Arşiv

  • Nisan 2024 (11)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)
  • Mayıs 2023 (9)

    Almanların gözünden Yavuz zırhlısı
    Hasan Ersel, Dr. 02 Şubat 2008
    Yavuz gemisi çocukluğumdan beri hep ilgimi çekti. Hatta söz konusu geminin Türkiye'nin tarihindeki yerini değerlendirmeyi amaçlayan bir deneme bile yazdım. Bu yazının adı "Yavuz Geliyor Yavuz" idi. [Hasan Ersel: Yavuz Geliyor Yavuz, Toplumsal Tarih, Sayı 76, Nisan 2000, s. 28-39]. Kitapçıda dolaşırken aynı adı taşıyan bir kitap görünce, tabii hemen ilgimi çekti. Kitabın orijinal adı "Die Kreuzerfahrten der Goeben und Breslau" imiş. Yazarları ise I. Dünya Savaşı başladığında Goeben ve Breslau'nun Akdeniz'deki ünlü kovalamacadan kurtulup Çanakkale'ye gelmesi ve sonra da Osmanlı donanmasında hizmet görmesi sürecinde bu gemilerde görevli olan iki genç deniz subayı. Bunlardan Goeben'de (sonra Yavuz Sultan Selim) görevli olan Theodor Kraus, Breslau'da (sonra Midilli) görevli olan ise K [Devamı]
    Almanya'nın durumu ve biz
    Hasan Ersel, Dr. 01 Şubat 2008
    "ABD'de bir duraklama olursa bu, Avrupa'yı, özellikle de bu ülkeyle dış ticaret ilişkisi güçlü olan Almanya'yı etkiler. Almanya Türkiye'nin ticaretinin en yoğun olduğu ülkelerin başında yer alıyor. Bu nedenle Türkiye olumsuz bir biçimde etkilenir." Bu tür bir kaygı duymak gerekiyor mu? 2007'de Almanya, Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı ve Rusya'dan sonra en çok ithalat yaptığı ülke konumunda. Ancak bir de Tablo-1'e bakalım. Bu tabloda Türkiye'nin 2006 ve 2007 yılının 11 aylık döneminde Türkiye'nin Almanya ile olan dış ticaretinin toplam içindeki payı veriliyor.   [Devamı]
    'Bize bir şey olmaz abi' yaklaşımı yanlıştır
    Güven Sak, Dr. 01 Şubat 2008
    Küresel bankacılık krizi Batı'da manşetleri ele geçirdikçe, bizim buralarda yaygınlaşma eğilimi gösteren "Bize bir şey olmaz abi" yaklaşımı hayra alamet değildir. Böyle durumlarda "eşeği önce sağlam kazığa bağlayıp, sonra Allah'a emanet etmek" gerektiğini sık sık hatırlamakta fayda vardır. Bu bir nevi karanlıkta ıslık çalmak mıdır? Yoksa "işte 2001 krizinin yedinci yıldönümünde yine yandık bittik, mahvolduk" ekolüne bir tepki midir? Her neyse memlekete bir faydası yoktur. Gün serinkanlı olup, olası hasarı azaltmaya yönelik tedbirleri şimdiden alma günüdür. Türkiye'nin bu dönemi hasarsız atlatması mümkün değildir. Ortadaki başıboşluk havası ise alenen kötüdür. Bu satırların yazarı o yaklaşımla en çarpıcı biçimde bir berberde tanışmıştı. Muhabbet her nasılsa (berberlerde her konu [Devamı]
    2008'de ekonomimiz küçülür mü?
    Fatih Özatay, Dr. 31 Ocak 2008
    Uluslararası mali piyasalardaki sorunlar çözülmüş olsaydı, yani ortadaki tek sorun dünyanın en büyük ekonomisindeki resesyon olsaydı, Türkiye'nin olumsuz yönde çok fazla etkilenmesi beklenmezdi. Bu savın gerekçelerine pazar günü değinmiştim. Onun için geçiyorum.Uluslararası mali piyasalardaki sorunlar çözülmeye çalışılırken bu sorunlara her geçen gün bir yenisinin eklenmesi, sorunların çözüm çabalarına karşın yayılma belirtileri göstermesi ve şeffaflığın olmaması belirsizliği son derece artırıyor. Böyle bir ortamda uzun vadeli plan yapmak çok zorlaşıyor. Bu zorluk hem şirketler kesimi için geçerli hem de hane halkı için. Nitekim büyük holdinglerimizin yöneticilerinin basına yansıyan demeçleri, ihtiyatlı yaklaşımın istisna değil giderek bir norm haline geldiğini gösteriyor.Anlamı [Devamı]
    Riskini yönetemeyen, krizini yönetir
    Güven Sak, Dr. 29 Ocak 2008
    Hafta sonu Referans'ında konumuz son derece basitti: "Bankaların risk iştahı nasıl artırılır" diye sormuştuk. Bankaların eskisi gibi gürül gürül kredi dağıtmaya başlamaları zor görünüyordu. Olay aslında aynen o Nasreddin Hoca fıkrasındaki gibiydi, gelişmiş ülkelerin finansal piyasalarında son dönemde bir "kazan doğuran kazan mekanizması" vardı. Şimdi artık yok. "Kazan doğuran kazan mekanizması" aynı zamanda "likiditeyi katlama mekanizması"ydı. Biri gidince öteki de bitecek. Dikkat edin, likiditenin aslı bitmeyecek ama ortadaki bolluğu yaratan köpüğü gidecek. Bundan böyle bir süre ek risk üstlenmek artık eskisi kadar kolay olmayacak. Ekonomide biriken riski yönetemeyenler, şimdi iktisadi krizi yönetecekler. Buradan Türkiye'ye dersler var. İlk ders bugün: Riskini iyi yönetmeyi be [Devamı]
    Bu seferki dalgalanma neden farklı?
