Arşiv

  • Haziran 2018 (16)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)
  • Kasım 2017 (20)
  • Ekim 2017 (23)
  • Eylül 2017 (18)
  • Ağustos 2017 (19)
  • Temmuz 2017 (21)

    Etiketler

    Sarkozy'nin imha biçimi
    Fatih Özatay, Dr. 24 Mayıs 2007
    Yeni bir hükümetimiz olacak seçimden sonra. Bu hükümetin nasıl bir ekonomik program uygulayacağı hepimizi yakından ilgilendiriyor. Disiplinli bir makroekonomik programın uygulanması olmazsa olmaz koşul.Yok şu istemişti, yok bu dayatmıştı, bunları geçin. Biz istiyoruz makro disiplini, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak. 'Kaybolan yılları' bir daha yaşamamalıyız. Bunun asgari koşulu da makro disiplin. Bunu artık tartışmamak gerekiyor. Şüphesiz kimse açık açık makro disiplinden vazgeçeceğiz demiyor, ama başka şekillere bürünmüş olarak karşımıza çıkabiliyor bu risk. Makro disiplinin süreceği bir kez garantilendikten sonra, döviz kuru rejimine ya da enflasyon hedeflemesine yönelik yapılacak tartışmalar akademik tartışmalar olmak durumundadır. Burada benim düşüncem şudur: 2002 ba [Devamı]
    Dünya Bankası'nın geleceği
    Hasan Ersel, Dr. 24 Mayıs 2007
    Doğrusu Paul Wolfowitz'in Dünya Bankası Başkanlığı'ndan bu kadar garip bir nedenle ayrılacağı aklıma gelmemişti. Bana böyle bir olayın "olmuş olmasından" çok "olabilmesi" önemli geliyor. Sonuçta olayı şöyle özetleyebiliriz: Bu kuruluşta, yöneticinin, şu ya da bu nedenle kurallara aykırı bir karar aldığını düşünelim. Eğer yönetişim (governance) ilkelerine uygun olarak çalışan bir organizasyondan söz ediyorsak, bu kararın saydamlık ilkeleri çerçevesinde bilinmesi ve uygulamaya konulmadan geri alınmasını sağlayacak bir sürecin çalışması gerekirdi. Oysa, anlaşıldığı kadarıyla Dünya Bankası'nda böyle olmamış. O halde, bir başka, daha önemli, sorun var. Demek ki, Türkiye dahil pek çok ülkeye yönetişim ilkelerine uymanın önemini anlatıp öğüt veren Dünya Bankası'nın kendisi, bu ilkeler [Devamı]
    'Adayımız şahittir ki biz artık merkeze geldik' sendromu
    Güven Sak, Dr. 22 Mayıs 2007
    Bu aralar herkes harıl harıl eski seçimlerde ne olduğuna bakıyor. Halbuki Türkiye'ye bir bakın, Allah aşkına, 1991 seçimlerinden beri, bir seçimde en çok oyu almış olan partinin bir dahaki seçimde en çok oyu alabildiği görülmüş mü? Türkiye'de son on altı yıldır motorize bir mutsuz seçmen kitlesi sürekli olarak partisini arıyor. Aslında Türkiye uzun bir süredir "merkez"ini arıyor. Arıyor. Arıyor ama bulamıyor. Geçmiş verilere bakıp ne diyeceğiz, bu durumda? Geçen seçimlerde en çok oyu alanın bu kez aynı başarıyı tekrarlayabilme şansının olmadığını mı? Kim bilir? [Devamı]
    Sadece aklımızda bulunsun diye
    Fatih Özatay, Dr. 21 Mayıs 2007
    Önemli bir toplantıya gideceksiniz. Toplantının yapılacağı yer, iş günlerinde ve o saatte bulunduğunuz yerden en fazla yarım saat mesafede. Bu süre, elinizdeki mevcut bilgiler ve o zamana kadarki deneyiminiz ışığında belirlediğiniz bir süre.Şüphesiz bu süreyi artırabilecek riskler de var. Hava sıcak, iç siyaset gergin, insanların burunlarından soluduklarını hissediyorsunuz. Bu nedenle bir trafik kazası olması olasılığı her zamankinden fazla. Trafik sıkışabilir, geç kalabilirsiniz. Bu türden olumsuz dışsal şokları da dikkate alarak, biraz ihtiyatlı davranıyor ve zamanında yetişmeyi güvence altına almak için diyelim ki 40 dakika öncesinden yola çıkıyorsunuz.Ama hedeflediğiniz sürede gidemiyorsunuz. Lastiğiniz patlıyor. Arabayı kenara çekmek falan gerekiyor. Sonra bir taksi peşinde [Devamı]
    Mali sistem ve iktisadi gelişme arasında nasıl bir ilişki var
    Hasan Ersel, Dr. 21 Mayıs 2007
    Küreselleşme denilen süreçte en hızlı hareketlenme mali kesimde oldu. Mali sermayenin hareketliliği, teknolojideki ilerlemeyle bir araya gelince, bu sürecin taşıyıcısı konumuna geçti. Mali sermayenin, dünya ölçüsünde, etkinliği çok arttı. [Devamı]
