Arşiv

  • Şubat 2024 (16)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)
  • Mayıs 2023 (9)
  • Nisan 2023 (9)
  • Mart 2023 (11)

    Mevduat ve kredi
    Fatih Özatay, Dr. 13 Temmuz 2008
    Bu köşede çıkan son üç yazıda kredi genişlemesinin, bankaların yurtdışı borçlanmalarının vade yapısının ve Merkez Bankası'nın bankalarla yaptığı işlemlerin son yıllardaki gelişimi üzerinde durdum. Sıra bankalardaki mevduatın nasıl geliştiğine ve nasıl dağıldığına bakmaya geldi. [Devamı]
    Yorumsuz...
    Fatih Özatay, Dr. 10 Temmuz 2008
    Yine son iki yazıdaki konu üzerinde duruyorum: Bankacılık sektörü kredi genişlemesi. Beni meşgul eden sorular şunlardı: Birincisi, hem içeride hem de dışarıda bu kadar belirsizlik varken kredi genişlemesi neden hâlâ çok yüksek düzeydeydi? Üstelik 2007 ortasına doğru azalma eğilimi gösteren bu hız, o tarihten bu yana yeniden arttı. İkincisi, farklı banka gruplarının davranışı farklı mıydı?Önce son yazıya ilişkin bir düzeltme vereyim. Düzeltme grafikle ilgili. O yazıda özel ve yabancı sermayeli bankaların toplam kredileri ile kamu bankalarının toplam kredilerinin yıllık artış hızlarının gelişiminin grafikte yer aldığını yazmışım. Ama öyle yapmamışım. Sadece kamu ve özel olarak ayırmışım. Bir de toplam kredilere yer vermişim. Aşağıda verilen düzeltilmiş grafikte özel ve yabancı banka [Devamı]
    Banka grupları ve krediler
    Fatih Özatay, Dr. 07 Temmuz 2008
    Dün başladığımız yolculuğa bugün devam ediyoruz. Banka kredilerindeki gelişme ve Merkez Bankası (MB) bilançosundaki değişikliklerle ilgiliyiz. Üç saptama vardı o yazıda: 2007 ortalarına doğru artış hızında yavaşlama gözlenen krediler tekrar hızla yükselmeye başlamıştı. Gerçi son aylarda bu artış eğiliminin tersine dönebileceğine ilişkin bazı sinyaller var. Ancak kredilerin artış hızı hâlâ çok yüksek. Dışarıdaki ve içerideki tedirginliklere rağmen. Bu ilk saptamaydı.İkincisi, bankalar topladıkları fonların giderek artan bir kısmını krediye dönüştürüyorlardı. Birkaç yıl önce bu oran yüzde 55 dolayındayken, yenilerde yüzde 75'e kadar yükselmişti.Üçüncüsü ise MB ile ilgiliydi. Krizden sonra bankalardan likidite çekmek zorunda kalan ve bazı dönemlerde çektiği likidite oldukça yüksek m [Devamı]
    Kredi artarken bankaların fon ihtiyacı da artıyor
    Fatih Özatay, Dr. 06 Temmuz 2008
    Hatırlarsanız, bir ara üzerinde durmuştum; hala kafamı kurcalıyor. Şu: Dış dünyadaki bunca tedirginliğe ve içerideki siyasi gerginliğe karşın bankalarımızın kredi hacmindeki artış hızı azımsanmayacak bir düzeyde.İlk grafikte 2002 başından bu yana toplam banka kredilerinin yıllık artış hızı gösteriliyor. 2003 ortasından itibaren krediler hızla artıyor. Bu tarihten sonraki en düşük artış hızı 2007 haziranında gözleniyor (yüzde 22). Bu tarihten sonra yine belirgin bir hızlanma eğilimi var. Son birkaç ayda bu eğilimin tersine döndüğü izlenimi elde ediliyor. Ama yine de 2008 haziran ayı itibarıyla kredi artış hızı yüzde 32 düzeyinde! Bu oldukça yüksek bir artış hızı. Şüphesiz bu gelişmeye fiyat artışlarından arındırarak bakmak gerekir. Ama 2004'ten bu yana enflasyondaki oynamanın 2-3 [Devamı]
    Evet, yüksek faiz enflasyonu artırabilir
    Fatih Özatay, Dr. 03 Temmuz 2008
    Yok artık, büyüklerimizden daha iyi bilecek değiliz ya. Eğer bir devlet büyüğümüz "Yüksek faiz enflasyonu artırır" diyorsa, öyledir; kabul etmek gerekir. İlla tartışmak istiyorsanız bu görüşü, destekler mahiyette birkaç şey söylemekte yarar vardır.Ben de öyle yapacağım.Elbette benim yukarıda tırnak içine aldığım ifadede olduğu gibi veciz biçimde söz söyleme yeteneğim yok. Onun için kendi anlayacağım biçime sokuyorum bu ifadeyi. Şöyle: "Kırılgan bir ekonomide para otoritesi faizleri değiştirmiyorken, yurtiçi faizler yükseliyorsa, faizlerin yükselmesine yol açan unsurlar ileride enflasyonu da artırır." Devlet büyüklerimiz elbette bizden daha iyi bilirler. Zamanları da kıymetlidir. Bu nedenle aradaki kısmı atlamış ve 'yüksek faiz yüksek enflasyon' demiş olabilirler. Doğal...Kırılgan [Devamı]
