Arşiv

  • Temmuz 2024 (10)
  • Haziran 2024 (14)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)

    Sonsuz imkanlar çağında neden kendimizi mutsuz hissediyoruz
    Güven Sak, Dr. 22 Mart 2008
    Bugünlerde memlekette olup bitenlerden rahatsız olabilirsiniz. Olmayın. İçinizde bir büyük fırsatın kaçabileceği endişesi fena halde yer etmiş olabilir. Etmesin. Bu sonsuz yorgunluklar yılında kendinizi fena halde yılgın hissediyor olabilirsiniz. Hissetmeyin. İçinde bulunduğumuz dönem daha önce tahayyül edilmesi mümkün olmayanın düşünülebilmesine imkan sağlıyor. Bir sonsuz imkanlar çağında olduğumuzun farkında mısınız? Farkındaysanız yapmanız gerekenleri düşünmeye başlayın. Farkında değilseniz hemen nasıl bir dönemin içinden geçmekte olduğumuz hakkında düşünmeye başlayın. İsterseniz hafta sonları bu yeni dünya üzerinde birlikte düşünmeye başlayalım. Rakamlara birlikte bakalım. Doğrudur. Dünya ekonomisi bugünlerde derin bir krizin içine doğru gidiyor. Herkes bu geleni, gelmiş ol [Devamı]
    Güven kaybı ve piyasa
    Hasan Ersel, Dr. 21 Mart 2008
    ABD'deki mali krizin herhalde en büyük tahribatı kurumlar üzerinde oldu. Mali kurumlara, değerleme kuruluşlarına ve düzenleyici yetkelere olan güven ciddi bir biçimde sarsıldı. Gelir ve istihdamda ciddi düşüşlere yol açabilecek bir duraklamanın doğuracağı toplumsal zararın büyüklüğü karşısında, FED ister istemez ahlak çözüntüsü (moral hazard) yaratmanın günahını üstlenip itibar kaybetme riskini kabullendi. Geçen hafta Bear Stearns olayında olduğu gibi kurtarma operasyonlarında başrole soyunmak zorunda kaldı. Sonuç ne olursa olsun, sistem çöküntüden kurtulsa bile, FED'in de bundan güven kaybına uğramadan çıkması zor. Çünkü bir kurumu kurtarıp, onu bu noktaya getiren kararların sorumlularını kurtarmayacak, işleyebilir, bir mekanizma tasarlamak, hele zaman baskısı hesaba katıldığın [Devamı]
    Daha sallantılı bir döneme hazır mısınız
    Güven Sak, Dr. 21 Mart 2008
    Biz bu haftanın başında kısa bir süre için New York'taydık. Yalnızca pazartesi sabahı Amerikan televizyonlarına hızlıca bir bakabildik. Görmemek elde değildi. Eskiye göre bir fark vardı. Sabahın altı buçuğunda artık "finansal risklerden nasıl kaçınılır" konulu sabah sohbetçileri vardı. Sabah mavrası saatleri artık finansal sistemde olup bitenlerle alakalıydı. İlk sonuç herhalde ortada. Siz burada farkında olmayabilirsiniz ama onlar artık yalnızca bankacılık krizi ile yatıp kalkıyorlar. Sabahları oturup, "Bugün kaç kişi evlerini terk edip, çadırlara taşındı" sayımı yapıyorlar. Böyle bir ortamda "Yok canım, bu işi kolaylıkla atlatabiliriz" diye dolaşmak, mezarlıktan geçerken ıslık çalmaya benziyor. Dışarıda olup bitenler fena halde canımızı sıkacak gibi duruyor, haberiniz olsun. [Devamı]
    Kriz dersleri
    Fatih Özatay, Dr. 20 Mart 2008
    Şu yaşadıklarımızdan çıkarılacak dersler o kadar çok ki... Bir kısmına pazartesi günü değindim. Bugün sıra, zordaki bankalara borç para (likidite) verme meselesinde.Gözlem 1: ABD Merkez Bankası (Fed) ardı sıra faiz indiriyor. Aynı zamanda her türlü yolu deneyerek sıkışık durumdaki mali kurumlara borç para (likidite) veriyor. Üstelik verdiği borç karşılığında aldığı teminatların kalitesini giderek düşürüyor. Deyim yerindeyse ne getirirlerse onu teminat olarak kabul ediyor.Ancak, bu durum Bear Stearns örneğinde görüldüğü gibi, çok zor durumdaki bir mali kurumun yok pahasına "başkalarının eline geçmesine" engel olamıyor. Zira el değiştirmezse o mali kuruma akıtılan likidite yere dökülüyor, ziyan oluyor; kovanın dibinde koskocoman bir delik var. Engel olmak bir tarafa, Fed o kovaya [Devamı]
    Bu nasıl yüksek faiz politikası?
