Arşiv

  • Aralık 2022 (3)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Türkiye'nin bir tekstil politikasına ihtiyacı var (2)
    Güven Sak, Dr. 23 Ağustos 2008
    Bu hafta sonu bir değişiklik yapalım ve cuma günü başladığımız tekstil sohbetini şimdilik bir sona bağlayalım. Neydi mesele? Türkiye'de tekstil ölmemişti. Rakamlar başka sektörlerde, örneğin, tv üretiminde rekabet gücü kaybettiğimizi ama tekstilde daha böyle bir gelişme olmadığını gösteriyordu. Tekstildeki rekabet gücü tişörtten tufte halılara doğru geçmeye başlamamızla yakından alakalıydı. Tekstil bir tek endüstri değil, bir endüstriler toplamıydı. Rekabet gücü kaybettiğimiz alanlardan yeni alanlara doğru geçiyorduk. Tekstilin bu ülkede ölmeyeceğini kanıtlıyordu. Şimdi zaman bir tekstil politikası geliştirme zamanıydı. Çıkan kısmın özeti tam da böyleydi. Peki, ne yapacağız? Nasıl düşüneceğiz? Esasen durumu şöyle de izah edebilmek mümkün: Bildiğimiz tişört pazarında, ucuz işgü [Devamı]
    Türkiye'nin bir tekstil politikasına ihtiyacı var (1)
    Güven Sak, Dr. 22 Ağustos 2008
    Geçen hafta "Ahir Zaman Hurafeleri Kataloğu"na yeniden kayıt düşmeye başlamıştık. Hurafemiz son derece reeldi. "Türkiye'de tekstil bitti abi" önermesi üzerine düşünmeye başlamıştık. Tekstili hazırgiyimden ayrı düşünmüyorduk. Vardığımız sonuç şuydu: Türkiye'de tekstil bitmezdi. Tekstil, hazırgiyimle birlikte ele alındığında, tek bir endüstri değil, bir endüstriler toplamıydı. Türkiye'nin Çin'den yükselen dalga nedeniyle ucuz işgücüne dayalı rekabette şansını yitirmiş olması, Türkiye tekstilinin bittiği anlamına gelmezdi. Türkiye tekstilde geniş bir küresel pazarlama ağına ve deneyime sahipti. Şimdi yapılması gereken tekstil-hazırgiyim değer zinciri içinde, katma değeri yüksek, hangi alanlara odaklanacağımıza karar vermekti. İlk yazıda geldiğimiz nokta böyleydi. Bugün müsaadenizl [Devamı]
    Ekonomi politikası olmayanın aktif dış politikası olamaz
    Güven Sak, Dr. 19 Ağustos 2008
    Rus birliklerinin Gürcistan'a girmesi ile birlikte yeni bir dönem başlamıştır. Adına ne derseniz deyin, askeri birliklerin sınırı geçmesi iyi değildir. Şimdi ne olmuştur? Rusya, oyuna geri dönmüştür. Daha düne kadar kendi iç meselelerine odaklanmış görünen Rusya, şimdi kendine çekidüzen verdiğine karar vererek, âleme nizam vermek üzere geri dönmüştür. Bu iyi ya da kötü değildir, vakıadır. Vakıa ile kavga edilmez, ne olduğunu anlamak için düşünülür. Şimdi karar verilmesi gereken konu sayısı ikidir. Birincisi, geri dönen Rusya, yirminci yüzyılın son çeyreğinde imparatorluğunun dağılmasının getirdiği travma sonrası stresi atlatmış mıdır? Yeni dönemin gerçeklerinin farkında mıdır? İkincisi, Türkiye'nin bu yeni gelişme karşısında, kolaylıkla uyarlanabilecek, bir dış politika stratej [Devamı]
    Önceden planlanmayan sonuçlar önemlidir: Gebze-İstanbul hattı nasıl doğdu
    Güven Sak, Dr. 16 Ağustos 2008
