Arşiv

  • Ocak 2023 (8)
  • Aralık 2022 (10)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)

    Northern Rock neden devletleştirildi
    Güven Sak, Dr. 19 Şubat 2008
    Eskiden bir özel kurum kamu kontrolü altına alındığında, "devletleştirilmez"di, "millileştirilir"di. "Savaş" bakanlığı yerine "barış" bakanlığı demek gibi. Bakın yine öyle oldu. Geçen pazar, Birleşik Krallık Maliye Bakanı Alistair Darling, problemli Northern Rock (NR) bankasının "millileştirildiğini" açıkladı. Bu acaba yeni başlayan bir eğilimin ilk işareti sayılabilir mi? Yoksa uluslararası bankacılık krizinde asıl tedaviye şimdi mi başlıyoruz? Acaba bir dönüm noktasında mıyız? Öyle. Ama galiba bunun NR olayı ile bir alakası yok. Gelin bir bakalım. NR, geçen eylül ayında, zor duruma düşünce, İngiltere Merkez Bankası'na başvurarak acil yardım talebinde bulunmuştu. Zaman, uluslararası bankacılık krizinin ilk evresiydi. Birbiri ardına kötü haberler geliyor, kimse kimseye güvenmi [Devamı]
    Sarkozy'ye ne oldu
    Güven Sak, Dr. 15 Şubat 2008
    Luis Napolyon, bildiğimiz Napolyon Bonapart'ın yeğeniydi. 1848 Devrimi'nden sonra kurulan, kısa ömürlü ikinci cumhuriyetin ilk cumhurbaşkanıydı. Bonapartizm teriminin yaratıcısı oydu. Bonapartizm kısa boylu bir generalin imparator olup, bir ülkeyi istediği gibi yönetmesi değildi. O bir devlet eliyle ve devlet kontrolünde modernleşme programıydı. Girişimciliğe dayalıydı ve milliyetçiydi. Luis Bonapart, aynı amcası gibi yaptı, bir darbe ile imparator oldu ve III. Napolyon adı ile ikinci imparatorluk dönemini başlattı. Sene 1851'di. 1871 Fransa-Prusya savaşındaki yenilgiye kadar iktidarda kaldı. Karl Marx, amcasını dikkate alarak, "Hegel bir yerlerde tarihte olayların iki kez tekrarlandığını söylemişti. Ama onun unuttuğu eklemeyi, ben yapayım: Birincisinde trajedi, ikincisinde kome [Devamı]
    Yoksa icat çıkarmak hakikaten kötü müdür
    Güven Sak, Dr. 09 Şubat 2008
    Dikkat ediyor musunuz? Uluslararası bankacılık krizi denildiğinde esas olarak Amerikan bankalarından söz ediyoruz. Avrupa bankalarından tekil "kötü yönetim" örnekleri görüyoruz esasen. Avrupa finansal piyasalarındaki problem, ABD finansal piyasalarındaki kadar sistematik durmuyor. Amerika'da sistemli bir biçimde, tekil bankalara bakmaksızın, tüm bankaları kesen bir durum var. Buna karşılık, Avrupa finansal piyasalarında banka isimleri ile doğrudan ilişkilendirebileceğimiz tekil örnekler var. Yoksa burada da, Anglo Sakson hukuk sistemi ile Kıta Avrupası hukuk sistemi arasındaki farkın bir başka sonucunu mu görüyoruz? Gelin önce finansal yenilikler karşısında iki hukuk sisteminin yaklaşımını karşılaştıralım, sonra da bu durumda son bankacılık krizinin Avrupa ekonomilerinde yol aça [Devamı]
    Putin, Gazprom'un başına mı geçiyor
    Güven Sak, Dr. 08 Şubat 2008
    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yakında görevi bırakacak. Devlet başkanlığında ikinci dönemi bitiyor. Yasal olarak yeniden seçilemiyor. Bu nedenle, bir süredir, herkes Putin'e Rusya'nın geleceğinde yeni bir görev arıyor. Öyle anlaşılıyor ki Putin de kendisine yeni bir görev arıyor. Bu arayışa ilişkin haberler medyadan eksik olmuyor. Bize kalırsa en ilginç haberlerden biri, Putin'in Gazprom şirketinin başına geçebileceği haberiydi. 4 Şubat 2008, Gazprom şirketinin 6 Haziran'da yapılacak genel kurulu için aday belirleme süresinin sonuydu. Bir liste açıklandı. Putin geçen gün açıklanan listede yoktu. Ama ilginç olan, bir şirketin yönetim kurulu başkanlığının siyasetle bu kadar birlikte anılmasıydı. Ancak biraz daha dikkatle bakarsanız, Rusya'da siyasetle enerji şirketi sahip [Devamı]
    Ve o sırada Rusya'da fırsatı fark edenler vardır
    Güven Sak, Dr. 05 Şubat 2008
    Bu toprakların kaderi böyle galiba. Biz şehvetli tartışmaları severiz. Öyle şartı şurtu takmayız. İçinde bulunduğumuz şartların esiri olmayı, gözlerimizi sımsıkı kapatarak reddederiz. Zamanlamadan da anlamayız. Çünkü maksat işi halletmek değil, yalnızca tartışma çıkarmaktır. Dün zorlu koşulları hiç umursamadan "meleklerin cinsiyeti" bu topraklarda tartışılmıştı. Bugünün meleklerin cinsiyeti tartışmasının adı türbandır. Bu tartışma; en çok dünyalı olduğumuz dönemde, en çok dünyada olup bitenlerle ilgilenmemiz gereken bir zaman diliminin içinde, bir nevi içe kapanma, kendi geçmişimizle hesaplaşma tartışmasıdır. Zamanlaması ve ortaya konuş biçimi külliyen yanlıştır. Olsa olsa "Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete" algılamasını güçlendirmektedir. Onun için de fevkalade tehlikelidir [Devamı]
