Arşiv

  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)
  • Ekim 2021 (10)

    Stagflasyon riski
    Fatih Özatay, Dr. 17 Nisan 2008
    Stagflasyon (stagflation), İngilizce durgunluk (stagnation) ile enflasyonun (inflation) karışımından türetilmiş bir sözcük. Büyüme hızı düşerken (potansiyel büyüme hızının belirgin biçimde altına inerken diye de okuyabilirsiniz) enflasyonun da artması anlamına geliyor. Oldukça sevimsiz bir durum kısacası.Büyüme hızı düşerken enflasyonun artmasının arkasındaki temel neden, talepte bir azalma olmamasına karşın ekonominin üretim kapasitesinin eski düzeyinde kullanılmasına izin vermeyen engeller. Ya da bu kapasitenin eskisi kadar yüksek olmasının üreticilere artık kârlı gelmemesi. Yani arz şokları. Mesela, enerji fiyatlarındaki oldukça yüksek artışlar, mesela kuraklık gibi faktörler. Dış basında bir yorum çıktı. Yoruma göre Türkiye ekonomisinde önümüzdeki dönemde stagflasyon gözlenm [Devamı]
    Fırsatı kaçırmak
    Fatih Özatay, Dr. 14 Nisan 2008
    Pazar günü yeteri kadar iç karartıcı bir yazı yazmaya muvaffak olabildim mi bilemiyorum. Yurtdışındaki deprem, falan, oldukları yerde kalsınlar. Bugün pazartesi, hafta başı, biraz konu değiştirelim. [Devamı]
    Henüz dibi görmedik
    Fatih Özatay, Dr. 13 Nisan 2008
    Krizin dip noktasının yaşandığı, gelecek günlerde işlerin giderek düzeleceği yönünde görüşler son haftalarda artan bir yoğunlukta ileri sürülmekteydi. Haftanın son iki günü, özellikle de cuma günü çıkan haberler bu yargıya varmak için henüz çok erken olduğunu gösterdi.ABD piyasaları önemli kayıplarla kapattılar haftayı. SP 500 endeksi yüzde 2, NASDAQ ise yüzde 2.6 oranında düştü. Avrupa'daki kapanışa doğru ABD'den gelen olumsuz haberler, Avrupa piyasalarının da kayıplara uğramasına neden oldu son işlem saatlerinde.Cuma gününün ilginç haber-yorumlarından birisi de Citigroup ile ilgiliydi. Bu şirket, 2006 sonunda SP 500 endeksinde aldığı ağırlık açısından dördüncü büyük şirketti. O tarihte 274 milyar dolar olan piyasa değeri geçen hafta içinde 121 milyar dolara düştü. ABD'deki mal [Devamı]
    Kur ve faiz sıçrayabilir mi?
    Fatih Özatay, Dr. 10 Nisan 2008
    Uluslararası piyasaların yaşadığının bir deprem olduğu açık. Buna karşın piyasalarda gözlediğimiz kur ve faiz hareketleri 2006'nın mayıs ayında başlayan çalkantıya kıyasla çok sınırlı. Bunun nedenlerini tartışmaya çalışıyordum birkaç yazıdır.İlk akla gelen neden, şu dönemdeki makroekonomik temellerimizin o döneme kıyasla daha sağlam olmasıydı. Oysa pazartesi günü biraz deşmeye çalıştığım gibi, şu sıralarda 2006 ortasına kıyasla hemen her açıdan daha kırılganız. Bu durumda piyasaların sınırlı tepkisi için başka nedenler aramamız gerekiyor.Akla gelebilecek ikinci bir neden, bu dönemde yükselen kurları fırsat bilerek vatandaşlarımızın bol miktarda döviz bozdurmaları olabilir. Hiç verilere bakmadan, bu sava karşı şu şüpheli yaklaşım geliştirilebilir: Birincisi, neden kurun çok daha [Devamı]
    Dikkat, şimdi daha kırılganız
    Fatih Özatay, Dr. 07 Nisan 2008
    Sorular şunlardı: Birincisi, neden dünya mali piyasalarında böyle büyük bir deprem yaşanıyorken, kurun ve faizin verdiği tepki sınırlı oluyor? İkincisi, bu sınırlı tepki neden bu kadar uzun bir zamana yayılıyor?Sınırlı tepkiden söz etmek haklı; zira 2006'da mali piyasalarda deprem değil de sadece çalkantı varken, hem kur hem de faiz çok kısa sürede ve çok hızlı bir biçimde yükselmişti. Mesela bir avro ve bir dolardan oluşan döviz sepetinin YTL karşılığı o zaman iki ayda yüzde 29 oranında artmıştı. Şimdiki artış ise yüzde 19 dolayında ve çok daha uzun bir sürede gözlendi bu. Benzer bir farklılık faiz için de geçerli: O zaman piyasa faizi neredeyse çalkantı öncesi düzeyinin iki katına sıçradı, şimdi ise sadece yüzde 15'lik bir artış var.Bu çok farklı tepkiyi açıklamak üzere akla y [Devamı]
    Felçli tavır sürerse 2008, kayıp yıl 2007'yi de aratacak
    Fatih Özatay, Dr. 06 Nisan 2008
    İzninizle bugün gündemi izleyerek Standard ve Poors'un (SP) kredi notumuzda yaptığı değişikliği ele alayım. İzleyen yazılarda daha önce verdiğim sözlerimde duracağım. Öncelikle de kur ve faiz konusuna döneceğim.Şubat ayının sonunda "Kredi notları ne işe yarar?" diye sormuştum. Zira piyasa göstergelerine göre notu çok daha düşük düzeyde olması gereken iki tahvil sigorta şirketinin notunu düşürmüyordu kredi notu veren şirketler. Tahvil sigortalayan şirketlerin kredi notlarındaki bir düşüş, ABD mali piyasalarının çok daha karışmasına yol açabilecekti. Muhtemelen bu nedenle de not veren şirketler, tahvil gelirlerini sigortalayan şirketlerin notlarını düşürme işini ağırdan alıyor ve onlara toparlanmak için biraz zaman tanımak istiyorlardı.Sigorta şirketlerinin notunu bugünkü koşullar [Devamı]
    Kur ve faiz nereye?
