Arşiv

  • Temmuz 2021 (8)
  • Haziran 2021 (14)
  • Mayıs 2021 (13)
  • Nisan 2021 (8)
  • Mart 2021 (15)
  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)
  • Aralık 2020 (16)
  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)

    Burada Ar-Ge değil İsviçre'ye ihracat yapılır
    Güven Sak, Dr. 08 Temmuz 2008
    Geçenlerde Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Zafer Çağlayan ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu ile birlikte İsrail'de Tefen Sanayi Bölgesi'ni ziyaret ettik. Bölgede faaliyet gösteren şirketlerin birinde "Burada Ar-Ge (araştırma-geliştirme) değil, İsviçre'ye ihracat yapılır" diye yazıyordu. Biz bu ifadeden, ülkemiz için de geçerli, üç önemli sonuç çıkardık. Merak edenleri aşağıya bekleriz. Birincisi, Ar-Ge faaliyetlerinin açık ve seçik şekilde amacını belirlemekte fayda bulunmaktadır. En baştan açıkça soralım isterseniz. Türkiye'de yapılan ve devletimiz tarafından desteklenen Ar-Ge faaliyetlerinin amacı dünyadaki bilimsel gelişime katkıda bulunmak mı olmalıdır yoksa Türkiye ekonomisinin tempolu büyüyebilmesini desteklemek mi olmalıdır? Bize so [Devamı]
    Aman Allahım, vaziyet sandığımız kadar kötü değilmiş
    Güven Sak, Dr. 05 Temmuz 2008
    Bu haftanın konusu olsa olsa ikidir. Ve aralarında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Hatırlayalım. Önce 2008 yılı ilk çeyrek büyüme performansı açıklandı. Rakam piyasa tahminlerinin üzerindeydi. Türkiye ekonomisi 2007 yılının ilk çeyreğine göre 2008 yılının ilk çeyreğinde yüzde 6,6 büyümüştü. Performans, 2007 yılının ilk çeyreğinin altındaydı ama ortada çok belirgin bir hızlı yavaşlama görüntüsü de yoktu. Ekonomiden gelen karışık sinyallere biraz daha yakından bakmakta fayda var. Tüketici güven endekslerindeki bozulmaya paralel bir iç talep yavaşlaması yok gibi duruyor. Bu rakamlara bakınca ekonomi tıkırında gibi duruyor. Daha doğrusu ekonomideki bozulma eğilimi, tahminlerin altında, 2008 yılının ilk çeyreğinde. Onlar dışarıdan biz içeriden bozmak için elimizden geleni de yapsak, [Devamı]
    Asıl kriz şimdi başlıyor
    Güven Sak, Dr. 01 Temmuz 2008
    Asıl kriz galiba şimdilerde yeni yeni başlıyor. Hem orada olup bitenler buna işaret ediyor. Hem de burada olup bitenler. Anadolu'nun köklü firmaları ile ilgili haberlerin iyi olmaması mesnetsiz değildir. Olup bitenin siyasi krizle de doğrudan alakası var gibi görünmemektedir. Bakın neden? [Devamı]
    Sayın Başbakan bu kez doğru yoldadır
    Güven Sak, Dr. 27 Haziran 2008
    Bugün müsaadenizle birkaç haberi birbirine bağlayalım ve aralarındaki bağa dikkati çekelim. Önce dışarıdan başlayalım müsaadenizle. Artan emtia fiyatları enflasyon konusunda haklı endişelere neden oluyor. Merkez bankalarının yalnız Türkiye'de değil, dünyanın her tarafında teyakkuz halinde olduğunu görmek mümkün. Merkez bankaları teyakkuz halinde ama emtia fiyatlarındaki artışın yapısal olduğuna ilişkin yaygın bir kanaatin oturmaya başlaması, enflasyon bekleyişlerini artırma eğiliminde. Bu durum politika tasarımcılarını ve uygulamacıları kaygılandırıyor. Ortada küresel bir merkez bankası olmadığı için, merkez bankalarının böylesine küresel bir etki ile kısa vadede savaşmalarını zorlaştırıyor. Enflasyon bekleyişleri negatif yönde katılaşıyor. Orta vadede ekonomide hızlı verimlili [Devamı]
    Merkez Bankası faiz düşürürse faiz oranları daha da artar
    Güven Sak, Dr. 24 Haziran 2008
    Zamanın ilginç bir noktasındayız. Dün yerküre çapında enflasyon azalıyordu. Hatırlayın o günlerde günlük gazetelerde manşetler "enflasyon artık tarihe karıştı" biçimindeydi. Bugün ise yerküre çapında enflasyonun artma eğilimine girdiği bir dönemin başındayız. Daha dün Hindistan'da enflasyonun yıl sonu itibariyle iki haneye yükseleceği konuşuluyordu. Aynı burası gibi. Brezilya'da da enflasyon yüzde 6,5 gibi bir düzeye çıkacak diye bir endişe var. Şimdi yüzde 4 gibi. Anladık enflasyon her yerde artıyor. Peki, ilginç olan nedir? İlginç olan şudur: Dün enflasyonun düşmesine destek olan küresel dinamik, bugün enflasyonun artması için bir temel oluşturuyor. Bu durumda, ulusal merkez bankalarının yapabileceği bir şey var mı, yok mu? Bize kalırsa, dünkü düşüşte yerel otoritelerin içeri [Devamı]
    Müjdeler olsun, hastamız doğruldu
    Güven Sak, Dr. 21 Haziran 2008
    Bu elbette, artık her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmez. Hastanın başarılı bir ameliyat geçirmiş olması, vücut fonksiyonlarının tamamen normale dönmesinin garantisi değildir. Bu nedenle her başarılı ameliyattan sonra, doktorlar ve hasta yakınları yürekleri pırpır her bir testin geçmesini bekler. Hasta önce gözlerini açar. Sonra bilinci yerine gelmeye başlar. Sonra şöyle bir doğrulur. Ayağa kalkar. Yürür. Bağırsakların çalışmaya başladığına dair semptomlar art arda gelir. Hastamız ancak ondan sonra ameliyat sonrası iyileşme sürecine girer. Artık her şey normaldir. Bu hafta Goldman Sachs'ın Cheyne Finance "paravan şirket" Structured Investment Vehicle'inin yeniden yapılandırılması ile ilgili planı ortalığı azıcık heyecana boğdu. Deloitte'un danışmanlığında uluslararası banka [Devamı]
    Sol dalga ille de sol parti mi gerektirir?