    'Bize bir şey olmaz abi' yaklaşımı yanlıştır
    Güven Sak, Dr. 01 Şubat 2008
    Küresel bankacılık krizi Batı'da manşetleri ele geçirdikçe, bizim buralarda yaygınlaşma eğilimi gösteren "Bize bir şey olmaz abi" yaklaşımı hayra alamet değildir. Böyle durumlarda "eşeği önce sağlam kazığa bağlayıp, sonra Allah'a emanet etmek" gerektiğini sık sık hatırlamakta fayda vardır. Bu bir nevi karanlıkta ıslık çalmak mıdır? Yoksa "işte 2001 krizinin yedinci yıldönümünde yine yandık bittik, mahvolduk" ekolüne bir tepki midir? Her neyse memlekete bir faydası yoktur. Gün serinkanlı olup, olası hasarı azaltmaya yönelik tedbirleri şimdiden alma günüdür. Türkiye'nin bu dönemi hasarsız atlatması mümkün değildir. Ortadaki başıboşluk havası ise alenen kötüdür. Bu satırların yazarı o yaklaşımla en çarpıcı biçimde bir berberde tanışmıştı. Muhabbet her nasılsa (berberlerde her konu [Devamı]
    Riskini yönetemeyen, krizini yönetir
    Güven Sak, Dr. 29 Ocak 2008
    Hafta sonu Referans'ında konumuz son derece basitti: "Bankaların risk iştahı nasıl artırılır" diye sormuştuk. Bankaların eskisi gibi gürül gürül kredi dağıtmaya başlamaları zor görünüyordu. Olay aslında aynen o Nasreddin Hoca fıkrasındaki gibiydi, gelişmiş ülkelerin finansal piyasalarında son dönemde bir "kazan doğuran kazan mekanizması" vardı. Şimdi artık yok. "Kazan doğuran kazan mekanizması" aynı zamanda "likiditeyi katlama mekanizması"ydı. Biri gidince öteki de bitecek. Dikkat edin, likiditenin aslı bitmeyecek ama ortadaki bolluğu yaratan köpüğü gidecek. Bundan böyle bir süre ek risk üstlenmek artık eskisi kadar kolay olmayacak. Ekonomide biriken riski yönetemeyenler, şimdi iktisadi krizi yönetecekler. Buradan Türkiye'ye dersler var. İlk ders bugün: Riskini iyi yönetmeyi be [Devamı]
    Eric Dinallo, geçen hafta, dünyayı nasıl kurtardı
    Güven Sak, Dr. 26 Ocak 2008
    New York Eyaleti Sigorta Başmüfettişi Eric Dinallo'nun ödeme güçlüğü içine düşen kredi riski sigortalama şirketlerinin alacaklısı bankalarla görüşmesi FED'in faiz indiriminden daha etkili oldu. [Devamı]
    Kapitalizmin en çevreci yüzyılına hazır mısınız
    Güven Sak, Dr. 19 Ocak 2008
    Hiç aklımızdan çıkmayan o lafı, ilk kez Zeki Yamani'nin ağzından duymuştuk. Söyleşi BBC'de bundan yıllar önce yayımlanmıştı. 1970'lerdeki petrol krizi günlerinde Suudi Arabistan'ın Petrol Bakanı'ydı Yamani. O dönemde, OPEC üyesi ülkeler giderek petrol üretimlerini kısıp, fiyatlarını artırıyorlardı. İşte o vakitlerin petrol bakanı. Yamani, "Taş devri etrafta taş kalmadığı için sona ermedi, petrol devri de dünyada petrol tükendiği için sona ermeyecek" dedi. Ne olacaktı? OPEC ülkeleri petrol fiyatlarının kontrolsüz artışına seyirci kalırlarsa sonunda alternatif enerji kaynakları devreye girecekti. Su nasıl mecrasını bulursa, şimdilerde ilgi ve çalışmalar da alternatif enerji kaynakları üzerine yoğunlaşmış durumda. Herkesin birdenbire çevreci oluvermesi ve küresel ısınmanın yerküre [Devamı]
    Katılımlı bir anayasa hazırlama süreci pekâlâ mümkündür
    Güven Sak, Dr. 12 Ocak 2008
    Sayın Başbakanımız perşembe günü 60. hükümetin eylem planını açıkladı. Hükümetimizin 2011 Türkiyesi'ne ilişkin vizyonunu ilk kez ayrıntılı bir biçimde ortaya koydu. Açıklanan 145 maddenin en başında da "Toplumsal uzlaşma ile yeni bir anayasa hazırlanacaktır" hedefi vardı. Öyle anlaşılıyor ki, yeni anayasanın kendisi bir nevi "reformların reformu" olarak kabul ediliyor. Ayrıca yeni anayasanın "toplumsal uzlaşma ile" hazırlanacağı da ifade ediliyor. Müsaadenizle bugün anayasa konusunda ortaya konulan bu son derece olumlu vizyonu ve nasıl operasyonel hale getirilebileceğini ele alalım. Hazırsanız başlayalım. Köşemizin müdavimleri hatırlayacaklardır biz bu yeni anayasa meselesini ilk kez ele almıyoruz. Bundan 4 ay önce AKP'nin bürokratik-akademik seçkinler eliyle kapalı kapılar a [Devamı]