    Fatih Özatay, Dr. 17 Mart 2008
    ABD piyasası cuma gününü büyük bir düşüşle kapattı. Çünkü mali sistemde problemlerin derinleştiğini bir kez daha ortaya koyan yeni bir haber çıktı: Bear Stearns büyük bir nakit zorluğuna düşmüştü ve ABD Merkez Bankası (FED) tarafından kurtarılmak zorunda kaldı. Üstelik, FED en son 1960'larda kullandığı bir yetkiye dayanarak bu yardımı yaptı.Bu haber uluslararası mali yatırımcıların risk alma iştahlarını son derece azalttı. Bu iştahsızlığın göstergesi olan ve dünkü yazımda hakkında ayrıntılı bilgi vermeye çalıştığım VIX endeksi Irak savaşından bu yana görülen en yüksek değerine ulaştı cuma günü. Yapılan çalışmalar bu endeksin yükseldiği dönemlerde bizim gibi ülkelerin risklerinin arttığını gösteriyor. Beraberinde kur ve faizler de yükseliyor.Böyle dönemler, aslında "Ya git başımd [Devamı]
    Gelişen ülkelerin ABD ile göbek bağı kopmadı, resesyona önlem şart
    Hasan Ersel, Dr. 17 Mart 2008
    'Ayrışmış dünya ekonomisi' söylemine küresel önemi farklı blokların olduğu bir dünyadan bloklaşmış bir dünyaya geçiyoruz. Buna göre ABD gelişmiş ekonomileri eski kadar etkilemiyor. Gelişmekte olan ülkeler açısından ise ABD'deki duraklamadan çekinmek lazım. [Devamı]
    Bir kez daha dikkat: Risk alma iştahı giderek azalıyor
    Fatih Özatay, Dr. 16 Mart 2008
    Uluslararası mali yatırımcıların risk algılamalarının bir göstergesi var: VIX endeksi olarak biliniyor ve çok yaygın olarak kullanılıyor. Chicago opsiyon değişimi borsası (CBOE) tarafından hesaplanıyor. İlgili kuruluşun internet sayfasından bu verileri (günlük frekansta) indirmek mümkün. VIX'teki bir artış, mali yatırımcıların risk algılamasının arttığını gösteriyor.VIX'in önemi ne? Şu: Yapılan akademik çalışmalar bizim gibi ülkelerin iflas riski ile (kibarcası kredi riskimiz oluyor) VIX arasında çok yakın bir ilişki olduğunu gösteriyor. Hem kısa dönemde, hem de uzun dönemde. VIX arttıkça, yani algılanan risk arttıkça, bizlerin kredi riskleri de artıyor. [Devamı]
    Geleceğe umutla bakmanın güçleştiği bir çağda geleceğe umutla bakmak üzerine notlar
    Güven Sak, Dr. 15 Mart 2008
    Sadun Aren bir iktisatçıydı ve hiç benim hocam olmadı. Hocalarımın hocasıydı. Ben onu daha çok kitaplarından ve ara sıra karşılaştığımız toplantılardan hatırlıyorum. Ve aklımda hep iyi anılar var. Bugün müsaadenizle Sadun Hoca'nın anılarından yola çıkıp iyimserlik üzerine, ülkemizde sol politika üzerine birkaç noktanın altını çizmek istiyorum. Sadun Hoca'nın anısına, bugün, pek severek kullandığım, kraliyet "biz"i ile bezeli üslubu da değiştirmekte fayda var sanırım. Onun hakkındaki yazıyı onun eşitlik idealine verdiği öneme bağlı olarak, farklı yazmakta fayda var. Yoksa hoca bozulabilir. Eşitlik ideali soldur. Sadun Hoca'nın anılarını bilmem okudunuz mu? "Puslu Camın Arkasından" Haziran 2006'da İmge Kitabevi'nden çıkmıştı. Benim gibi, hocanın derslerine yetişememiş olanların, [Devamı]
    Sadun Aren hoca
    Hasan Ersel, Dr. 14 Mart 2008
    Hocamız Sadun Aren'i kaybettik. Onu Mülkiye'de öğrencilik yıllarımın hemen başlarında, (1960'ların ilk yarısında) bizlere verdiği konferanslarında tanımıştım. Bir konuyu ele alıyor, duru bir mantıkla sorunu ve kendi yorumunu ya da çözümünü anlatıyordu. Bunu o kadar güzel yapıyordu ki, salondan çıktığımızda dikkatle dinlemek ötesinde pek bir gayret göstermeden, o konuda epeyce bir şey öğrenmiş oluyorduk. Sadun Hoca okulda zaten bir efsaneydi. Ama her konferansı benim ve pek çok arkadaşımın gözünde onu daha da büyütüyordu. Sanırım, eve gelince bu konferansları büyük bir heyecanla anlatıyordum. Emekli bir subay olan babam bu anlattıklarımdan etkilenmiş olacak ki, o da konferanslara gelmek istediğini söyledi. Beraber gitmeye başladık. Birkaç toplantı sonrasında Sadun Hoca'ya hayran o [Devamı]
    Düşünülmeyenleri düşünmenin zamanı artık geliyor mu
    Güven Sak, Dr. 14 Mart 2008
    Yok canım, Türkiye ekonomisinden bahsetmiyoruz. Orada işler tıkırında. Biz 12 Mart'ta IMF Birinci Başkan Yardımcısı John Lipsky'nin yaptığı konuşmadan bahsediyoruz. Problemler bizim burada değil. Oralarda. Onun için daha önce düşünülmeyenleri düşünmesi gerekenlerde orada. Bizim buralarda düşünmek filan gerekmiyor çünkü iki aşamalı veri serisi revizyonu bir ekonomik programdan daha fazlasını elde etmemize yol açmış. Evvelki gün ekonomiden sorumlu bakanlarımız öyle söyledi. Pek de neşeli duruyorlardı. Müsaadenizle bugün burası ve orası arasındaki ciddiyet farkı üzerinde duralım. İnsan buralarda olup bitenlere bakınca, "acaba problemlerden yakınan işadamlarımızı bir an önce, çok geç olmadan, oraya mı göndersek?" diye düşünmeden edemiyor. Malum talimat oradan gelince akan sular dur [Devamı]