    Fatih Özatay, Dr. 03 Nisan 2008
    Bu depremi bir yana koyduğumuzda, bizim gibi ülkeleri belirgin biçimde etkileyen en son çalkantı 2006 yılında yaşanmıştı. Şu sıra devam eden deprem ile o dönemdeki çalkantı karşılaştırıldığında, piyasa tepkisi açısından çarpıcı bir farklılık saptanıyor.30 Nisan 2006 tarihinde 1 avro ve 1 dolardan oluşan döviz sepeti 2.98 YTL değerindeymiş. Yaklaşık iki ay sonra, 26 Haziran 2006'da kur en yüksek noktasına ulaşmış ve 3.84 YTL olmuş. Bu kadar kısa sürede kurdaki artış oranı tam yüzde 29.Aynı karşılaştırmayı son deprem için yapalım. İki farklı başlangıç tarihi alalım: 15 Ekim 2007 ve 14 Ocak 2008. Bu tarihlerin kurun en düşük olduğu tarihler olmaları ve depremin yaşandığı dönem içinde yer almaları dışında başka bir anlamları yok. Yani, deprem 15 Ekim'de başlamıştır saçmalığına falan [Devamı]
    Düşünülen önlemler
    Fatih Özatay, Dr. 31 Mart 2008
    Tam da beklediğimiz gibi elalem kesinlikle boş durmuyor. Yaşamakta olduğumuz türden bir krizin bir daha olması olasılığını en aza indirmek için önlemler tasarlıyor.ABD Hazine Bakanı Paulson'un yeni bir tasarı üzerinde çalıştığı haberleri çıktı cuma günü. Amaçlanan, mali sektörün gözetim, denetim ve düzenlemesini merkezi bir kurum aracılığıyla yapmak. Şu anda ABD'de birden fazla kurum mali sektörün farklı alanlarında yetki sahibi. Bu ayrışmanın, sorunların büyümeden saptanmasını zorlaştırdığı ve dolayısıyla yaşanmakta olan krizin temel nedenlerinden birisi olduğu düşüncesinden yola çıkıyor bu taslak. ABD Merkez Bankası'nın yetkilerinin de artırılması söz konusu.İsviçre'nin Basel kentinde mukim 'merkez bankalarının merkez bankası' konumundaki BIS (Bank for International Settlement [Devamı]
    Gidişattan korkmalıyız
    Fatih Özatay, Dr. 30 Mart 2008
    Marie-Jeanne Rose Bertin 1747-1813 yılları arasında yaşamış çok ünlü bir modacı. Fransa'nın ilk moda tasarımcısı olarak bilenen bu hanım, Kraliçe Marie-Antoinette'nin önce şapkacısı ve terzisi olmuş, sonra da sırdaşı. 'Moda Bakanı' olarak da biliniyor kendisi. Özellikle saç aksesuarları ile o dönemin moda hayatına damgasını vurmuş. Bugünkü köşemizde yer almasının nedeni şu ünlü sözü: "Unutulanın dışında yeni hiçbir şey yoktur."Krizler söz konusu olduğunda unutulmaması geren birkaç temel özellik var. Bir tanesi şu: Nerede bilânço zafiyeti varsa, orada sorun var demektir. Diğeri de şöyle: Bir kurumun borçlarının varlıklarına oranı ne kadar yüksekse (kaldıraç oranı), o kurum o kadar tehlike altındadır. Bunu 'bir kurum' yerine, bir sektör için düşünürsek, krizle ilgisi hemen ortaya [Devamı]
    Gidişat kendi krizimize doğru mu?
    Fatih Özatay, Dr. 27 Mart 2008
    Şöyle kocaman bir varsayımla başlayalım işe: ABD ekonomisinde işler yolunda, resesyon yaşanmıyor, ufukta tehlikesi de görünmüyor. Uluslararası mali sistem ise sapasağlam. Ne petrol fiyatları, ne de diğer önemli malların fiyatları uçuk kaçık düzeylerde.Bir düşünün: Bu koşullar altında öyle güzelce arkamıza yaslanıp oturabilir miyiz? Ekonomimizin geleceği açısından içimiz rahat olabilir mi? Bu sorulara yanıt verebilmek için bu köşede defalarca yer alan bazı olguları kısaca hatırlamakta yarar var:İki temel sorunla karşı karşıyayız. Birincisi, işsizlik oranımız yüksek. Üstelik, kadınlarımızın işgücüne katılımı son derece düşük. Bu katılım daha yüksek düzeyde olsa, işsizlik oranımız şimdiki düzeyinin oldukça üzerine çıkacak.İkincisi, mevcut büyüme potansiyelimiz hem bu işsizlik oranı [Devamı]