    Tarihte "istenmeyen sonuçlar" her zaman için önem taşımıştır. Derler ki, Versailles Antlaşması'nın, Almanya için son derece katı koşullarının, "istenmeyen sonucu" 2. Dünya Savaşı'dır. Aynı şekilde, Çin'in Batı sermayesi ile hızla küresel ekonomiye entegre edilmesinin "istenmeyen sonucu" da Rusya'nın, petrol ve emtia fiyatlarındaki artış dolayısıyla hiçbir mesnedi yokken güçlenmesidir. Kaba kuvvet dışında başka bir öncü gücü olmayan bir kuvvetin yirmi birinci asırda ne şansı olabilir? Tartışmalıdır. Bugünlerde Gürcistan'da olanlar bu çerçevede bir "istenmeyen sonuç" olarak düşünülebilir. Peki, sanayinin İstanbul dışına özellikle Gebze'ye doğru yayılmasına da hiç bu gözle baktınız mı? Aslında o gelişme de planlanmış değil, başka başka alanlarda alınmış bir dizi kararın etkisi ile [Devamı]
    Ahir Zaman Hurafeleri Kataloğu 1: Türkiye'de tekstil bitti abi
    Güven Sak, Dr. 15 Ağustos 2008
    Müjdeler olsun, "Ahir Zaman Hurafeleri Kataloğu" geri dönüyor. Katalog aslında 2001 yılı kıyameti öncesinin, iktisadi açıdan, karanlık çağında kalmıştı. Sonunda kıyamet kopmuştu. Doğrusu ya, biz o defteri bir daha açmak zorunda kalmayacağımız konusunda son derece umutluyduk. Ama öyle olmadı, Türkiye iktisadının karanlık çağı yeniden başladı. Türkiye ne yapmaya çalıştığını unutup, yalpalamaya başlayınca, her zamanki gibi önce kafalar karıştı. Hedef ya da hedefin inandırıcılığı kaybolunca her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Etrafı bir dizi "laf olsun, manşet dolsun" kabilinden yapılmış "açıklama olmayan açıklama"lar sardı. Alametler belirip, vakit eriştiğinde, biz hep "Ahir Zaman Hurafeleri Kataloğu"nu açıp kayıt düşeriz. Eskiden o karanlık çağda Radikal'de yazarken hep böyle ya [Devamı]
    Sanayi politikası ihtiyacı artıyor
    Güven Sak, Dr. 12 Ağustos 2008
    Geçen hafta artan ulaştırma maliyetlerinden bahsetmeye başlamıştık. Artan maliyetler birdenbire "pazara yakınlığı" yeniden önemli bir kavram haline getirmeye başlamıştı. Ancak maliyet artışı her sektörü aynı biçimde etkilemiyordu. Asimetrik etkinin kaynağı, üretilen malın kilo başına değeri ile yakından alakalıydı. Üretilen malın kilo başına değeri azaldıkça, ilgili sektörün değer zinciri içinde taşımacılık maliyetinin payı artıyordu. Otomotiv, seramik, mobilya gibi sektörleri bunlara örnek olarak vermiştik. Artan taşımacılık maliyetleri ile birlikte bu tür sektörlerde "pazara yakınlık" yeniden önemli bir kriter haline geliyordu. Yakın geçmişin "Değer zincirini kürenin dört bir tarafına yayarım, üretimimi etkinleştiririm yaklaşımı" yerini yeniden "pazara yakınlık"a bırakıyordu. [Devamı]
    Bir yıl önce 500 milyar dolarlık hasara kimse inanır mıydı
    Güven Sak, Dr. 09 Ağustos 2008
    Uluslararası bankacılık krizi resmi olarak başlayalı tam bir yıl oldu. Bu krizi bize 2007 yılı yazı getirmişti. Temmuzdan ağustosa giderken krizin içindeydik. Şimdi 2008 yazına geldik. Kriz daha bitmedi. Hatta bazı gözlemcilere göre daha tam olarak başlayamadı bile. Bakın etraftaki tartışmalara. Daha "başlangıcın sonuna" gelip gelmediğimizi bile tam olarak bilmiyoruz. Herkesin aklında "dibi gördük mü" diye bir merak, bir merak. Bugün müsaadenizle bu krizin bize öğrettikleri üzerine birkaç tespit yapalım. Büyük özel finans kurumlarının yöneticilerinden oluşan "Karşı Taraf Riski Yönetim Grubu" (Counterparty Risk Management Group) krizle ilgili raporunu 6 Ağustos 2008 tarihinde açıkladı. Biz raporu okumaya başladık. İlk izlenimlerimizi dinlemek ister misiniz? Arkanıza yaslanıp keyf [Devamı]
