Arşiv

  • Aralık 2022 (3)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Kürkçü dükkânı
    Fatih Özatay, Dr. 09 Kasım 2008
    Kişi kendini 'cin fikirli' sanırsa böyle olur işte. "Bir fikrim geldi" diye başlar, heyecanla bir çırpıda söyleyeceğini söyler, geriye de bir şey kalmaz. Bütçeden ayrılacak kaynakla bir fon kurduk. Bankaların açacakları kredilere bu fon yoluyla teminat verme mekanizması tasarladık. Böylelikle, bankaların risklerini azaltarak şirketlerin ve hatta tüketicilerin lira cinsinden kaynak sorununu hallettik. [Devamı]
    Farklı bir dönem?
    Fatih Özatay, Dr. 06 Kasım 2008
    Soros geçen ay yaptığı bir konuşmada mealen şöyle diyesi: "Piyasalar, ortalamadan sapsalar bile, daima o sapmalar geçici olur; ortalamaya eninde sonunda dönülür. Bu sapmanın ne kadar olacağı hesaplanabilir. Bu hesaba dayanarak da riskinizi yönetebilirsiniz." Bu görüş piyasanın her şeye kadir olduğu fikrine dayanmaktadır ve açık ki yanlıştır." [Devamı]
    Bir musibet...
    Fatih Özatay, Dr. 03 Kasım 2008
    Uç örnekler vermek, gerçekçi olmasalar da çoğu zaman çetrefilli konuların anlaşılmasını kolaylaştırır. Bu çerçevede baktığınızda krizlerin bir yararı var: Görünürde apaçık olduğu düşünülen, dolayısıyla da tersine görüş belirtildiğinde karşıdakini ikna etmekte çok zorlanılan bazı ilişkilerin göründüğü gibi olmadıklarını sergilemek. Bir musibet bin nasihattan iyidir misali... [Devamı]
    Ne yapmalı? (3)
    Fatih Özatay, Dr. 02 Kasım 2008
    Pehlivan tefrikasına dönmeye başladı. Olsun; bugün de 'ne yapmalı?' yazılarına devam. Tefrikalarda arada özet olur; ben de yapayım. Yine ikili ayrımda ele alıyoruz sorunları: Yangın ve durgunluk... [Devamı]
    Ne yapmalı? (2)
    Fatih Özatay, Dr. 30 Ekim 2008
    Reklamda şöyle diyordu sanırım: "Bir fikrim geldi." Görülmemiş boyuttaki kriz nedeniyle tüm internette 'uçuk-kaçık' fikirler havada uçuşuyor. 'Bu satırların yazarı' neden geri kalsın ki? Öyleyse, geçen hafta başladığım 'ne yapmalı' türünden yazılara devam... Önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisini zor günler bekliyor. Özellikle yurtdışı kredi kanallarının kurumaya yüz tutması şirketlerimizi etkileyecek. Bankacılık sektörümüz eskisi kadar dış kaynak bulmakta zorluk çekecek. Bu durumda şirketlerin finansa erişimleri her zamankinden daha zor olacak. [Devamı]
    Hâlâ bekliyoruz...
    Fatih Özatay, Dr. 27 Ekim 2008
    Düzenleme ve denetimin çok az olduğu zengin fonları diye tanımlayabileceğimiz 'hedge fonlarının' sahne almasını izliyoruz son zamanlarda. Ama ne sahne alış... Bazı haber başlıkları şöyle:"Fona para yatıran yatırımcıların paralarını geri çekmek istemeleri nedeniyle 'zengin fonları' varlıklarını korkunç bir hızla nakde çevirmeye çalışıyorlar. Bu olgu piyasada büyük bir satış dalgası yaratıyor. Fonların varlıklarının haziran ayından bu yana yüzde 32 oranında azaldığı tahmin ediliyor. Sağlıklı olan zengin fonları bile satış baskısı ile karşı karşıya."Aynı zamanda 'carry trade' işlemiyle uğraşanlar da zorda: Düşük faizli para birimi cinsinden borçlanıp (Japon yeni), bu paraları yüksek faiz elde edilebilecek para birimine çevirip (Yeni Zelanda parası diyelim), o para birimi cinsinden t [Devamı]
    Dezavantajlı konuma düşmek
    Fatih Özatay, Dr. 26 Ekim 2008
    Bir avro ve bir dolardan oluşan döviz sepetinin lira karşısındaki değeri perşembe günü 387 kuruşa ulaştı. Bu, krizden sonra görülen en yüksek kur değeri. Sepetin değeri cuma günü bir miktar düştü ama yine de haftanın son iş gününün değeri aynı dönemin en yüksek ikinci değerine işaret etti (382 kuruş).Biraz daha rakam: Yılbaşından bu yana sepetin değerindeki artış yüzde 33.4 olarak gerçekleşti. Son bir aydaki artış yüzde 25.6, son iki aydaki ise yüzde 30.9 oldu.  Son beş gündeki kur yükselişi ise yüzde 10.5 düzeyindeydi.Grafikte kurun gelişimi (sepetin lira karşılığı) 2002 başından bu yana resmediliyor. Şu anda yaşadığımıza benzer çok hızlı kur çıkışları daha önce de gözlendi: En yakında 2006'nın nisan-haziran dönemi var. 26 Haziran'da sepetin değeri dünkü düzeydeymiş. Bu değer, b [Devamı]
    Su akmazsa, fiyatından bize ne!
