Arşiv

  • Temmuz 2024 (10)
  • Haziran 2024 (14)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)

    Cari açık
    Fatih Özatay, Dr. 31 Temmuz 2008
    Uzun bir aradan sonra Radikal'de yeniden yazmaya başladıktan sonraki ilk yazılarım genellikle cari açık sorunu üzerineydi. 'Cari açık için yapılabilecekler' falan gibi iddialı başlıklar da atmışım. O 'mümtaz katkıma' karşın aradan geçen sürede cari açık sorununu çözemedik, bari bugün yeni bir liste vereyim. İlk madde: Merkez Bankası faizleri aşağıya indirecek. Elini tutan yok, mümkünse yüzde 12 falan olsun. 10 değil 12, çünkü biraz da reel faiz vermek gerekir. İkinci madde: Rekabet gücümüzü artıracağız. Sorumluluk alanları rekabetle ilgili olan sayın bakanlarımızdan 'rekabet gücümüzü mutlaka artırmamız gerekir' şeklinde açıklamalar bekliyoruz. Köşe yazarları olarak bizler de elbet üzerimize düşeni yaparız. Üçüncü madde: Büyüme hızımızı yüzde 10'un üzerine çıkaracağız. Ama bunu ve [Devamı]
    Oligarklar ve statüko
    Fatih Özatay, Dr. 28 Temmuz 2008
    Dünkü yazımdaki temel soru şuydu: Gelişmekte olan ülkelerde reform yapmak neden çok zor? İki açıklama biçimi vardı: Birincisi: ‘Ne tür reformlar yapacağımızı bilmiyoruz.’ İkincisi: ‘Seçkinler politik kurumları kendi çıkarlarına yönelik kullanıyorlar. Böylelikle baskı altındaki çoğunluğun lehine olan ekonomik programlar hiçbir zaman uygulanamıyor.’ Ama biz bunlarla ilgilenmiyorduk.Üçüncü bir açıklama biçimi künyesini dün verdiğim çalışmadan geliyor. Çıkış noktası şu: Yoksul ülkelerin çoğunda politik açıdan son derece güçlü küçük bir seçkin grup var. Bu grup başlangıçta nüfusun geriye kalanını baskı altına alıyor. Zamanla demokratikleşme yoluyla baskı altındaki çoğunluk politik gücü elde ediyor. Ancak yine de bu ülkelerde seçkin azınlığın çıkarlarına olan politikalar uzun bir süre [Devamı]
    Reform yapmak neden zor?
    Fatih Özatay, Dr. 27 Temmuz 2008
    Haziran ayının sonlarına doğru büyüme üzerine üst üste birkaç yazı yer almıştı bu köşede. Sonra, yine faiz, kredi, para politikası gibi konular ağır bastı. Anlayacağınız 'suç mahalline' geri dönüş yaptım. O bölgeden bir nebze olsun uzaklaşmaya çalışayım bu pazar günü.Çok büyük gelir farklılıkları var ülkeler arasında. Bunlar üç ayrı boyutta inceleniyor. İlk olarak verimlilik, teknoloji, sermaye birikimi, işgücünün boyutu ve niteliği araştırılıyor. Gelir farklılıklarının bunların hangilerinden kaynaklandığı belirlenmek isteniyor. İki çalışmadan söz etmiştim: Şeref Saygılı ve Cengiz Cihan'ın "Türkiye Ekonomisi'nin Büyüme Dinamikleri" adlı çalışması ile Sumru Altuğ, Alpay Filiztekin ve Şevket Pamuk tarafından kaleme alınan "Türkiye İçin Uzun Dönemli Ekonomik Büyümenin Kaynakları, 188 [Devamı]
    Hangi faiz?
    Fatih Özatay, Dr. 24 Temmuz 2008
    Son iki yazımda, iki aydır piyasada likidite sıkışıklığı olduğunu ve Merkez Bankası'nın (MB) bankalara borç para verdiğini belirtmiştim. Bu durum eğer kalıcı olacaksa piyasalar açısından önemli olan faizin MB'nin borç verme faizi olması gerektiğini vurgulamıştım. Dolayısıyla, enflasyon hedeflemesi rejimi çerçevesinde odaklanmamız gereken faiz de MB'nin borç verme faizi olmalıydı (şu anda yüzde 20.25 düzeyinde olan faiz).Bu durumda MB'den bir açıklamaya ihtiyaç olduğunu belirtmiştim. Aslında MB böyle bir açıklama yapmış: Bunlardan ilki, MB Başkanı'nın Bankalar Birliği'nde yaptığı bir sunumun son iki sayfasında var. Bu sunum MB'nin web sayfasına da konulmuş. Sunumun üzerinde Mayıs 2008 tarihi var. Şöyle deniliyor:"Son dönemde... gibi gelişmelerle gecelik piyasada çekilen fazla lik [Devamı]
    Merkez Bankası ne düşünüyor?