    Düşük büyüme hızımızın nedenleri
    Fatih Özatay, Dr. 30 Haziran 2008
    Afganistan'ın kişi başına gelir düzeyi 724 dolar, Etiyopya'nın 806 dolar, Norveç'inki ise 53 bin dolar. Büyük bir uçurum söz konusu. Daha uç örnekler de var. Mesela Zimbabwe 188 dolar, Lüksemburg 80500 dolar. Neden?Ülkelerarası gelir farklılıkları üç ayrı boyutta ele alınıyor. İlk ikisi durum saptamasına ilişkin, üçüncüsü ise ekonomi politikasına yönelik. İlk olarak verimlilik, teknoloji, sermaye birikimi, işgücünün boyutu ve niteliği araştırılıyor. Farklılıkların bunların hangilerinden kaynaklandığı belirlenmek isteniyor.İkinci olarak verimlilik, teknoloji ve üretim faktörlerinde gelir farklılıklarına yol açan olumsuz 'durum'un arkasındaki nedenlere iniliyor. Üç grupta toplanabilir bu çalışmalar: Kurumsal yapı (mevcut yasaların niteliği, yasalara ne ölçüde uyulduğu gibi), dışa a [Devamı]
    Olması gereken olmayınca
    Fatih Özatay, Dr. 29 Haziran 2008
    Perşembe günü, Türkiye İstatistik Kurumu satın alma gücü ile ölçülen kişi başına gelir düzeyimizi açıkladı. Çalışma OECD ve Eurostat ile birlikte yürütülmüş. Dolayısıyla Türkiye'ye ilişkin verilerin yanı sıra AB'ye üye 27 ülkenin, üyelik sürecindeki ülkelerin, Norveç, İsviçre, İzlanda, Sırbistan ve Arnavutluk'un verileri de var. Veriler 2007 yılına ait. Tüm ülkelerin milli gelirleri o ülkelerde yaşayanların satın alma güçleri ile ölçüldüğünden uluslararası gelir karşılaştırmaları daha sağlıklı yapılabiliyor. [Devamı]
    Türkiye ayrışıyor...
    Fatih Özatay, Dr. 26 Haziran 2008
    Son birkaç yıldır ekonomimizde gözlenen olumsuz gelişmeleri sadece küresel olumsuzluklara bağlamak hem kolaycı bir yaklaşım, hem de doğru değil. Bizim içeride (elbirliğiyle) yaptıklarımızın ve de yapamadıklarımızın da önemli bir rolü var bu gidişatta.Pazar günü bu köşede Türkiye'nin büyüme performansı,bize benzer ülke gruplarıyla karşılaştırıldı. Karşılaştırmada yer alan üç grup ülkenin (Merkezi ve Doğu Avrupa, Asya-4 ve BRICK) 2007 büyüme hızları 2002-2006 döneminde gerçekleştirdikleri büyüme hızından daha yüksekti. Oysa Türkiye'nin 2007 büyüme performansı 2002-2006 dönemine kıyasla oldukça kötü oldu. IMF bu ayrışmanın 2008'de de sürebileceğini söylüyor bize.Ayrışmaya bir de ülke riski açısından bakalım. Ülkelerin riskini 'özet biçimde' gösteren birkaç gösterge var. Bunlardan bir [Devamı]
    Yine faiz politikası üzerine
    Fatih Özatay, Dr. 23 Haziran 2008
    Geçen hafta eğlenceli bir oyundan söz etmiştim. Nerdeyse hiç ara verilmeden hükümet üyeleri tarafından faiz politikası eleştiriliyor Merkez Bankası'nın. İşin eğlenceli tarafı şuydu: Kendilerine tabanlarından yönelen eleştirilerin hiç olmazsa bir kısmını Merkez Bankası'nı hedef göstererek savuşturmaya çalışırken ufak bir çam deviriyorlardı. Bu eleştirilerle aslında kendi hükümetlerinin uyguladığı ekonomik programın en önemli iki ayağından birisinden duydukları kızgınlığı dile getiriyorlardı. [Devamı]
    Gerçek işsizlik daha yüksek
    Fatih Özatay, Dr. 19 Haziran 2008
    Mart ayına ait işgücü istatistikleri açıklandı. Bir süredir ekonomimiz düşük bir hızda büyüyor. 2008'deki büyüme hızımız muhtemelen 2007'deki düşük hızın da altında kalacak. Bu olgu, verimlilik artışı ve geleneksel bazı sektörlerdeki çözülme gibi unsurlarla birleştiğinde işsizlik düzeyimizi de artırıyor. İşsizlik oranının yüksekliği karşı karşıya kaldığımız sorunların en önemlilerinden bir tanesi. 15 ve daha yukarı yaşta olup da askerlik yapmayan ya da öğrenci olmayanları dikkate aldığımızda 'kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus'a ulaşıyoruz. İstihdama ilişkin hesaplamalar için çıkış noktasına yani. Mart 2008 itibarıyla kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfusumuz 49.8 milyonmuş. Bir yıl öncesine göre 746 bin kişi artmış.İşsizlik ve istihdam oranlarını hesaplamak için bu nüfu [Devamı]