    Güven Sak, Dr. 20 Haziran 2008
    Memleket uzatılmış bir bayram tatilinde. 2007 yılından beri sık aralıklarla kutlamakta ısrarlı olduğumuz "akıl dışının bayram haftası" bu kez iyice uzadı. Bu kez bir cumhurbaşkanlığı seçimi ile başlayan ve anlamsız bir anayasa değişikliği ile tepe noktasına ulaşan bayram kutlaması halen kapatma davasıyla devam ediyor. Bu arada uluslararası finansal krizin ya da artan petrol ve gıda maddesi fiyatlarının memleket açısından ne anlama geldiğine bakamıyoruz. İklim değişikliğinin hangi ülkeleri nasıl sular altında bırakacağını, bunun daha bugünden izlenebilen ve bugünümüzü etkileyebilme kapasitesine sahip sonuçlarının neler olduğunu filan da inceleyemiyoruz. Malum gündem dolu. Etrafta bir karşılıklı konuşmadır gidiyor. Siyasi liderler habire konuşuyor. Sonuçta bir de bakıyorsunuz ki, i [Devamı]
    Yapılmayacakları yapmaktan bir hayır çıkmaz
    Güven Sak, Dr. 10 Haziran 2008
    Yine güzide memleketimizde tarihin hızlandığı bir dönemde yaşıyoruz. Arka arkaya bir sürü kritik karar/gelişme var. Üstelik bu kez dünyada daha önce bilmediğimiz işlerin olduğu bir dönemden de geçiyoruz. Bu, tarihin hızını bir kat daha artırıyor yalnızca. İşin vahameti ile birlikte ciddiyeti de artıyor. Bugün müsaadenizle olup bitenlere kuşbakışı bir bakalım. Sonra da neden bir an evvel tatile çıkmanın faydalı olacağını vurgulayalım. Tarihin hızlandığı dönemlerde hata yapma riski artar. 16 Mayıs tarihli yazımızda "Hava giderek sertleşiyorsa, acemi kaptanın öncelikle hayatının en karmaşık manevralarını, hayatında ilk kez yapmaya çalışmaktan kaçınması gerekir" demiştik. Bu çerçevede, "hükümetimizden beklediğimiz, ortadaki kriz durumu karşısında hiçbir şey yapmamasıdır" diye eklem [Devamı]
    Nedir bu otomatik pilot mu
    Güven Sak, Dr. 03 Haziran 2008
    Bugünlerde bir Türk Lirası neredeyse bir Amerikan Doları'na eşit olacak. Bir dolar oldu size 1.20 YTL. Yılın başında da bir dolara 1.20 YTL idi bu kur. Şimdi de orada. Halbuki yılın başından beri neler neler oldu? Uluslararası bankacılık krizinin olası etkilerinin üzerine Türkiye'de, tamamen bize özgü, nur topu gibi bir siyasi krizimiz oldu. Normal şartlar altında bu siyasi krizin ekonomi ile derin bir politika belirsizliğine yol açması beklenirdi. Ama kurdaki gelişmeler bir politika belirsizliğine işaret etmiyor. Nedir bu? Piyasa aktörleri, Türkiye'nin nasıl olsa otomatik pilota bağlı olarak başladığı dönüşüm macerasını devam ettireceğini mi düşünüyor yoksa? Türkiye, siyasetle ekonominin birbirinden tamamen ayrıştığı (Türkçeyi katletme pahasına, "decouple ettiği" diyeyim müsaa [Devamı]
    Bir yeni sol dalganın başında mıyız
    Güven Sak, Dr. 31 Mayıs 2008
    Yirminci yüzyılın ikinci yarısı bundan önceki dönemlere hiç benzemeyen bir sıçrama dönemi oldu. Kişi başına gelir açısından bakarsanız, ortalama gelir artışı hiç bu kadar hızlı olmamıştı. 1900'ların başında kişi başına gelir 1000 dolar civarındayken 1950'de bu tutar 2000 dolar civarına yükselmişti. 2000 yılı itibariyle aynı tutar yaklaşık 6000 dolar oldu. Yirminci yüzyılın başında 1 olan sonunda 6 oldu. Ve bu artış esasen yüzyılın ikinci yarısında gözlemlendi. Yüzyılın ilk yarısında birinci küreselleşme dalgası sonrası içe kapanma ve piyasalara küsme modaydı. Yüzyılın ikinci yarısı ise yeni bir küreselleşme dalgasını getirdi. Küreselleşme süreci, ortalama bir gelir artışı yanında, derin eşitsizlikleri de beraberinde getirdi. Ortalama gelir artışı, satın alma gücü paritesi dikka [Devamı]