasındaki kısa bir dönem dışında Türkiye’ye ve yükselen piyasa ekonomilerine aktı. Hem bankalar hem de finans sektörü dışında kalan şirketler kesimi bol miktarda borçlandılar. Finans sektörü dışında faaliyet gösteren şirketler sadece yurtdışı bankalardan borçlanmadılar; bu dönemde şirketlerin tahvil ihracı yoluyla borçlanmaları da hızla yükseldi. Bu süreçte, yeterli önlemleri almayan ülkelerde çok hızlı iç kredi genişlemesi gözlendi. Finans sektörü dışındaki şirketlerin döviz cinsinden borçları ile döviz cinsinden alacakları arasın [Devamı]
    G20’den 2021 için dış borçları silme kararı çıkar mı?
    Güven Sak, Dr. 03 Kasım 2020
    Bugünlerde olup bitenler bana 2008 küresel krizi sonrasında, Güney Kore’deki bir toplantıyı hatırlatıyor. Herkes bir ikircikliydi “Madem böyle olabiliyordu…” diyorlardı bir taraftan şikayetçi bir dille “…1997 krizinde neden bize kemer sıktırıp işkence ettiler?”. Akıllarda hep 2008 Amerikan finansal krizi sonrasındaki parasal genişleme politikası vardı. Öte yandan ise, havada bir nevi “Kutsalımıza hakaret kabul edilemez. Nedir bu günah işeyenlerin, har vurup harman savuranların ödüllendirilmesi?” rüzgarı da vardı. Sene 2010 civarı. [Devamı]
    Arap Milliyetçisi ve Bir Selefi olarak: Reşid Rıza
    Hilmi Demir, Dr. 01 Kasım 2020
    Reşid Rıza konusunda Türkiye’de yazılan ansiklopedik eserler ve düşünce tarihi çalışmaları ile Batıda yazılanlar arasında iki farklı resim öne çıkıyor. Türkiye’de bu konuda iki çok önemli projeyi söyleyebilirim: Birisi kuşkusuz çok emek ve kaynak harcanan “İslam Ansiklopedisi”, diğeri de son zamanların bence en önemli projelerinden biri olan “İslam Düşünce Atlası”. İkisinde de Reşid Rıza konusunda çok benzer bir tanım kullanılıyor: Çağdaş İslâm düşüncesinin öncülerinden, ıslahatçı ve âlim. Buna karşılık alanının en önemli ve ilk kaynaklarından biri olan, Brill Yayınlarının İslam Ansiklopedisinde ise Reşid Rıza şu şekilde sunuluyor: “İslami reformun ve ayrıca belli ölçüde Arap milliyetçiliğinin de en üretken ve etkili yazarlarından biri… Selefiliğin sözcüsü.” [Devamı]
    Çok konu varken bir şey yazmak istememek
    Fatih Özatay, Dr. 30 Ekim 2020
    İçimden bir şeyler yazmak pek gelmiyor. Yazacak bir dolu konu olmasına rağmen. Evet, konu çok ama nerdeyse hepsi de moral bozucu. Mesela şu: Doğal olarak bilgisayarımda eski yazıları sakladığım bir klasör var. Yeni bir yazı yazarken son yazdığım yazıyı çekiyorum klasörden, eski metni silip yeni bir dosya adı veriyorum. Sonra da yeni metni “kaleme almaya” başlıyorum. Böyle olunca, ister istemez eski yazının en azından ilk paragrafı gözüme çarpıyor. [Devamı]
    Yüksek açık pozisyon varsa...
    Fatih Özatay, Dr. 28 Ekim 2020
    Bu satırları yazarken bir dolar 8.06 liraya yükselmişti. Oysa birkaç hafta önce açıklanan 2021 - 2023 ekonomik programında 2022 ortalama kuru 7.88, 2023 ortalama kuru ise 8.02 olarak alınmıştı (Yeni Ekonomik Program, Ek Tablo 1’deki lira GSYH değerinin dolar GSYH değerine oranı). Kurun ne düzeyde olduğundan bağımsız olarak ortada önemli bir sorun olduğu açık. Üç yıllık bir ekonomik program açıklanıyor ve birkaç hafta sonra temel varsayımlarından biri çöküyor. Bu, olmaz. Olmamalı da. [Devamı]
    Yeni nüfus projeksiyonuna göre Türkiye 100 milyonu nasıl aşıyor?
    Güven Sak, Dr. 27 Ekim 2020
    Bu yılın 14 Temmuz’unda İngiliz genel tıp dergisi The Lancet’te yeni küresel nüfus projeksiyonları yayımlandı. Bu yeni tahminlerde, bana ilginç gelen iki noktayı hemen söyleyeyim. Öncelikle, yeni nüfus projeksiyonlarına göre dünya nüfusu 2100 yılına kadar artmayıp azalıyordu. İkincisi, Türkiye’nin nüfusu ise 100 milyonu geçiyordu. Bugün yaşlanma hadisesine girmeyeyim, yalnızca bu iki parametrenin ne manaya geldiğinden bahsedeyim ve birkaç sonuç çıkartayım müsaadenizle. Soru ortada sanırım: Yeni nüfus projeksiyonuna göre dünya nüfusu azalırken Türkiye, 100 milyonu nasıl aşıyor? Önce kısaca rakamlara değineyim sonra da çıkarttığım sonuçlara geleyim. [Devamı]