    Fatih Özatay, Dr. 21 Temmuz 2008
    Dün yine faiz konusuna dönmüştüm: Merkez Bankası'nın (MB) artık piyasaya borç verir durumda olduğu için enflasyon hedeflemesi çerçevesinde dikkate alınması gereken faizin değiştiğini belirtmiştim. Ama bu faiz de (borç verme faizi) yüzde 20.25 düzeyinde ve eski gösterge faize (borçlanma faizine) göre dört puan daha yukarıda.Üç soru ortaya çıkıyordu, bir de açıklama gereksinimi. Sorular şunlardı: Birincisi, gerçekten bu kadar sıkılaştırma amaçlandı mı? Öyle olmadığı duyurudan anlaşılıyor. İkincisi, 'kafa karışıklığı' yaratmamak için yeni gösterge faize kademeli bir geçiş mi düşünülüyor: Yani, şimdilik piyasada yapacağı işlemlerle, piyasada belirlenecek faizi düşük düzeydeki borçlanma faizine yakın bir yerde mi tutacak MB? Üçüncüsü, piyasadaki likidite darlığının geçici olduğunu, do [Devamı]
    Çok yüksek bir faiz artırımı!
    Fatih Özatay, Dr. 20 Temmuz 2008
    Çok değil dokuz ay önceki bir yazıda bu köşeden yeni bir rekor duyurusu yapmışım: “... Böyle iki olumsuz dışsal koşul açık ki var: Birincisi, ham petrol fiyatları durmadan rekor kırıyor: Şimdilerde 100 dolara yaklaştı varili...” Vay canına!Birkaç yıl önce enflasyona ilişkin tahmin yaparken ham petrolün varil fiyatının 100 dolar olduğu bir senaryo yapmak düşünülmezdi bile. İnsana gülerlerdi herhalde. 40-50 dolar bile fazla geliyordu o günlerde. Oysa şimdi 100 doların ‘rekor’ olması komik hale geldi, bir ara 150 doları gördü bir varil petrol. [Devamı]
    Çok ilginç günler bunlar
    Fatih Özatay, Dr. 17 Temmuz 2008
    Bu yıl ne kadar da ilginç bir şekilde geçiyor. Bu topraklarda yaşayanlar için bu denli ilginçlik pek de yeni bir şey değil belki, ama bir de kürede olan bitene bakın. "En kötüsü geride kaldı mı?" falan derken, "Yahu, bunları da mı görecektik şu ahir ömrümüzde" babından her Allah'ın günü bizi irkilten bir şeyler oluyor.Petrol fiyatları bir günde sekiz dolar oynayabiliyor mesela. Meretin varili neredeyse 150 dolara dayandı. Avro 1.6 dolara kadar çıktı. Tüm dünya şöyle klasik bir ABD resesyonuna dünden razı. Hiç olmazsa ne etkileri olacağı biliniyor, alınabilecek önlemler üç aşağı beş yukarı belli."Ölümü göster sıtmaya razı et" hesabı... Sıtmadan korkarken piyasalar,  'ölümle' burun buruna yaşıyorlar. Yalnız 'burun burunalık' bir belirlilik ifade ediyor. Oysa her gün neyle burun bur [Devamı]
    Sorun yaratan ‘akılcılık’
    Fatih Özatay, Dr. 14 Temmuz 2008
    Kredi, mevduat, bankaların dış borçlanmaları ve Merkez Bankası bilançosundaki bazı gelişmeler derken sıra toparlamaya geldi. Soru şuydu: Yurtdışı mali piyasalar badire üzerine badire atlatıyorken, içeride de siyaset son derece karışıkken nasıl oluyor da bankaların reel sektöre açtığı kredi miktarı önemli bir hızla artıyor? Üstelik kredi genişlemesi 2007'de çok daha düşük bir düzeydeydi. Yani, yurtdışı mali piyasalar bu denli karışık değilken, sadece içeride çifte seçimden kaynaklanan gerginlikler varken çok daha düşük bir kredi artışı söz konusuydu. [Devamı]
    Mevduat ve kredi
    Fatih Özatay, Dr. 13 Temmuz 2008
    Bu köşede çıkan son üç yazıda kredi genişlemesinin, bankaların yurtdışı borçlanmalarının vade yapısının ve Merkez Bankası'nın bankalarla yaptığı işlemlerin son yıllardaki gelişimi üzerinde durdum. Sıra bankalardaki mevduatın nasıl geliştiğine ve nasıl dağıldığına bakmaya geldi. [Devamı]
    Yorumsuz...
    Fatih Özatay, Dr. 10 Temmuz 2008
    Yine son iki yazıdaki konu üzerinde duruyorum: Bankacılık sektörü kredi genişlemesi. Beni meşgul eden sorular şunlardı: Birincisi, hem içeride hem de dışarıda bu kadar belirsizlik varken kredi genişlemesi neden hâlâ çok yüksek düzeydeydi? Üstelik 2007 ortasına doğru azalma eğilimi gösteren bu hız, o tarihten bu yana yeniden arttı. İkincisi, farklı banka gruplarının davranışı farklı mıydı?Önce son yazıya ilişkin bir düzeltme vereyim. Düzeltme grafikle ilgili. O yazıda özel ve yabancı sermayeli bankaların toplam kredileri ile kamu bankalarının toplam kredilerinin yıllık artış hızlarının gelişiminin grafikte yer aldığını yazmışım. Ama öyle yapmamışım. Sadece kamu ve özel olarak ayırmışım. Bir de toplam kredilere yer vermişim. Aşağıda verilen düzeltilmiş grafikte özel ve yabancı banka [Devamı]