Arşiv

  • Nisan 2024 (8)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)
  • Mayıs 2023 (9)

    Dünyanın 2008 ve 2009'da yüzde 3 büyüme olasılığı yüzde 25'ten fazla
    Hasan Ersel, Dr. 14 Nisan 2008
    IMF uzmanlarının gerçekleşmesine yüzde 25 olasılık verdikleri 2008 ve 2009'da dünya ekonomisinin yüzde 3 büyüyeceği senaryosunun gerçekleşme olasılığını ben biraz daha fazla görüyorum. [Devamı]
    Henüz dibi görmedik
    Fatih Özatay, Dr. 13 Nisan 2008
    Krizin dip noktasının yaşandığı, gelecek günlerde işlerin giderek düzeleceği yönünde görüşler son haftalarda artan bir yoğunlukta ileri sürülmekteydi. Haftanın son iki günü, özellikle de cuma günü çıkan haberler bu yargıya varmak için henüz çok erken olduğunu gösterdi.ABD piyasaları önemli kayıplarla kapattılar haftayı. SP 500 endeksi yüzde 2, NASDAQ ise yüzde 2.6 oranında düştü. Avrupa'daki kapanışa doğru ABD'den gelen olumsuz haberler, Avrupa piyasalarının da kayıplara uğramasına neden oldu son işlem saatlerinde.Cuma gününün ilginç haber-yorumlarından birisi de Citigroup ile ilgiliydi. Bu şirket, 2006 sonunda SP 500 endeksinde aldığı ağırlık açısından dördüncü büyük şirketti. O tarihte 274 milyar dolar olan piyasa değeri geçen hafta içinde 121 milyar dolara düştü. ABD'deki mal [Devamı]
    Nasıl oluyor da ekonomimiz kayıt içine giriyor
    Güven Sak, Dr. 12 Nisan 2008
    Türkiye ekonomisi şu son dönemde aynı anda birbirinden ilginç eğilimleri kendi içinde barındırıyor. Bir açıdan baktığınızda ekonomimiz tempolu bir biçimde kayıt içine giriyor. Bir başka açıdan baktığınızda ise kayıtdışılık artıyor. [Devamı]
    Şaşkınlık yaratan şaşkınlıktan kurtulmak
    Hasan Ersel, Dr. 11 Nisan 2008
    S&P, Türkiye'nin görünümünü olumsuza çevirdi. Keyifler kaçtı. Anlaşılabilir bir tepki ama bir de buna şaşanlar var. Oysa asıl şaşılacak olan, bu şaşkınlık. Sanki S&P durup dururken Türkiye değerlendirmesinde değişiklik yapmış da! Bir an önce şaşkınlık yaratan bu şaşkınlıktan kurtulmak, doğru-dürüst durum saptaması yapmak gerekiyor. Bu aşamada zihinlerin bu saptamayı yapacak kadar açık olması gerekli ve yeter. [Devamı]
    Kur ve faiz sıçrayabilir mi?
    Fatih Özatay, Dr. 10 Nisan 2008
    Uluslararası piyasaların yaşadığının bir deprem olduğu açık. Buna karşın piyasalarda gözlediğimiz kur ve faiz hareketleri 2006'nın mayıs ayında başlayan çalkantıya kıyasla çok sınırlı. Bunun nedenlerini tartışmaya çalışıyordum birkaç yazıdır.İlk akla gelen neden, şu dönemdeki makroekonomik temellerimizin o döneme kıyasla daha sağlam olmasıydı. Oysa pazartesi günü biraz deşmeye çalıştığım gibi, şu sıralarda 2006 ortasına kıyasla hemen her açıdan daha kırılganız. Bu durumda piyasaların sınırlı tepkisi için başka nedenler aramamız gerekiyor.Akla gelebilecek ikinci bir neden, bu dönemde yükselen kurları fırsat bilerek vatandaşlarımızın bol miktarda döviz bozdurmaları olabilir. Hiç verilere bakmadan, bu sava karşı şu şüpheli yaklaşım geliştirilebilir: Birincisi, neden kurun çok daha [Devamı]
    Küresel kriz, rahatsızlığımızı daha da şiddetlendirecektir
    Güven Sak, Dr. 08 Nisan 2008