    Nazar etme ne olur, bu rejim gün gelir sana da lazım olur...
    Fatih Özatay, Dr. 20 Mayıs 2007
    Tabloda 2002-2006 dönemi için enflasyon hedefleriyle gerçekleşmeleri ve ekonomik programın büyüme (GSMH) öngörüleriyle gerçekleşmeleri var. Ayrıca 2007 için olası değerler yer alıyor. Bir de gerçekleşmelerin hedef ya da öngörülerden ne kadar saptığı gösteriliyor. 2002 başından itibaren uygulanmakta olan enflasyon hedeflemesi açısından ne söylüyor bu rakamlar? [Devamı]
    Bakın Hintliler galiba aynen öyle yapmış
    Güven Sak, Dr. 19 Mayıs 2007
    Bugünlerde kitapçılarda dolaşınca bizim gözümüz her nedense ilk önce Çin ve Hindistan'ı anlatan kitaplara takılıyor. Nedeni malum. Son on yıldır dünyamızda kalıcı bir biçimde değişen ne varsa, Güneydoğu Asya'da olup bitenlere borçluyuz. İlle de olumlu yönde değişenlerden bahsetmiyoruz, olumsuzlar da aynı bölge kaynaklı. Global büyümenin pozitif ve yüksek olmasının lokomotifi bu bölge; dünyada enflasyon diye bir problem kalmadı ise kesin buradan bir katkı var; petrol fiyatlarındaki artışın yapısal temeli de bu bölgede olup bitenler ve ayrıca en çok toplumsal gösteri de galiba buralarda oluyor. Bunlar ilk akla gelenler. Arada bir hepsinin deodoran ya da cep telefonu kullanmaya başlayabileceği ihtimalini düşünüp ürkmüyor da değiliz. Bu ihtimalleri bize sayılar düşündürüyor. Bakın [Devamı]
    Ne yapmalı
    Güven Sak, Dr. 18 Mayıs 2007
    Geçen salı "Bu seçimler hem büyümeyi hem de enflasyonla mücadeleyi olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir" demiştik. Ama doğrusu ya, ortadaki eğilimin gerçekleşmesi ya da gerçekleşmemesi bir dizi şarta bağlı. Müsaadenizle bugün öncelikle meramımızı biraz daha açalım. Oradan da içinde bulunduğumuz durumdan, en az hasarla çıkabilmek için yapılması gerekenler hususuna gelmeye başlayalım. Yani bu sütunlarda hep yapmaya çalıştığımız işe gelelim. Öyle ya, gökyüzü kara kara bulutlarla kaplıysa yapılması gereken; gökyüzünde, güneş ışınlarının geçebildiği bir delik aramaya çalışmaktır. Buyurun bir bakalım. [Devamı]
    Milat 2006 değil, 2002
    Fatih Özatay, Dr. 17 Mayıs 2007
    Enflasyon hedeflemesi rejimi giderek artan sayıda ülkede uygulanmaya başlandı. Bunun basit bir nedeni var: Daha önceden uygulanan para politikası rejimleri başarısız oldu. Bu başarısız rejimlerden parasal kontrol şöyle çalışıyor. Enflasyonla aralarında yakın ilişki bulunan parasal büyüklükler araştırılıyor. Bunların tarihsel hareketleri ile enflasyonun seyri karşılaştırılıyor. İlk dikkat edilecek nokta, parasal büyüklüklerdeki dalgalanmaların daha önce gerçekleşmiş olmaları. Yani, parasal büyüklük hızla artmaya başlıyorken, bir süre sonra enflasyonun da hızla artmış olması gerekiyor. Bir nevi enflasyonun öncü göstergesi olan bir parasal büyüklük aranıyor. [Devamı]
    Palet, tuval ve tablo
    Hasan Ersel, Dr. 17 Mayıs 2007
    İhracatımız artıyor hem de hızlı bir biçimde. Ama rekabetçilik endeksi sıralamasında aşağıya düşüyoruz. Ekonomimiz büyüyor, geçmiş yıllara oranla daha iyi durumda olduğumuzu söylüyoruz ama diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda değişen bir şey yok. Gelişmekte olan ekonomilerin ortalama büyüme hızını tutturmuşuz, o kadar. Enflasyonumuzu düşürdük ama geldiğimiz düzey, karşılaştırıldığımız gelişmekte olan ekonomiler grubunun düzeyinin iki katı! Kamu açığımızı düşürdük, borç stokumuzu azalttık. Doğru ama bu ülkeler de aynı şeyleri yaptılar, hatta bu yönde daha da başarılı oldular. Gelir dağılımımızda düzelme var ama harcama dağılımında eşitsizlik artıyor. Yatırımlarımız artıyor ama sanayide kâr oranları düşüyor. Kamu kesiminin tasarruf açığını düzeltme yönünde olumlu adımlar atıyoruz [Devamı]