Arşiv

  • Ekim 2018 (11)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)

    Etiketler

    GE düşünce, DJIA’da başlangıçtan kimse kalmadı
    Güven Sak, Dr. 22 Haziran 2018
    Amerikan New York Hisse Senedi Borsası (NYSE) 1817’de kurulmuş, Dow Jones Industrial Average (DJIA) hisse senedi fiyat endeksinin başlangıcı ise 1896 yılına kadar uzanıyor. Bundan 122 yıl önce DJIA, NYSE’deki fiyat hareketlerinin gidişatı hakkında özlü bir gösterge olsun diye tasarlanmış. Bu hafta, General Electric (GE) hisse senedi fiyatları, DJIA borsa fiyat endeksindeki yerini, Walgreens Boots Alliance şirketinin hisse senetlerinin fiyatına bıraktı. GE’nin fiyat hareketlerinin Amerikan borsası için gösterge olmadığına karar verdi DJIA. GE endeksten atılınca, DJIA’da, 1896’da tasarlanan ilk endeksten, yani başlangıçtan, hiç kimse kalmadı. [Devamı]
    ‘Şanslı’yı takdimimdir
    Nihat Ali Özcan, Dr. 22 Haziran 2018
    Bu pazar sandığa gidiyoruz. Kampanya boyunca liderler bir dizi vaatte bulundular. Liste uzun. Ekonomiden dış politikaya, eğitimden güvenliğe, askerlikten mülteci sorununa kadar. Bu köşeyi okuyanlara garip gelse de bugünkü yazımı, seçim vaatleri arasına giren “sokak hayvanlarına” ayırdım. Sakarya’da bir yavru köpeğin ayaklarının ve kuyruğunun hunharca kesildiğini gösteren resimlerin medya ve sosyal medyada haber olması birçok insanın vicdanını yaraladı. Masum bakışlı yavru köpek hayatını kaybetti. Hepimiz bu vicdanlara sığmayan davranışı kimin, hangi motivasyonla yapabildiğini sorgulamaya başladık. İnsanlarımızda eksik olan neydi? Benzer hadiselerin önlenmesinde hukuki düzenlemelerin etkisi olur muydu? Mevcut koşullar ve tutumlar ışığında, masum bakışlı siyah köpek yavrusunun başına gelenle [Devamı]
    Elbette zor ama mümkün
    Fatih Özatay, Dr. 20 Haziran 2018
    Hazine gösterge tahvilinin faizi yüzde 20’ye, temel enflasyon yüzde 13’e, dış borç 453 milyar dolara (gayri safi yurtiçi hasılamızın yüzde 53’üne) ulaşmış vaziyette. Büyüme yüksek diye övünüyoruz; bu üç rakam bile bu büyümenin sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Üstelik, son yıllardaki dış borç artışının önemli bir kısmı inşaatı ve tüketimi finanse etti; geleceğin üretim tesislerini değil. Farklı bir ifadeyle büyümenin kalitesi yok. İşsizlik oranı ise yüzde 10’un altına düşmemekte inat ediyor.Bu tabloya bir de şu açıdan bakın: Dış ekonomik koşullar kırılgan ülkelerin lehine gelişmiyor. ABD Merkez Bankası faiz artırıyor ve bilançosunu küçültüyor. Yakında Avrupa Merkez Bankası da aynı yolda ilerleyecek. Bol kepçe para dönemi bitti. Yabancı sermaye artık daha seçici olacak; kırılgan ülkeler [Devamı]
    Mecburi askerlik ve bedelli beklentisi (2)
    Nihat Ali Özcan, Dr. 19 Haziran 2018
    Seçime sayılı günler kala cumhurbaşkanı adayları, parti liderleri “bedelli askerlik” vaatlerini yenilediler. Bu noktada seçimin galibi kim olursa olsun, “bedelli askerlik” düzenlemesi yapılacak gibi görünüyor. Çünkü mükelleflerde/seçmenlerde büyük bir beklenti yaratılmış durumda. Vaatler silah altındaki yedek subayları, er ve erbaşları, birliklerde düzeni, psikolojiyi etkilemeye başlamıştır bile. Dahası, Milli Savunma Bakanlığı’nın önümüzdeki celp askere alacağı mükelleflerin bir kısmı düzenlemeye girmek isteyecektir. Sadece “bedelli askerlik” gibi görünse de, konu/sorun bir seçim vaadinin ötesinde ilgi ve tartışmayı hak ediyor. Bugün TSK’nın tek sorununun zorunlu ve bedelli askerlik olmadığını biliyoruz. 15 Temmuz menfur darbe girişimi ve öncesinde yaşanan olaylar sonunda TSK önemli sayıd [Devamı]
    Ticarete Uyum Maliyeti
    Sait Akman 18 Haziran 2018
    Ticaret anlaşmalarının faydası kadar maliyetleri de var, ama çözüm ticareti kötülemekten değil kalıcı kılmak için doğru uyum politikalarını üretmekten geçiyor. Ticaretin serbestleşmesinin ulusların yararına olduğuna inanılır. Nitekim bu düşünceyi destekleyen çok sayıda kuramsal ve ampirik çalışma mevcuttur[1]. Bu amaçla ülkeler ticari bütünleşme yolunda adımlar atıyor ve sayısız yeni ticaret anlaşmaları imzalıyor. Bunun yanı sıra DTÖ bağlamında çok taraflı ticaret anlaşmaları kurallı ticaret sisteminin gelişmesini sağlıyor. Gerek çok taraflı sistem gerek bununla uyumlu olması beklenen çok sayıda bölgesel ticaret anlaşması ile hedeflenen kaynak dağılımının rasyonel hale gelmesi, yeni iş alanları yaratılması, büyümenin artması ve dolayısıyla ulusal refah artışının maksimize edilmesidir. Diğe [Devamı]