    Küresel bankacılık krizi bitmiyor, yalnızca biçim değiştiriyor. IMF Başkanı Strauss-Kahn'ın evvelki gün İngiliz Financial Times gazetesinde vurguladığı tam da bununla ilgiliydi. Strauss-Kahn aslında kısa bir süre önce IMF Birinci Başkan Yardımcısı Alan Lipsky'nin söylediklerini tekrarlıyordu. Lipsky bir süre önce "daha önce düşünülmeyenleri düşünme zamanı"nın gelmekte olduğunu vurgulamıştı. Bakın şimdi IMF Başkanı da aynı noktanın altını kalın kalın çiziyor. Herkesin vurguladığı sonucu hemen çıkarabiliriz: TMSF sahneye çıkmadan bankacılık krizi bitmez. Peki, buraya gelince bankacılık krizinin etkileri bitecek mi? Hayır. Ama en azından "o bilançoda ne var?" merakı sona ermiş olacak. O merak sona ermiş olacak ama her ülke bu krizden bir biçimde de etkilenecek. Bundan kaçınmak müm [Devamı]
    Dikkat, şimdi daha kırılganız
    Fatih Özatay, Dr. 07 Nisan 2008
    Sorular şunlardı: Birincisi, neden dünya mali piyasalarında böyle büyük bir deprem yaşanıyorken, kurun ve faizin verdiği tepki sınırlı oluyor? İkincisi, bu sınırlı tepki neden bu kadar uzun bir zamana yayılıyor?Sınırlı tepkiden söz etmek haklı; zira 2006'da mali piyasalarda deprem değil de sadece çalkantı varken, hem kur hem de faiz çok kısa sürede ve çok hızlı bir biçimde yükselmişti. Mesela bir avro ve bir dolardan oluşan döviz sepetinin YTL karşılığı o zaman iki ayda yüzde 29 oranında artmıştı. Şimdiki artış ise yüzde 19 dolayında ve çok daha uzun bir sürede gözlendi bu. Benzer bir farklılık faiz için de geçerli: O zaman piyasa faizi neredeyse çalkantı öncesi düzeyinin iki katına sıçradı, şimdi ise sadece yüzde 15'lik bir artış var.Bu çok farklı tepkiyi açıklamak üzere akla y [Devamı]
    Çoğunluğu oluşturma aracı olarak ' korku'
    Hasan Ersel, Dr. 07 Nisan 2008
    Siyasal partilerin 'ötekini' bırakıp 'kendinden' söz etmeyi, ama böbürlenmeden söz etmeyi, öğrenmesi gerek. 'Ötekinden' korktuğumuz için filan partiye sığınma zorunda olmamalıyız. [Devamı]
    Felçli tavır sürerse 2008, kayıp yıl 2007'yi de aratacak
    Fatih Özatay, Dr. 06 Nisan 2008
    İzninizle bugün gündemi izleyerek Standard ve Poors'un (SP) kredi notumuzda yaptığı değişikliği ele alayım. İzleyen yazılarda daha önce verdiğim sözlerimde duracağım. Öncelikle de kur ve faiz konusuna döneceğim.Şubat ayının sonunda "Kredi notları ne işe yarar?" diye sormuştum. Zira piyasa göstergelerine göre notu çok daha düşük düzeyde olması gereken iki tahvil sigorta şirketinin notunu düşürmüyordu kredi notu veren şirketler. Tahvil sigortalayan şirketlerin kredi notlarındaki bir düşüş, ABD mali piyasalarının çok daha karışmasına yol açabilecekti. Muhtemelen bu nedenle de not veren şirketler, tahvil gelirlerini sigortalayan şirketlerin notlarını düşürme işini ağırdan alıyor ve onlara toparlanmak için biraz zaman tanımak istiyorlardı.Sigorta şirketlerinin notunu bugünkü koşullar [Devamı]
    Beethoven'in 9. senfonisini yeniden orkestralamaya cesaret etmek
    Hasan Ersel, Dr. 05 Nisan 2008
    Diyelim ki şiir alanında yetkin olduğunu herkesin kabul ettiği bir edebiyatçı var. Bu insan Nâzım Hikmet'e hayran. Özellikle de Kuvayi Milliye adlı yapıtını çok seviyor. Ancak, şiir tekniği açısından zayıf olduğunu düşünüyor. Bunu düzeltmek üzere bu yapıtı yeniden kaleme alıyor. Üstelik bunu akademik bir nedenle ya da edebiyat fakültesi öğrencilerine verilen derslerde kullanmak için de yapmıyor. Okurlar Nâzım Hikmet'in tadına daha iyi varsınlar diye yapıyor. Yadırgamaz mısınız? Kendi hesabıma bana garip gelirdi. Nâzım Hikmet'i kendi yazdığı biçimiyle okumayı tercih ederdim. [Devamı]