    Artan ulaştırma maliyetleri ille de risk midir
    Güven Sak, Dr. 08 Ağustos 2008
    Orta vadeli olarak bakıldığında, Türkiye'de gündem hâlâ siyaset olmaya devam ediyor. Anayasa Mahkemesi, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) kapatılması istemiyle açılan davada AKP'nin kapatılmamasına karar verdi. Karar, siyasetin Türkiye'nin gündemindeki temel mesele olma özelliğini kaybettirmedi. Tam tersine pekiştirdi. Bu kararla birlikte siyasetin neden olduğu problemlerin çözüm yerinin yine siyaset olduğu yeni bir dönem açıldı. Aslında "yüce mahkeme" bir nevi tam da bunu söyledi. "Ben siyasi krizin çözüm mercii değilim" dedi. Öyle söyledi ya da böyle söyledi ama aynen bunu dedi. Doğrusu ya, biz bu memlekette böyle bir duruma alışık değiliz. Alışık olmadığımızdan bu konuda bir kapasiteye de sahip değiliz. Siyasetin, siyasi kriz çözebilme kapasitesine sahip olup olmadığını y [Devamı]
    'Çünkü annesi burada' en önemli teşvik olmalıdır
    Güven Sak, Dr. 05 Ağustos 2008
    Temmuzun ilk haftasında İsrail'deki Tefen Sanayi Bölgesi notlarına başlamıştık. "Burada Ar-Ge değil, İsviçre'ye ihracat yapılır" başlıklı yazıyı hatırlayacaksınız. Amacımız açıktı: Türkiye'nin araştırma geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerini destekleme sisteminde bir performans kriteri eksikliği vardı. Ar-Ge desteklerinin salt bilimsel yayın saiki ile değil, hem iktisadi hem de operasyonel bir kritere dayalı olarak dağıtılmasında fayda vardı. Bugün müsaadenizle Tefen izlenimlerine devam edelim. Sanayi bölgesini gezerken arada SanDisk firmasının üretim tesisine de uğradık. İşte "çünkü annesi burada"nın ne anlama geldiğini orada öğrendik. Merak edenleri aşağıya bekleriz efendim. SanDisk dünyanın bir numaralı flash bellek üreticisi Hani veri depolamada kullandığımız, taşınabilir bell [Devamı]
    İşbirliği neden rekabet kadar önemli oldu
    Güven Sak, Dr. 02 Ağustos 2008
    1980'lerin iktisadi politikalarını belirleyen rekabet kavramıydı. Hatırlayın 1970'lerin sonu İngiltere'de Thatcher yıllarıydı. 1980 ABD'nin Reagan'lı yıllarının başlangıcıydı. Aynı dönem Türkiye'de Özal yıllarıydı. O dönemlerin gözde iktisadi politika meselesi serbestleşme ve özelleştirmeydi. Aradan yaklaşık bir 30 yıl geçti. Şimdi geldiğimiz noktada, 21. yüzyılın temel iktisadi politika kavramı işbirliği (cooperation) ve ortak eylem (collective action) olacak gibi duruyor. Peki, rekabetten (competition) işbirliğine (cooperation) geçişi tetikleyen nedir? Kapitalizm kendisi olmaktan mı vazgeçiyor? Hayır. Yalnızca biçim değiştiriyor. Yaklaşık 50 yıldır soldan ve bilumum yeşil-çevreci-küreselleşme karşıtı hareketlerden yükselen eleştirinin, sistemin kodlarına işlenme anı geldi gibi [Devamı]