    Türkiye nasıl bu kadar çok borçlanabildi?
    Güven Sak, Dr. 18 Haziran 2018
    Artık içinde bulunduğumuz durumu nasıl adlandırabileceğimizi çok iyi biliyoruz. Türkiye’yi yönetenler, dünyanın parasal genişlemeden (Quantitative Easing-QE) parasal sıkılaştırmaya (Quantitative Tightening-QT) geçtiğini fark etmekte geciktiler. Güneşli günler hep devam eder zannettiler. O esnada, Türk şirketleri çok fazla borç biriktirdi.. Böylece “harç bitti, yapı paydos” aşamasına geçtik. Nitekim şimdi güneşli günlerde “aman ne güzel, ne güzel” diye büyüttüğümüz şirket bilançolarını hızla küçülteceğiz. Yükselen her şey düşer, el parasıyla hızla büyüyen bilanço da bir gün mutlaka küçülür. [Devamı]
    Mecburi askerlik ve bedelli beklentisi (1)
    Nihat Ali Özcan, Dr. 15 Haziran 2018
    Her seçim öncesinde olduğu gibi, yine “bedelli askerlik” gündeme geldi. Birçok mükellef, çeşitli nedenlerden dolayı bu görevi/hakkı hayatının önünde çözülmesi gereken bir “engel” olarak görüyor. Öte yandan, uygulamaların çokluğu/farklılığı da sistemi yozlaştırıp, adalet duygusunu örseliyor.   Nitekim Başbakan Yıldırım’ın verdiği rakamlar bu manada çok çarpıcı. Açıklamaya göre, toplam 5.448.858 kişi bir şekilde mecburi askerlikle ilişkili. Sorun sadece askere gitmeme/gidememe değil, sorun, aynı zamanda, devletin de yükümlüleri silahaltına alamamasıyla ilgili. Sonuçta çocukları için kaygılı aileleri de dâhil ederseniz, 15 milyonu ilgilendiren bir konudan söz ediyorsunuz demektir. Bu büyüklük hiçbir siyasi liderin, partinin yok sayamayacağı bir seçmen kitlesi demek.  Bütün bunlar sorunu sadec [Devamı]
    2015’ten 2018’e dünya nasıl böyle başka bir dünya oldu?
    Güven Sak, Dr. 14 Haziran 2018
    2015’ten 2018’e dünya bambaşka bir yer oldu. Meğer o günler güzel günlerimizmiş de farkında değilmişiz. Hayat işte böyle. Gelin bugün 2015’ten 2018’e değişenlerin altını hızlıca bir çizeyim ve bir kaç sonuç çıkarayım. [Devamı]
    Yumuşak iniş gereği nereden kaynaklanıyor?
    Fatih Özatay, Dr. 13 Haziran 2018
    Ekonomide bir dönüm noktası yaşamakta olduğumuza dair oldukça fazla gösterge var. Kaldı ki o göstergeler olmasa bile, son dönemdeki yüksek büyüme oranı, gevşeyen maliye politikası, bazı mal ve hizmetlerin fiyatlarının suni olarak düşük tutulması sürdürülebilir değil. Bunlar sürdürülebilir olmadığına göre ekonominin geçen yılın ortalarından itibaren girdiği yolun önünde sonunda değişeceği açık. Dönüm noktasında olduğumuzun bir diğer önemli kanıtı, ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı’nın seçimden sonra Türkiye ekonomisinin “yumuşak inişini” sağlayacakları yolundaki açıklaması oldu.Ekonomide “yumuşak iniş” mi yoksa “sert iniş” mi gerçekleşeceği ne yazık ki çoğunlukla yükselen piyasa ekonomilerinin sorunlu üyeleri için yapılan yorumlarda kullanılıyor. Açık ki uçak benzetmesi var. Özellikle [Devamı]
    İran-İsrail geriliminde yeni cephe: Su sorunu
    Nihat Ali Özcan, Dr. 12 Haziran 2018
    İki ülke arasındaki gerilim farklı cephelerde karşılıklı hamlelerle sürüyor. İstihbarattan bilgi, propaganda savaşına, diplomasiden askeri hazırlıklara, vekâlet savaşlarından ittifaklara kadar. İsrail, başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı Arap ülkeleri ile ilişkilerini geliştiriyor. Rusya’yı İran sorununda “tarafsız” kalmaya ikna etmenin yollarını arıyor. En çarpıcı başarıyı ise ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran’a daha ağır ambargo uygulamaya başlamasıyla sağladı. Söz konusu stratejik adımların hedefi, sıradan İranlıların hayatını olumsuz etkileyerek, askeri bir hamleye gerek kalmadan rejimi değiştirecek/zayıflatacak “ayaklanmaya” dönüşmesi.  Ambargo uygulamasının olası sonuçlarıyla birleştiğinde, İran’ı zorlayacak en hassas konu, iklim değişikliğine bağlı su kıtlığı ve kurakl [Devamı]