    Fatih Özatay, Dr. 28 Ocak 2008
    Son zamanlarda olan biteni doğru değerlendirebilmek için üç noktaya dikkat etmek gerekiyor: Birincisi, karşı karşıya olduğumuz tehlike dünyanın en büyük ekonomisinin klasik anlamda bir resesyona girmesi ve bunun tüm dünyada yaratacağı olumsuz etkiler değil. Eğer tek sorun klasik biçimiyle bir resesyon olsaydı, çok fazla tedirgin olmamıza gerek yoktu. Buna dün değindim.İkincisi, uluslararası mali piyasalardaki sarsıntı 2004 ve 2006 yıllarının mayıs aylarında patlak veren dalgalanmalardan nitelik olarak çok farklı. Farkın ana nedeni, bu sefer tüm mali sistemle ilgili bir sorunla karşı karşıya olmamız. Üstelik bu soruna ilişkin inanılmaz bir belirsizlik var ortada ve bu belirsizlik nedeniyle ortadaki riskleri ölçemiyoruz. Her an yeni bir şey olabilir korkusu var etrafta. Bunu da dü [Devamı]
    Bankalar nasıl oldu da bu kadar risk alabildi
    Hasan Ersel, Dr. 28 Ocak 2008
    Kridiler menkul kıymete dönüştürülüp başka kurumların bilançolarına aktarıldı. Banka sisteminin düzenleyen/gözeten yetkeleri de kredilerin kendi gözetim alanları dışına çıkmış olmasını, sorun ortadan kalkmış gibi yorumladı. Societe Generale'i 7.2 milyar dolar zarara soktuğu iddia edilen Jerome Kerviel ismi sözkonusu bankanın bu tür gelecek dönem piyasalarında yaptığı işlerden doğan zararları topladığı hesabın kod ismi mi, risk denetim sistemlerinin başarısızlık alt sınırının adı mı, yoksa mali mali piyasalarda düzenleme/gözetim yetkelerinin sorumsuzluğunun doruk noktasını mı temsil ediyor, bir türlü karar veremedim. İleride öğrenebilecek miyiz? Ondan da pek emin değilim. Ama bütün bu olup bitenlere bakınca gelişmiş ülkelerin mali piyasalarındaki denetim açığının, görece, gelişme [Devamı]
    Dikkat! Ama lütfen dikkat: Bu seferki dalgalanma çok farklı ve de tehlikeli
    Fatih Özatay, Dr. 27 Ocak 2008
    Farkındayım; "Türkiye nasıl etkilenecek?" sorusunun yanıtına bir türlü gelemedim. Ama bakın, bu seferki dalgalanma çok farklı. 2002 ve 2006'da yaşananlara kıyasla hem dalgalanmanın niteliği farklı, hem de Türkiye'nin iç koşulları çok farklı. Bu fark iyice anlaşılmadan bizim nasıl etkileneceğimize dair bir analiz 'havada kalmaya' mahkûm.Üstelik ortadaki soru klasik anlamıyla bir resesyondan nasıl etkileneceğimiz sorusu da değil. Şu soyutlama sanıyorum yararlı olacak: Diyelim ki uluslararası mali piyasalarda bundan sonra hiç şok yaşanmayacak. Öyle değil ama öyle olduğunu kabul edelim. Dolayısıyla ortadaki tek tehlike ABD'nin resesyona girme tehlikesi olsun. Bu durumda Türkiye açısından karamsar olmaya gerek var mı? [Devamı]
    Eric Dinallo, geçen hafta, dünyayı nasıl kurtardı
    Güven Sak, Dr. 26 Ocak 2008
    New York Eyaleti Sigorta Başmüfettişi Eric Dinallo'nun ödeme güçlüğü içine düşen kredi riski sigortalama şirketlerinin alacaklısı bankalarla görüşmesi FED'in faiz indiriminden daha etkili oldu. [Devamı]
    Ruslar Biskay Körfezi'nde
    Hasan Ersel, Dr. 25 Ocak 2008
    Petrol fiyatlarının 2000'lerde yükselmeye başlaması dünyada epeyce değişikliğe yol açtı. Petrolü olan Arap ülkelerinde büyük fonlar birikti. Ancak bu ülkeler, çeşitli nedenlerle bu fonların tamamını kendi ülkelerinde kullanamadıkları için fon ihraç eder hale geldiler. Müşteri bulmakta zorlanmadılar da. Hele son gelişmeler bu fonlara olan talebi iyice artırdı. Petrol fiyatlarındaki artıştan yararlanan bir başka ülke de Rusya. O da sermaye ihraç ediyor. Ancak Rusya'da petrol fiyatlarıyla ilişkilendirilebilecek asıl büyük değişiklik, bu ülkenin dünyadaki konumuna ilişkin taleplerinde oldu. 2 yıldır başta Devlet Başkanı Vladimir Putin olmak üzere pek çok yetkili, bu amaçla, Rusya'nın askeri gücüne gönderme yaparak konuşmaya başladı. Yanlış anlaşılmasın: Rusya silahlanmaya dünyada en [Devamı]