    Fatih Özatay, Dr. 23 Ekim 2008
    İşi gücü bırakıp terki-diyar yapıyorum; yazıyı yazmaya koyulduğum şu gece yarısından az sonra. Bu ortamda... Üstelik, itiraf ediyorum, tam anlamıyla meleklerin cinsiyetini tartışmaya gidiyorum.Mısır ve Tunus'ta ve de benzeri bölge ülkelerinde enflasyon hedeflemesi rejiminin uygulanabilirliği katılacağım konferansta mercek altına alınacak. Türkiye'nin deneyimini merak ediyorlar. Millet krizle yatıp kalkıyorken, bizleri de Tunus'ta "Vallaha enflasyon çok önemlidir kardeşim." ya da "Enflasyon hedeflemesi rejimi uygulayabilmenin ön koşullarına dikkat etmek gerekir." falan babından konuşmalar bekliyor. Günahlarımız, şimdiden af ola...Peki, gerçekten de bu konferansta ele alınacak konunun hiçbir anlamı kalmamış olsun. Diyelim ki enflasyonla pek ilgilenmiyoruz artık. Soru şu: Bu ortamda [Devamı]
    Ne yapmalı?
    Fatih Özatay, Dr. 20 Ekim 2008
    Önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisini zor günler bekliyor. Özellikle yurtdışı kredi kanallarının kurumaya yüz tutması şirketlerimizi etkileyecek. Bankacılık sektörümüz de eskisi kadar dış kaynak bulmakta zorluk çekecek. Bu durumda içeride küçük ve orta ölçekli şirketlerin finansa erişimleri her zamankinden daha zor olacak.Kur artma eğiliminde. Dış kredi kaynaklarının kurumasının kuru daha da artırma potansiyeli var. Bu olgu döviz cinsinden borcu döviz cinsinden alacaklarına kıyasla fazla olan şirketleri olumsuz yönde etkileyecek. Bu olumsuz tabloya bir de bankaların tüketici kredilerini de sınırlama yoluna gidebileceklerini ekleyin. Bu, şüphesiz daha az harcama yapılması anlamına gelecek. Yani, şirketler kesimi bu gelişmeden de olumsuz yönde etkilenecek. Kısacası, önümüzdeki dön [Devamı]
    Nasıl etkileneceğiz? Ne yapmalıyız?
    Fatih Özatay, Dr. 19 Ekim 2008
    Artık Türkiye'ye dönmek vakti geldi. Nasıl etkileneceğiz? Neler yapabiliriz? Bu sorulara yanıt verebilmek için son yazılarımda yaptığım gibi ikili bir ayrıma gideceğim: Küresel mali sistemin çöküntünün eşiğine gelmesi (yangın) ve uzun süreli durgunluk; son tahlilde ilişkili de olsalar, ayrı ayrı ele alıp incelemek yararlı oluyor. Zira böyle yapınca, mesela, "Mali sistemimiz sağlam." savını ileri sürmek yangın karşısında doğru oluyor, ama durgunluk karşısında bu sav bir şey ifade etmiyor. Son iki haftada alınan önlemlerle yangın kontrol altına alındı. Sönmesi ise zaman alacak. Durgunluk ise derinleşecek ve en azından tüm 2009 boyunca dünyayı saracak gibi görünüyor. Bunların nedenlerini perşembe günü ele almıştım. Şimdi yukarıdaki sorulara döneyim. Ama hemen belirteyim; cari işleml [Devamı]